Yazılar

Link İnşasının Altın Kuralları

Hatırı sayılır bir takipçi kesimine sahip olan Moz Blog’un yazarı Cyruss Shepard’ın link inşasıyla ilgili yayınladığı videoyu sizlerle paylaşıyoruz. Link inşasının günümüzün SEO anlayışında hala önemli bir yere sahip olduğundan bahseden Shepard, birçoğunun düşündüğünün tamamen aksine link inşasına önem vermeden başarılı olunamayacağını söylüyor. Shepard videosunda link inşasıyla ilgilenen siteler ile konuyu önemsemeyenler siteleri iki ayrı basketbol takımı olarak örnekliyor. Link inşasını doğru şekilde yapan sitelerin her zaman maçı kazanacağını, ilgilenmeyenlerinse Google’ın keseceği cezalar yüzünden sahayı yenik terk edeceğini belirtiyor.


Cyruss Shepard’ın SEO çalışmaları açısından çok büyük öneme sahip link inşasıyla ilgili videosunda bahsettiklerinin herkes tarafından anlaşılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu sebeple sizler için video içeriğini Türkçeye çevirdik ve önem arz eden konuları başlıklar halinde geniş bir makale haline getirdik.

Link İnşası ve SEO

SEO ile ilgili başlıkların en önemlilerinden biri olan link inşasından bahsedeceğimiz bu yazıda, webmasterların ve firma sahiplerinin genellikle temkinli yaklaştığı link inşasında dikkat edilmesi gereken noktalara göz atacağız. Geçmişte yapılan hataların ağır faturalarını ödemek zorunda kalan birçok site sahibi link inşası konusuna temkinli yaklaşmaya veriyor ve son derece yanlış bir düşünceyle değişen Google algoritmasıyla birlikte link inşasının artık önemsiz bir detay olduğunu söylüyor. Hala Google algoritmasının “devasa” bir bölümü link inşasıyla ilgiliyken webmasterların ve site sahiplerinin link inşasıyla ilgilenmek tamamen vazgeçmesi ise büyük bir potansiyeli değerlendirme fırsatını ellerinin tersiyle itmeleri demek oluyor. İnsanlar link inşasının artık önemsiz olduğunu düşünüyor ve bu konuyla ilgilenmiyor çünkü link inşasının kurallarını bilmiyor.

“Kurallara göre oynarsanız” doğru link inşası ile SEO yarışında er ya da geç kazanırsınız. SEO çalışmalarıyla ilgilenmeye başladıktan kısa süre sonra hayal kırıklığına oynayan, istediği başarıyı elde edemediği gibi Google sıralamalarında daha da gerilere düşen birçok insan, link inşası konusuyla gerektiği gibi ilgilenmediği için yarışta gerilere düşüyor. Google’ın bir hata olarak gördüğü ve ceza kesmekte hiç mi hiç tereddüt etmediği konulara dikkat edilmesi halinde artan bir ivme yakalamak işten bile değil ki, hepimiz istediği de zaten bu değil mi?

SEO yarışından kopmamak, rekabetin bir parçası olmak isteyen herkesin link inşası gibi büyük önem arz eden bir konuyla yakından ilgilenmesi lazım. Eğer link inşasının kurallarını doğru şekilde anlarsanız, oyunu kuralına göre oynayamaya başlayabilirsiniz! Geçmişte dijital dünyada Google gibi bir otorite olmadığı için insanlar link inşa ederken işine ne yarıyorsa onu yapıyorken, Google algoritmasının standartları belirlemesi ile artık oyunu kurallarına göre oynamamak gibi bir lükse kimse sahip değil. Bugün neyin işe yaradığıyla ilgilenerek kısa süreli başarılar elde etmeye çalışanlar, suni bir yükselişin ardından bir daha geri dönmemek üzere ilk sıraları kaybediyor. SEO çalışmalarıyla uzun süreli başarı sağlamak isteyenlerin bugün işe yarayanlarla değil, yarın işe yaracaklarla ilgilenmesi gerekiyor.

Anchor Textlerinize Dikkat Edin

Öncelikle link inşa ederken yapmaktan ekseriyetle uzak durmanız gerekenlere göz atalım. Bunun içinse Google algoritmasının nereye baktığını, baktığı yerdeki verileri neye göre değerlendirdiğini anlamanız lazım. Büyütecinizi odaklamanız gereken ilk yer, kontrolünüzde olan linkler. Widget linkler, Blog ağları, profil imzası linkleri gibi web sitelerini işaret eden tüm linkler anchor text yoğunluğunuzu belirler. Google algoritması da zaten web sitelerinin anchor text üzerinden aldığı linklerle oldukça yakından ilgilenir.

Şimdiden şunu söyleyebilirim ki; Google’ın gelecekte alacağınız yeni linkler yüzünden sitenize keseceği cezaların büyük bir bölümü, anchor text yoğunluğunuzu olumsuz yönde etkileyen kalitesiz linklerle ilişkili olacaktır. Bu sebeple sitenizi işaret eden anchor textleri doğru şekilde yönetmeniz çok önemli.

Link Kabul Ederken Temkinli Olun

Sitenizi işaret eden bir linklerin, link yapısı doğru şekilde inşa edilmiş ve kullanıcı dostu bir web sitesindeki popüler bir sayfadan çıkması ile “çöplüğe dönüşmüş” forum başlığındaki bir profil imzasındaki anchor text üzerinden gelmesi arasında dağlar kadar fark vardır. Özellikle widget linkler, Blog yorum linkleri, forum profil imzaları gibi kalitesi tartışmaya açık olan linkleri kabul ederken ekstra dikkatli olmanızda yarar var. Sitenizin link profilini genişletmek isterken seçici olmanız, nicelik kadar niteliği de düşünmeniz lazım. Çok fazla anchor text manipülasyonu yapmanız Google’ın gözünden kaçmayacak, bu strateji kısa vadede başarılı olmanızı sağlasa dahi –ki genellikle sağlamaz- uzun vadede ciddi sıralama kayıpları yaşamanız kaçınılmaz olacaktır.

Anchor Text Manipülasyonu Yapmayın

Kimseden anchor text istemeyin ve sitenizin link yapısını suni müdahalelerle Google gözünde daha sevimli hale gelecek şekle sokmaya çalışmayın. Anchor text yoğunluğunu belirli anahtar kelimelere odaklanarak ideal hale getirmeye çalışmanın sonu yoktur. Çünkü buna kafa yormaya bir defa başlarsanız, ne kadar uğraşırsanız uğraşın işlerin kontrolünüzden çıkmaya başladığını ve anchor text yoğunluğunuzu bir türlü istediğiniz gibi ayarlayamadığınızı görürsünüz. Uzun vadede insanlar sitenize nasıl link vermek istiyorsa o şekilde vereceğinden, siz ne kadar uğraşırsanız uğraşın işinize yaramayacak kelimeler üzerinden de linkleriniz olacaktır. Kendinize bir “model” oluşturmaya çalışarak, “bu kelime işime yarıyor, bu yaramıyor” şeklinde müdahalelere başladığınızda, olumlu ya da olumsuz bu dışardan müdahale Google için bir manipülasyon olacaktır. Zira binlerce linkin işaret ettiği bir web sitesinin tüm bu linkleri sadece birkaç kelime üzerinden alması mümkün değildir.

Müdahaleden ne kadar uzak durursanız, sitenizin link profili de o kadar doğal olacaktır. Bırakın sitenize kim nasıl link vermek istiyorsa o şekilde versin. Bu linkler bazen no-follow linkler, bazen hiç işinize yaramayan linkler olabilir ama sonuçta her zaman doğal bir link yapınız olacaktır.

Site-wide Linklere Dikkat

Genellikle sitelerin sidebarlarında veya footer bölümlerinde yer alan site-wide linkler, kısaca her sayfadan görülebilen linklerdir. Navigasyon amaçlı olanlar hariç, yıllardır birçok webmasterın daha fazla trafik sağlamak üzere başvurduğu bu yöntem aslında doğru kullanılmadığı takdirde web sitelerine ciddi şekilde zarar verebiliyor. Google algoritması gözünde, ana metin kalıbında bulunan linklere nazaran site-wide linklerin değeri daha az olabiliyor. Tamamen editoryal bir yapıya sahip olan metinlerin içine gömülen linklerin tamamen bilinçli bir şekilde yerleştirildiğinden emin olan Google algoritması, site-wide linkleri ısrarla gözüne sokulmaya çalışan linkler olarak algılayabiliyor. Bu konuda istisnalar da olmasına karşın bu tür footer ve sidebar linkleriyle SEO yapmaya çalışmanın ilk tercihiniz olmamasında fayda var.

Link İnşasına Devam

Google yanlış yapıldığında ceza kesmeyi affetmiyor diye link inşasından vazgeçmeyin. Bir bütün olan SEO’nun hala en önemli bileşenlerinden biri olan link inşasıyla aktif bir şekilde ilgilenmek, nerede yanlış yaptığınızı öğrenerek gelecekte bu hataları tekrarlamamanızı ve bu sadece çok daha başarılı olmanızı sağlayacaktır. Link inşasında dikkat etmeniz gereken temel noktanın her zaman “dengeli bir dağılım” olduğunu unutmayın.

Dengeli Dağılıma Odaklanın

Aktif olarak link inşasıyla ilgilenen herkes, linklerinin her zaman belli bir dağılım dengesinde sahip olmasını sağlamalı veya en azından bunu yapmaya çalışmalıdır. Web sitenizi işaret eden linklerin hangi kelimeler üzerinden geldiği ve bu kelimelerin dağılım çeşitliliği, link profilinizin de doğallığını belirleyecektir. Sitelerin link profilinin mümkün olduğunca organik yapılı olması, bizim TamSEO+ olarak müşterilerimize sunduğumuz hizmetlerde de zaten en çok önem verdiğimiz konulardan biri.

Nasıl ki sitenizin içeriğinin niteliği genişledikçe daha fazla trafik potansiyeline sahip oluyorsanız, link profilinizin dengeli bir dağılıma sahip olması da SEO çalışmalarıyla daha başarılı olmanızı ve sonuç olarak aynı şekilde trafiğinizi arttırmanızı sağlar. Zaten link profilinin dengeli bir dağılıma sahip olması ile içerik hacminin artması birbiriyle oldukça yakından ilişkili konulardır. Bu yakın ilişki çoğu insanın gözünden kaçtığından SEO bağlamında yapılan çalışmalara karşın istenen başarı sağlanamamaktadır.

Link Değeri ve Trafik Kalitesi Arasındaki İlişki

Aklınızdan hiçbir zaman çıkartmamanız gereken önemli konulardan biri de, sitenizi gösteren linklerin kalitesi ile ziyaretçi trafiğinizin kalitesinin birbiriyle ilişkili olduğudur. Zira yayın içeriğiyle binlerce insanın “bir şeyler okumak” için ziyaret ettiği bir siteden çıkan link üzerinden sayfanıza gelen ziyaretçiler, web sitenizde de okuyacağı “yani uzunca zaman geçireceği” içerikler bulmayı bekler. İnternet kullanıcılarının 15-20 saniye zaman geçirdiği bir sayfadan sitenize link çıkışı yapılması, bu link üzerinden gelen trafiğinizin de kısa soluklu olacağı manasına gelir. Örneğin; Vikipedia gibi herkesin “bir şeyler okumak, yeni şeyler öğrenmek” için ziyaret ettiği bir mecradaki linkten sayfanıza gelen ziyaretçilerin sitenizde uzun süre geçirme potansiyeli çok daha yüksek olacaktır. Zaten Google algoritması da linklerin kalitesini bu şekilde değerlendirmektedir.

Linklerin değeri doğrudan sitenizi işaret eden linklerin niteliğiyle ilgilidir, niceliğiyle değil. Sitenize gelen kaç tane link olduğundan ziyade, daha kaliteli trafik için gelen bu linklerin niteliğiyle ilgilenmeniz çok daha yararlı olacaktır. Önem arz eden bir diğer konuda, sitenize gelen linkin sahibi olan web sitesi ile sizin siteniz arasındaki konsept uyumudur. Otomobil parçaları satışının yapıldığı bir web sitesini işaret eden linkin, SEO Blogu üzerinden gelmesi ile bir otomobil bloğu üzerinden gelmesi arasında büyük fark vardır. Otomobil bloğundan gelen linkin sağlayacağı trafik kalitesi, SEO bloğundan gelen linke nazaran çok daha fazla olacaktır.

Nofollow Alışkanlığı Edinin

Nofollow, zar zor edinilen linklerin geri çevrilmesiyle büyük bir fırsatın kaçırılması olarak görüldüğü için çoğu webmaster ve site sahibinin pek de sıcak bakmadığı bir konu. Ancak ne var ki, nofollow ettiğiniz inkler zaten SEO bağlamında işinize yaramayan linklerdir ve sitenize uzun vadede tahmin ettiğinizden de daha fazla zarar verebilir. Google’ın PageRank hesaplamalarında dikkate dahi almayacağı linklerle yola ağır aksak devam etmek yerine elinizi korkak alıştırmayın ve az ama kaliteli linkle yolunuza devam edin. Google algoritmasının nofollow ettiğiniz linkleri de gözden kaçırmadığını da unutmayın. Google’ın veritabanı oluşturmak için nofollow linkleri de incelediğini biliyoruz. Yine de “kaliteli olmaması durumunda”, sayfadaki her linkten çıkış yapılmasına ve PageRank hesaplamalarına katılmasına gerek yok.

Blog Yorum Backlinkleri

Günümüzde SEO ile amatör veya profesyonel olarak ilgilenilmesi fark etmeksizin, web sitesinin internet kullanıcılarıyla ve dolayısıyla Google ile arasının iyi olmasını isteyen herkesin link inşa ederken son derece dikkatli davranması gerekiyor. Link şeması oluştururken gerek ücretsiz olması gerekse de backlink konusunda pratik çözüm sunması nedeniyle Bloglar çoğu webmaster tarafından adeta altın yumurtalayan tavuk olarak görülse de, Blog içeriklerine yapılan yorumlardan çıkılan linklerin SEO çalışmalarına etkisi bilhassa son Penguen güncellemesinin ardından daha da tartışılan bir konu haline geldi. Binlerce üyesi olan SEO odaklı Google+ gruplarında ve dünyanın dört bir yanındaki webmaster forumlarında, Blog backlinklerinin SEO çalışmalarına etkisiyle ilgili birbirinden oldukça farklı fikirler dile getiriliyor. Google Web Yöneticisi Yönergeleri tarafından da dikkat çekilen link şemalarının doğru yapılandırılması, web sitelerinin de SEO açısından kaderini belirleyebilecek kadar büyük bir önem arz ediyor. SEO için bu kadar önemli bir konuyla alakalı olunca, Blog backlinklerine ne derece güvenilebileceği de tüm site sahipleri ve webmasterlar için görmezden gelinmesi mümkün olmayan bir konuya dönüşüyor.

Blog Odaklı Backlink Çalışmaları

Google bugüne kadar pek çok defa web sitelerinin arasındaki link alışverişinin hem Pagerank değeri hem de Google aramalarındaki sıraları değiştiren önemli bir etken olduğunu dile getirdi. Bu bağlamda bir web sitesinin Pagerank değeri ile Google sıralamalarındaki yerini değiştirmeye yönelik tüm link değişimlerinin link şemasına dahil olduğu söylenebilir ki, buna Bloglardan çıkan içerik ve yorum linkleri de dahil. Dolasıyı ile SEO açısından bakıldığında web sitesine Bloglarda yayınlanan yazılardan ve bu yazılara yapılan yorumlardan link almanın, bir web sitesinden backlink almaktan pek de farkı yokmuş gibi görünebilir. Ancak unutulmamasında şiddetle fayda var ki; web sitesinin Google sıralamasını ve Pagerank değerini etkileyen tüm link çalışmalarının iki yönlü olduğu, yani mevzu bahsi geçen etkinin pozitif olabileceği gibi negatif de olabileceğidir. Yani link şeması oluştururken Bloglardan gelen backlinklere güvenmek ve link inşasını tamamen Bloglar üzerine kurmak, dikkatlice yapılmaması halinde SEO açısından ciddi bir tehlike potansiyeli manasına da gelebilir.

SEO dendiğinde iki dudağı arasından çıkacak her kelimeye büyük bir dikkatle bakılan Matt Cutts, geçen hafta yayınladığı bir videoda pek çok konudan bahsederken herkesin merak ettiği Blog backlinkleriyle de ilgili birkaç cümle etti. Aslında videonun tamamen Blog yorumlarıyla ilgili yapılan tartışmalara bir cevap vermek üzere yayınlandığı dahi söylenebilir. Doğrudan konuyla ilgili yöneltilen bir soruyu cevaplayan Cutts, kendisi de dahil olmak üzere internette birçok insanın takip ettiği Bloglarda yayınlanan içeriklere yorum yaptığını ve bu yorumlarda çoğu zaman da link verdiğini belirtiyor. Bunun internet kullanıcıları için “organik” bir davranış olduğunu ifade eden Cutts, kendisinin de yorumlarında link vererek linkini verdiği web sitesi için backlink trafiği sağladığını ancak tüm bunları kendini temsil eden gerçek adıyla açılmış bir hesapla yaptığını söylüyor. Yani buradan anlaşılacak sonuç; onlarca farklı isimle açılan hesaplarla sadece Bloglara girerek yorum üzerinden backlink trafiği sağlamak ile kişinin zaten her gün kullandığı, Google hesabıyla ilişkilendirilmiş “tek bir hesap” üzerinden Blog yorumlarına link yazmasının birbirinden oldukça farklı şeyler olduğu.

Blog sitelerine yorum yazmanın doğal bir davranış olması ve birçok internet kullanıcısının bu yorumlarına link de eklemesi, bu sayede elde edilen backlinklerin de “organik” olduğu gösteriyor. Söz konusu SEO olduğunda sitemizdeki Çağdaş Akagündüz imzalı pek çok yazıda da defalarca dile getirildiği üzere, her ne yapılıyorsa yapılsın çalışmanın organik olması gerekiyor. Geçen ay başında devreye giren son kapsamlı Penguen güncellemesinin ardından algoritmanın bu tür davranışları “aşırı optimizasyon” (overoptimization) olarak algıladığı ve ceza kesmekte hiç çekinmediği artık kesin olarak bilindiğinden, Spammer olarak etiketlenmemek adına Blog üzerinden verilen linklerin hangi hesaptan verildiğine dikkat edilmesi gerekiyor.

Blog Backlinkerinin Güvenilirliği

Herhangi bir Blog sitesini kimlerin takip ettiği ve bu internet kullanıcılarının da kendi ismini taşıyan organik hesaplarını kullanıp kullanmadığını tek tek belirlemek mümkün olmadığından, siteyi işaret eden backlinklere bilhassa dikkat edilmesi gerekiyor. Zaten son güncellemenin Google+ kullanımına ve hesapların Google Plus ile ilişkilendirilmesine son derece önem verdiğini, güncelleme sonrası sitede yayınladığımız birkaç yazıda da belirtmiştik. Dolasıyla kişinin Google+ hesabıyla ilişkilendirdiği ve zaten her gün kullandığı gerçek bir hesap üzerinden Blog yorumları aracılığıyla backlink çalışması yapmasının SEO açısından çok büyük bir hata olduğunu söylemek mümkün olmasa da, hangi hesaplar kullanılarak yazıldığı belli olmayan Blog merkezli linklerin risk içeriği söylenebilir. Esasen burada herkesin kendi Blogunu düşünmesi gerekiyor. Nasıl ki herkes Blogunda yayınladığı bir yazının gerçek kişiler tarafından okunmasını ve bu kişilerin içerikle ilişkili yorumlarda bulunmasını istiyorsa, söz konusu Blog yorumları üzerinden gelen backlinkler olduğunda da linklerin gerçek kişiler tarafından verilmesi gerekiyor.

Herkes kendi kullandığı hesabıyla herhangi bir Blog sitesine yorum yazdığında ve bu yorumda da herhangi bir web sitesine link verdiğinde, SEO açısından zararlı bir şey yapmadığından ve bu davranışın tamamen organik olduğundan emin olabilir. Matt Cutts da ziyaret edilen Blog sitelerine istendiği kadar yorum yazılması ve bu yorumlarda da link vermekten çekinilmemesi gerektiğini dile getirirken, kişinin bunu “kendisinin yapması” gerektiğinin altını çiziyor. Bu şekilde Blog yorumlarında link vermenin Cutts için organik bir davranış olması, hepimizin kendi hesabıyla bu tür bir backlink trafiği sağlayabileceği manasına geliyor. Sonuç olarak bu durum O’nun için sorun teşkil etmiyorsa, bizim için de etmiyor demektir…

Ticari Amaçlı Sosyal Medya Kullanımı

Ticari Amaçlı Sosyal Medya Kullanımı

Günümüzün küresel ticaret hayatında dijital dünyanın sunduğu avantajlardan faydalanmak her ölçekten ticari işletme için ne denli büyük önem arz ediyorsa, ürün ve marka tanımı için sosyal medyanın etkin bir biçimde kullanımı da paralel derecede önemlidir. Ürün ve marka tanımı sosyal medyadan ayrılmaz bir bütün haline gelirken, söz konusu verimlilik olduğunda bu olguların her ikisi de aslında birbirine bağımlıdır.

Akıllıca tasarlanan, tamamen organik, müşteri memnuniyetini esas alan bir sosyal medya stratejisinin SEO açısından önemindense bilhassa son Google güncellemesinin ardından bahsetmeye dahi gerek yok. Doğru şekilde yapılandırılmış bir sosyal medya stratejisi gerek firmanın tanınırlığının artması ve marka değerinin yükselmesi gerekse de satışı yapılmak istenen ürün veya ürünlerin lansmanının istenen ilgiyi görmesi açısından göz ardı edilemeyecek öneme sahiptir. Sosyal medya üzerinden etkileşime geçilen müşteri kesimi firma için gerçek zamanlı olarak müşterilerin ürünlere olan ilgisini ölçme imkanı sunduğu gibi, aynı zamanda çoğu işletmenin çeşitli anketler için para harcayarak edinmeye çalıştığı geribildirimlere ücretsiz olarak erişim sağlama olanağı sağlar. Sosyal medya üzerinden etkileşim kurulan müşteriler firmanın ürünleri hakkındaki düşüncelerini; kimi zaman yorum yazarak kimi zaman paylaşımlara iştirak ederek kimi zamansa sadece ürünlerle ilgili linkleri beğenerek ifade eder. Sosyal medya üzerinden elde edilen ve tamamen ücretsiz olan bu bilgi, “doğru şekilde değerlendirmesini bilen” firmalar için çok önemli bir avantajdır.

 

Türkiye Sosyal Medya Kullanımında Zirvede

Nüfusa oranda bakıldığında dünya üzerinde Twitter, Foursquare ve Facebook gibi popüler sosyal medya araçlarının kullanımında ilk sıralarda yer alan Türkiye’de neredeyse nüfusun yarısı aktif olarak sosyal medyayı takip ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından bu yıl düzenlenen araştırmalar neticesinde elde edilen istatistikler, 16-74 yaş grubu arasında yer toplam bireylerin yaklaşık olarak %40’ının internet kullanıcısı olduğunu gösteriyor. Çok geniş bir yaş aralığına yayılan internet kullanımı, her yıl milyar dolarların döndüğü dijital pastadan kalınca bir dilim almak isteyen firmalar için sosyal medyanın öneminin daha da artmasına sebep oluyor. Ayrıca geçtiğimiz ay Google tarafından devreye sokulan yeni algoritmanın geçmiş yıllara nazaran SEO açısından sosyal medya kullanımına daha da fazla önem vermesi, firma sahiplerinin etkili bir sosyal medya yönetimiyle birlikte çift taraflı kazanç sağlamasına sebep oluyor.

Sosyal medyanın doğru şekilde kullanımı firma sahiplerinin hem marka ve ürün tanıtımı için astronomik reklam bütçeleri ayırmadan seslerini müşterilerine duyurmasına hem de oldukça etkili bir SEO çalışması yapmasına yani bir taşla iki kuş vurmasına imkan sağlamakta. Ulusal yayın yapan popüler televizyon kanalları dahi canlı yayınlanan programlarında sosyal medya ve bilhassa Twitter üzerinden izleyicilerin programla ilgili düşüncelerine erişim sağlıyor ki, bunun en iyi bilinen örneği Okan Bayülgen. Okan Bayülgen’in her yıl ismi değişen şovu başladığı anda artık Twitter’da program ile ilişkili hashtaglerin TT olduğu görülüyor ve zaten program da bu sosyal medya etkileşimini oldukça verimli bir biçimde kullanılıyor. Milyonların izlediği popüler televizyon kanalları ve programlar dahi mümkün olduğunda eşzamanlı izleyici etkileşimine yani bir nevi online müşteri etkileşime girmeye bu kadar önem verirken, dijital dünyada ticari faaliyette bulunmak isteyen firma sahiplerinin sosyal medya araçlarından uzak durarak başarılı olması mümkünmüş gibi görünmüyor.

 

Etkili Bir Sosyal Medya Çalışması

Sosyal medya araçlarını etkin bir biçimde kullanarak potansiyel müşteri kesimine adını duyurmak ve sattığı ürünleri tanıtmak isteyen firmaların öncelikle düzenli bir şekilde sosyal medya kullanıcılarının alışkanlıklarını ve kullanılan sosyal medya araçlarındaki trendleri takip etmesi gerekiyor. Genel sosyal medya kullanıcısının eğilimleri bilinmeden istenen sonuca ulaşılmasını sağlayacak bir sosyal medya yönetimi yapmak mümkün değil. Söz konusu ülkemizin dünya çağında liderliğe oynadığı Twitter olduğunda firmanın günlük olarak atılan tweetleri ve bu tweetlerde kullanılan hashtagleri takip etmesi dahi genel eğilim hakkında fikir edinmek için önemli bir analiz olacaktır. Bu sayede sosyal medya kullanıcıların güncelde hangi başlıklarla daha fazla ilgilendiği anlaşılabilir ve bu alanlarda gerek firmanın gerekse de ürünlerin tanıtımının ne şekilde yapılabileceği üzerine stratejiler geliştirilebilir. Popüler alanların marka değerini arttırmak ve ürün tanımı yapmak için kullanılması ise firmanın çok daha geniş bir müşteri potansiyeline hitap edebilmesine imkan tanır.

Sosyal medyanın etkili bir biçimde kullanılması için geniş kullanıcı çevresine sahip olan ve özellikle de kullanıcıların fikirlerine ya da kişiliğine saygı duyduğu isimleri kullanmak oldukça akıllıca bir hareket olacaktır. Twitter kişilikleri dendiğinde on binlerce takipçisi olan ancak gerçek hayatta kim olduğu dahi soru işareti olan kişilerden ziyade nispeten daha az kişiden oluşan bir sosyal ağı olan ancak gerçek hayatta tanınan kişileri tercih etmek daha doğru olacaktır. Zira bu tür kişilerin sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlar daha güvenilir bulunduğu için firmanın bu kişiler aracılığıyla adını duyurması ve ürünlerini tanıtması, marka ve ürün güvenilirliğinin de artmasını sağlar. Sosyal medya araçlarını yalnızca firmaların tanıtımlarını yapmak için kullanan hesaplar çoğu kullanıcı tarafından mimlendiği için firmanın bu bağlamda daha temkinli adımlar atması ve gerçek hayatta tanınan yani reel karakterleri kullanmaya gayret göstermesi gerekir.

Ürün tanıtımlarında güvenilirliğin arttırılması için Instagram veya Facebook gibi sosyal medya araçları kullanılırken mümkün olduğunca basit bir Google Görsel aramasıyla herkesin erişim sağlayabileceği görsellerden ziyade bizzat çekilen fotoğrafları kullanmaya gayret gösterilmelidir. Marka ve ürün değerinin tahmin edilenden de daha fazla düşmesine sebep olan yanlış görsel seçimi, etkili ve doğal yoldan yürütülmeye çalışılan bir sosyal medya çalışmasının güvenilirliğinin sorgulanmasına neden olabilir. Ayrıca yalnızca güçlü görseller kullanmaya değil, sosyal medya kullanıcıların ilgisini çekebilecek mümkün olduğunca kısa ifadelere de ihtiyaç vardır.

Twitter gibi mecralarda zaten kullanılabilecek karakter sayısı kısıtlıyken bir de bu kısıtlı karakteri boşa harcamak gibi bir lüks söz konusu değildir. Bunun için kullanıcının atılan tweete okuyacağı ilk birkaç kelimenin tanıtımın geri kalanının ne kadar ilgi çekeceği ve ne oranda paylaşılacağını belirleyeceği de unutulmamalıdır. Sadece atmak için atılan bir tweet ile üzerinde düşünülen ve sosyal medya kullanıcılarının ilgili olduğu alanları hedef alan “vurucu” ifadelerin geçtiği bir tweet arasında ciddi fark olacaktır. Bu şekilde üzerinde çalışılmış bir tweet, arada kaybolup gitmek yerine kullanıcıların ilgisini çekecek ve daha fazla RT alacaktır. Bunun dışında sosyal medya bir gün var olup üç gün kaybolmak diye bir şey olmadığının mutlaka unutulmaması ve düzenlenen çalışmanın içeriği her ne olursa olsun istenen geribildirimin sağlanması için paylaşımlara düzenli şekilde devam edilmesi gerekir.

Kullanıcı Dostu Sitelerle Kalıcı Başarı

Söz konusu SEO olduğunda “her nedense” genel olarak web sitelerini ziyaret eden kullanıcıların isteklerine göre değil de, Google’ın tahmin edilenden de daha fazla güncellenen algoritmasının isteklerine göre hareket ediliyor. Yalnızca 2012 yılında 600’den fazla kez güncellenen Google’ın algoritması, çoğu forumda ve blog sitesinde bahsi geçtiği üzere yılsa sadece birkaç kez güncellenmiyor. Küçük bilgi paketlerinden köklü değişimlere sürekli kendini yenileyen algoritmanın şekillenmesinde ise firma sahiplerinin, dijital pazarlamacıların ve webmasterların isteklerini pek de önemsemediği kullanıcı alışkanlıkları yer alıyor. SEO odaklı çalışmaların verimliliği dahi ölçülürken sitenin ziyaretçilerinin hangi reklamlara kaç kez tıkladığı bir referans noktası olarak alınırken, yapılan çalışmanın başarılı olup olmaması da istenen kelimelerde hangi sıralarda yer alındığına bakılarak yapılıyor.

Bu doğrultuda profesyonel olarak SEO danışmanlığı hizmeti veren ve “verdiğini iddia eden”; kişi ve firmalar dahi referans olarak çalıştığı web sitelerinin hangi kelimelerde kaçıncı sıralarda yer aldığını koyabiliyor. Şüphesiz çoğu sektör için kelime bazlı SEO çalışmaları yapmak kritik önem arz eden bir mevzu olsa da, uzun vadeli verimlilik ve müşterilerin “pozitif geribildirimleri” gibi konular hala ihmal edilmeye devam ediyor. Google’ın arama sonuçlarında ilk sıralarda göstermek isteyeceği bir web sitesine sahip olmak için markanın algoritmasını güncellemesinin asıl nedeni olan internet kullanıcılarının isteklerinin ve alışkanlıklarının mutlaka göz önüne alınması gerekiyor.

 

Her Yönüyle Kullanıcı Dostu Siteler

Bireysel veya ticari amaçlara hizmet ediyor olması fark etmeksizin bir web sitesinin kullanıcı dostu olduğundan bahsedilirken, bu sitenin sahibi ile Google’ın yaptığı tanım ne denli farklı ise sitenin arama sonucu sıralamalarındaki başarısı da doğru orantılı olarak azalıyor. Zira Google’ın algoritmasını sürekli güncellerken bir yandan da kullanıcı dostu site tanımını da değiştirmesi ve geliştirmesi, site sahiplerinin seneler önceki bilgileriyle kaliteli bir web sitesine sahip olmasını imkansız hale getiriyor. Site üzerinden yayınlanan içeriğin arama motoru algoritması için değil de okuyucular için yazıldığı, web sitesi dizaynının yayınlanacak olan reklamların yerini Adwords’e beğendirmek için değil de kullanıcılar için tasarlandığı, Google+ ve popüler sosyal medya platformlarındaki etkinliklerin algoritmanın gözüne girmek için değil de kullanıcı etkileşimi sağlamak için yapıldığı sitelerden ancak kullanıcı dostu olarak bahsedilebilir. SEO olarak tanımlanan tüm organik çalışmaların interneti kullanan “insanlar” için değil de bir algoritma için yapıldığının düşünülmesi, istenen “uzun vadeli” başarının da ne kadar para ve emek harcanırsa harcansın bir türlü elde edilememesine neden oluyor.

En basitinden Facebook veyahut Twitter hesapları üzerinden yapılan paylaşımların çok fazla ilgi göstermesini isteyenlerin sosyal çevresinden içeriğini paylaşmasını istemek yerine, gören herkesin zaten ilgisini çektiği için paylaşmak isteyeceği içerikler üretmeye odaklanması gerekiyor. Doğal olan yol varken sürekli olarak suni zorlamalarla çalışmaları Google algoritmasının gözüne sokmaya çalışmak yorucu, zaman alan ve harcanan paranın boşa gitmesine neden olmanın da ötesinde istenen hedefe de varılamamasına neden oluyor. Bu tür suni zorlamalarla web siteleri ancak boşa kürek çekiyor…

 

Sitenin Kullanıcılara Göre Yapılandırılması

Web sitesini ziyaret etsin etmesin tüm internet kullanıcıları için faydalı içerik üretmeye odaklanan bir web sitesinin, aniden ortaya çıkan köklü bir Google algoritma güncellemesi ile sıralama sonuçlarında tepe taklak olması çok güç ve çoğu zaman da mümkün değildir. Ülkemizin ilk devlet kanalı olan ve geçen zaman içinde dijital teknolojilere yaptığı milyar liralarca yatırımla dev bir portal haline dönüşen TRT’nin tek bir Google güncellemesi ile sıralama sonuçlarından tamamen silinmesi mümkün mü? Kuşkusuz ki, değil… Birkaç kişinin değil, yüzlerce insanın görev aldığı ve sosyal medya üzerinden zorlamayla değil “yüz binlerce internet kullanıcılarının kendi arzusuyla” takip ettiği dev portallar yalnızca kullanıcılara faydalı içerik sağlamak için çalıştığından, Google’ın yeni algoritma güncellemesinden korkmalarına da gerek kalmaz. Zira unutulmaması gereken; Google’ın köklü algoritma güncellemelerine gitmesinin perde arkasında yatan neden; kullanıcılara yarar sağlamak için içerik üreten sitelerini değil, sıralama sonuçlarının daha tutarsız hale gelmesine ve kullanıcılara yarar sağlamayı ikinci planda bırakan web sitelerini cezalandırmaktır.

Bu tür kullanıcı dostu olmaktan uzak olan web sitelerinin Google aramalarında tutunamamasını sağlamak için bu güne kadar ne kadar fazla algoritma güncellemesi yapıldıysa emin olunması gerekir ki, gelecekte de bu amaçlı güncellemelere devam edilecektir. Bu tür algoritma güncellemeleri kullanıcı dostu web sitelerine herhangi bir zarar vermediği gibi aksine sitenin Google sıralamalarındaki yerinin sağlamlaşmasını ve dolayısıyla SEO ile gelen başarının tam da istendiği gibi “kalıcı” olmasını sağlar.

 

SEO Çalışmalarının Kullanıcılar İçin Yapılması

Site için veya dışı fark etmeksizin SEO planlamalarının odağına algoritmayı değil, sitesini ziyaret eden kullanıcıları yerleştiren tüm web sitelerinin Google ile arası her zaman iyidir. Çünkü web sitelerinin aslında Google ile arasını iyi tutmaktan ziyade kullanıcılarla arasını düzeltmeye çalışması gerekir ki, Google algoritması da zaten internet kullanıcılarının dostu olan web sitelerine öncelik vermeyi esas alır. Yani Google SEO veya Google dostu web sitesi dendiğinde asıl kast edilen, sitenin kullanıcılarının isteklerine ne ölçüde yanıt verebildiğinden başka bir şey değildir. Web sitesinin kullanıcıları için daha faydalı, daha kolay kullanılabilir, sosyal medya etkileşimini daha kolaylaştıran bir hale getirmek için yapılan tüm çalışmalar eninde sonunda Google’ın da web sitesine hak ettiği değeri vermesini sağlayacaktır.

Son algoritma güncellemesinin vaat ettiklerini ne ölçüde yerine getirebildiği apayrı bir tartışma konusu olarak bir kenara dursun, Google’ın hizmet mantığının odağında bu bahsi geçen kullanıcı odaklı çalışmaların yer aldığı ve gelecekte yapılacak tüm güncellemelerinin konusunun da yine kullanıcılar olacağı ise aşikardır. Zaten sitede Çağdaş Akagündüz tarafından üretilen birçok içerikte bahsi geçen “organik” SEO çalışmalarından kast edilen de budur. Aksi takdirde yapılan optimizasyon çalışmalarının içeriği ve boyutu ne olursa olsun her şey bir algoritmanın tatmin edilmesi için yapılır ki, bu da SEO çalışmasının doğallıktan uzaklaşması manasına gelir.

Anahtar Kelime Odaklı SEO Çalışmaları

Ekim başında devreye giren ve girdiği gibi sıralamalarda da köklü değişimlere neden olan yeni Google algoritması, internet kullanıcılarının değişen alışkanlıklarını bugünden öngörmek ve geleceğin internet dünyasını şekillendirmek adına ilk adımların atılmasını sağlamayı amaçlayan bir değişimin başlangıcı. Önceki senelerde yapılan Panda ve Penguen güncellemelerinden farklı olarak yeni algoritmanın tamamen olmasa dahi büyük oranda farklı bir bakış açısında sahip olması, anahtar kelime odaklı SEO çalışmalarında da farklı bir strateji benimsenmesini gerektiriyor. Bizzat Google tarafından yapılan açıklamalar doğrultusunda uzun kuyruklu anahtar kelimelerin (Long Tail Keywords) bazı alanlarda Google aramalarının %20’sinde kullanıldığı belirtilirken, bu oranın farklı ülke ve alanlarda %40-%50 seviyesine kadar çıkabildiğinin de altı çiziliyor. Google tarafından açıklanan istatistiksel veriler arasında özellikle firma sahiplerinin, webmasterların ve dijital pazarlamacıların gözden kaçırmaması gerekense; dünya genelinde Google Arama Motoru üzerinden yapılan “tüm aramaların” yaklaşık olarak %20’sinin çok uzun kuyruklu anahtar kelimeler (Extremely Long Tail Keywords) kullanılarak yapıldığı…

 

Arama Motoru Kullanımında Değişen Alışkanlıklar

Mobil internetin hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte Google da algoritmasını konum odaklı bir şekilde geliştirmeye yöneldi. Google sorgularında kullanıcının bulunduğu konum kendisine sunulan arama sonuçlarını ciddi derecede etkilerken, mobil kullanıcıların sesli arama uygulamalarını her geçen gün biraz daha sık kullanması da algoritmada köklü değişimler yapılmasına neden oldu. Günlük yaşamda kullanılan dilin, arama motoru başına geçildiğinde kullanılan yazım diliyle kıyas dahi kabul etmeyecek kadar kompleks bir yapıya ve çoklu varyasyona sahip olması neticesinde arama motoru kullanıcılarının kullandığı terimler de daha kompleks bir yapı kazanmaya başlıyor.

Apple kullanıcıların ilk zamanlarda çok fazla şikayet ettiği ve hatta dalga geçtiği Siri’nin uzun çalışmalar sonrasında ABD pazarındaki kullanıcıları memnun edebilecek seviyeye gelmesi, mobil kullanıcıların Google aramalarında sesini kullanmayı tercih etmesine neden olmakta. Android için de bu tür sesli arama uygulamalarının geliştirilmesi sonucunda Google aramalarını çok pratik bir şekilde yapabilen kullanıcılar, söz konusu teknoloji olduğunda her zaman olduğu gibi seçimini “pratiklikten yana” yapıyor. Bütün bunların ötesinde milyar Dolarlık bir yatırım olarak herkesin merakla beklediği Google Glass’ın da kısa zamanda hemen herkesin gözünde görülecek olması, Glass kullanıcılarının da bütün Google sorgularını sesli olarak yapacağı anlamına geliyor. Zaten Google Glass’ın birincil yazılım katmanın sesli komutları algılamaya yönelik olduğunun açıklanması, Google’ın sesli aramalara ne kadar önem verdiğini gösteriyor. Dil kullanarak Google üzerinden herhangi bir şey arayan kullanıcıların çok ama çok daha uzun ve kompleks arama terimlerini kullanması, konunun dönüp dolaşıp yine uzun kuyruklu anahtar kelimelere gelmesine sebebiyet veriyor. Zaten internet kullanıcılarının tüm bu değişen arama motoru kullanım alışkanlıkları Google’ın güncellemeye gitmesine ve bu güncellemenin odağına da geleceğin kullanım alışkanlıklarını koymasına neden oldu.

 

Uzun Kuyruklu Anahtar Kelimelerle Daha Tutarlı Sonuçlar

Google’a doğrudan yöneltilen eleştirilerin başında, arama motorlarına birkaç kelime yazarak yani “Short Tail Keywords” kullanılarak arama yapıldığında kullanıcıların aradığı içerikle ilgisi bile olmayan birçok siteyi ilk sayfalarda görmesi geliyor. Sadece arattığı kelimenin içinde geçtiği ancak yayınlanan içeriğin aradığı şeyle ilgisi bile olmayan web sitelerini ilk sayfalarda gören Google kullanıcıları, ister istemez yeni bir arama yapmaya ve bu aramasında da daha uzun arama terimleri kullanmaya yöneliyor. Google bu durumu fark ederek kullanıcı memnuniyetini azami seviyeye çıkartma amacıyla algoritmasının daha kompleks arama terimlerini algılayabilecek ve bu doğrultuda çok daha tutarlı sonuçlar sağlayabilecek hale gelmesini istiyor. Bunun için artık Google, arama motoru kullanarak aradığı içeriğe doğrudan ulaşmak isteyen kullanıcılara daha kompleks arama terimleri kullanmayı öneriyor.

Bütün bu gelişmelerse, geçmişte kısa anahtar kelimeleri esas alan SEO çalışmalarına odaklanan web sitelerinin bütün SEO stratejisini gözden geçirmesi gerektiği manasına geliyor. Çoğu webmaster, firma sahibi ve dijital pazarlamacı uzun kuyruklu anahtar kelimelerin aranma hacimlerine teker teker bakarak, bu aranma hacmi çok düşük olan uzun terimler için çalışma yapmanın zaman kaybı olduğunu düşünüyor. Ancak değişen algoritma ile birlikte önemi artan uzun kuyruklu anahtar kelimeleri tekil bir biçimde değil, çoğul olarak değerlendirmek gerekiyor. Firma sahibinin faaliyet gösterdiği sektörü ilgilendiren konularda yapılan Google aramalarında kullanılan “tüm uzun kuyruklu anahtar kelimelere bakıldığında”, toplam arama hacminin firma sahibinin SEO çalışması yaptığı kelimelerden bile daha fazla aranma hacmine sahip olduğu görülebiliyor. Resmin tamamını görmek için uzun kuyruklu anahtar kelimeler bir bütün olarak ele alınmalı ve tüm bu uzun kelime öbeklerinden oluşan arama terimlerinin toplamda nasıl bir ziyaretçi trafiğine işaret ettiğine bakılmalı.

 

Uzun Kuyruklu Anahtar Kelimelerin Tespiti

Google araçlarını kullanan tüm webmasterların çok iyi bildiği gibi, uzun kuyruklu anahtar kelimelerin tespit edilmesi pek de kolay bir iş değildir. Zaten uzun kuyruklu anahtar kelimeleri de içine alan ve uzun vadeli başarı vaat eden bir SEO çalışması yapmanın en zor yanı; tüm bu uzun kelime öbeklerinden oluşan terimlerin tespit edilmesidir. Ancak Google’ın yeni algoritmasıyla birlikte kullanıcılara daha tutarlı sonuçlara ulaşmak için daha kompleks arama terimleri kullanmayı önermesi, gün geçtikçe bu pek fazla önemsenmeyen uzun kelime öbeklerinin SEO açısından sahip olduğu önemin artacağını gösteriyor. Sesli aramanın sunduğu tartışma götürmez pratiklik nedeniyle her geçen gün daha da fazla internet kullanıcısı Google sorgularını sesini kullanarak yapacak ve bunun neticesinde de arama terimleri günden güne daha da kompleks bir yapı kazanacak.

Şüphesiz şuan için hala Google sesli aramalarının istenen verimlilikle çalıştığını söylemek mümkün olmasa da, internet kullanıcılarının eğiliminin bu yönde olması sebebiyle Google da sistemini geliştirmeyi sürdürecek. Zaten çoğu insan Google’ın yılda yalnızca birkaç defa algoritma değişimine gittiğini düşünse de, Google’ın kendi açıklamalarına bakıldığında algoritmanın sadece 2012 yılında “600’den fazla kez güncellendiği” görülüyor. Yani bir başka değişle Google farkında olmasak da durmaksızın algoritmasını güncelliyor ve tüm bu güncellemelerin odağında da arama motoru kullanıcılarının alışkanlıkları yer alıyor. Uzun vadeli başarı için doğal bir SEO planı yapmak isteyen herkesin, bütün bu sebeplerden dolayı uzun kuyruklu anahtar kelimelere biraz daha fazla önem vermesi gerekiyor.

Google Plus Hesaplarının Yönetimi

En hızlı büyüyen sosyal network sitesi olmasına karşın ülkemizde hala çoğu firmanın, yöneticinin, yayıncının, webmasterın ve dijital pazarlamacının önemini tam manasıyla kavrayamadığı Google Plus, bir Google markası olarak arama motoru sonuçlarının iyileştirilmesine geçmişe nazaran çok daha fazla destek sağlıyor. Bu bahsi geçen destek daha önceki dönemde de önemli olsa da, Google+ hesaplarının önemi bilhassa son algoritma güncellemesinin ardından katlanarak arttı. Google sosyal network markasından kolay kolay vazgeçmeyeceğini zaten daha önce açıkça ifade etmişti ki, yeni güncellemenin ardından artık arama sonuçlarında üst sıralarda bir yere sahip olmak isteyenlerin Google+ hesaplarını “doğru şekilde yönetmesi” zaruri bir ihtiyaca dönüştü. Hızlı büyümesinin de ötesinde dünyanın en popüler arama motorunun arama sonuçlarını iyileştirmek için bir referans olarak Google+ hesaplarına başvurması, geleceğin dijital dünyasında kalıcı bir yer edinmek isteyen herkesin Google Plus hesaplarıyla biran önce ilgilenmeye başlamasını gerektiriyor. Hala çoğu firmanın, içerik yayıncısının ve dijital pazarlamacının bir G+ hesabı olmadığı ve kimilerinin de mevcut hesaplarıyla fazla ilgilenmediği düşünülürse, etkili bir SEO çalışması yapmak için kolları bugünden sıvamakta fayda var…

İçeriğin Kalitesi ve Yayıncının Güvenilirliği

Firma sahiplerinin, dijital pazarlamacıların ve içerik yayıncılarının büyük bir bölümünün hala pek de ısınamadığı Google Plus, yeni algoritmanın arama sonuçlarını iyileştirmek için sıkça başvurduğu temel unsurlardan biri haline geliyor. Batılı internet kullanıcıları birbiri ardına birer Google+ hesabı edinirken, arama motoru sonuçlarının sıralanmasında önemi muazzam derecede büyük olan “kaliteli içerik ve güvenilir içerik yayıncısı” kavramları da ciddi bir değişim geçiriyor. Tek bir dilbilgisi hatasının dahi bulunmadığı, tam anlamıyla özgün bir şekilde üretilen, güvenilir referanslara başvurularak hazırlanan ve site ziyaretçisini ilgili konuda bilgilendirmeyi amaçlayan içerikler “tam manasıyla” kaliteli içerik olarak sınıflandırılmadığı gibi; bu tür içerik yayını yapan web siteleri de istenen niteliklere sahip güvenilir yayıncılar olarak görülmüyor. Zira Google artık içerik yayıncılarının Google+ üzerinde de faal olmasını istiyor.

Google+ hesaplarının arama sonuçlarında arzu edilen yerlere gelmek üzere etkin bir biçimde kullanılması, yeni algoritmanın içerik yayıncısını ve dolayısıyla yayınladığı içeriği; güvenilir ve kaliteli olarak tanımlamasında geçmişe göre çok daha fazla yarar sağlıyor. Ancak iki ucu keskin bir bıçak olan Google+ etkin şekilde kullanılmak istenirken sadece “doğrudan link paylaşımı” yapma aracı olarak görülürse, bu durumun yarardan öte zarar vermesi de mümkün. Çünkü G+ hesaplarının etkin kullanılmasından kast edilen her içeriğin paylaşılması değil; Google+ topluluklarında etkin olunması, kullanıcı sorularına akılcı cevaplar verilmesi, başkalarının sorduğu sorulara verilen yanıtların paylaşılması, kendi paylaşımlarının +1’lenmesini beklerken başkalarının paylaşımlarını da +1’lemek gibi gerçek manada bir etkinlikten söz ediliyor. Uzun vadeli bir başarı elde etmek ve SEO çalışmalarıyla yerleştiği üst sıralarda kalıcı olmak isteyenlerin SEO stratejilerine Google Plus’ı dahil etmemesi, yeni güncellemeyle iyiden iyiye rotasını belli eden Google ile ters düşülmesi ve dolayısıyla istenen başarının da yakalanamaması manasına geliyor.

Google Plus Profillerinin Zenginleştirilmesi

Boşlukları doldurmak, belki de Google+ kullanımına başlamak ve bunu da zengin bir profille yapmak için herkes tarafından benimsenebilecek en yararlı çalışma olacaktır. Boşlukların doldurulması aslında yalnızca Google Plus hesaplarının etkin kullanımı için değil, söz konusu sosyal medya olduğunda da bütün araçlar için geçerli temel bir kuraldır. Ancak Google+ kadar hızlı büyüyen bir sosyal network düşünülürse, profilde “detay” olarak görünen en ufak bilgi kırıntılarının dahi arama motoru sonuçlarının iyileştirilmesi için G+ hesabına başvurduğunda ciddi bir fark yaratması olası. “Arama hacmi yüksek, orta ve uzun vadede aranma potansiyeli bulunan anahtar kelimelerin” profil bilgilerini doldurulurken kullanılması, Google+ profilinin zenginleştirilmesi için yapılacak olan çalışmaların ilk adımıdır. Tüm önemli ve web sitesinin hedeflerini ilgilendiren alanların kapsamlı bir biçimde doldurulması, G+ profilinin çok daha zengin bir dijital kimlik haline gelmesine yardımcı olacaktır.

Profile düzenli aralıklarla görsel eklenmesi ve yapılan paylaşımlarda mümkün olduğunca “Hashtag” kullanılması, profilin daha fazla dikkat çekmesine de yardımcı olacaktır. Google+ profilini ziyaret eden kullanıcılar, tüzel veya gerçek kişiyle ilgili genel bilgilere ve paylaşımlarına tek bir fare hareketiyle erişim sağlayabiliyor. “Hakkında” sekmesi altında G+ profili sahibinin eğitim bilgilerinden iş deneyimine, ilgi alanlarından takip ettiği gruplara, sahibi ya da takipçisi olduğu web sitelerinden sosyal ağlarına kadar onlarca farklı bilgiye erişim sağlanabiliyor. Tüm bunlarsa, Google+ profili üzerinden onlarca farklı konuda “bilgi ve link paylaşımı” yapılabilmesi manasına geliyor. Bu ise amatör ya da profesyonel olarak SEO ile ilgilenen herkesin ciddi manada kaçırılmaması gereken bir fırsat…

Google+ Profillerinden Paylaşılanlarla Dijital Kimlik Belirlenmesi

Öneminin her geçen gün biraz daha arttığı Google+, Google için artık internet kullanıcılarının dijital nüfuz cüzdanı olarak görülüyor. Bu doğrultuda Google Plus profili üzerinden yapılan paylaşımları değerlendiren Google, tüzel veya gerçek kişinin paylaşımlarının hangi konularla alakalı olduğuna göre bir nevi “uzmanlık alanı tespiti” yapıyor. Algoritma güncellemesi ile daha tutarlı sonuçlar sunmak üzere yeni nesil şematik arama mantığını devreye sokan Google, arama sonuçlarının iyileştirilmesi için başvurduğu Google+ hesaplarını içerik yayıncıların dijital kimliğini tespit etmek için kullanıyor. Yani Google+ profilinde sürekli olarak “mobilyalar” ile ilgili paylaşımlar yapan bir yayıncı, kendi web sitesinde bu doğrultuda bir içerik yayını yaptığı zaman arama motorunun bu içerik paylaşımına yaklaşımı da çok daha farklı oluyor. Kişinin Google+ hesabı üzerinden yaptığı paylaşımların neyle alakalı olduğunun anlaşılması için yeni algoritmaya yardımcı olmak ve daha fazla kullanıcının yapılan link paylaşımlarına ulaşması içinse yukarda bahsi geçtiği üzere “Hashtag” kullanımına özellikle dikkat edilmesi gerekiyor.

Artık klasikleşen “bilindik kurumsal dille” doldurulmuş profiller Google+ üzerinden ilgi çekmediği gibi, baştan aşağı bu tarz kurumsal bir dilin kullanıldığı içerik başlıklı paylaşımlar da kullanıcılardan beklenen ilgiyi görmüyor. Google kullanıcıların belirli alanlarda “yaratıcı, ilgi çekici, faydalı olmayı amaç güden, özgün, farklı konulara değinen” içerikler yayınlamasını arzu ettiğinden SEO çalışmalarına fayda sağlamak için Google+ hesaplarını etkili bir şekilde yönetmek isteyenlerin “biraz emek sarf etmesi” gerekiyor.

Google+ Profilinin Kolay Bulunmasını Sağlama

Google+ hesabının içeriğinin doğru şekilde doldurulmasının asıl önemi, hesabın kolay bir şekilde bulunması ve “arama motoru tarafından da kolay anlaşılabilmesini” sağlamak. Herhangi bir bilginin paylaşılmadığı bomboş bir Google+ profilinin hayalet bir kasaba misali hiçbir ziyaretçisinin olmayacağı aşikar. Bu sebeple G+ hesabının zenginleştirilmesi esnasında verilen bilgilerin, gerek arama motoru gerekse de Google+ kullanıcının arama alışkanlıkları göz önünde bulundurularak girilmesinde büyük yarar var. Web sitesi üzerinden yapılan yayınların Google+ hesaplarıyla paylaşılmasına olduğu kadar, web sitesinin de Google+ profillerine daha fazla ziyaretçi çekmek ve daha fazla takipçiye sahip olmak için kullanılmasına dikkat edilmesi lazım. Sosyal medya araçları ve Blog sitelerinin; Google+ profilinin daha fazla kullanıcı tarafından ziyaret edilmesi, daha fazla kullanıcının takipçi listesine eklenmesi, paylaşımların daha fazla +1’lenmesi ve paylaşımlara daha fazla yorum yapılması için etkili bir araç olduğunun da göz ardı edilmemesinde fayda var.

Google+ toplulukları ve profil sahibinin çevresi de paylaşımların daha fazla kişiye ulaştırılması açısından bir hayli önemli. G+ hesabının daha etkin bir biçimde kullanılması için sadece ilgilenilen alanlarda faaliyet gösteren topluluklara üye olmakla kalmayıp, başka Google+ kullanıcıları da bu topluluklara davet etmeye çalışılması da gerekiyor.