Yazılar

SEO’da Başarı Trafikle Ölçülmez

Uzun yıllar boyunca denenmiş ve çoğu web sitesine de büyük fayda sağlamış anahtar kelime ve sıralama odaklı SEO çalışmaları, 2014’e sayılı günler kala gerçekleştirilen son geniş kapsamlı algoritma güncellemesinin ardından efektifliğini yitirmiş gibi görünüyor. SEO çalışmalarının anahtar kelimelere ve sıralamalara göre değil, kullanıcılara ve arama eğilimlerine göre yapılmaya başlandığı yeni bir döneme geçmiş durumdayız. Bir başka ifadeyle internetle birlikte Google algoritmasıyla evrim geçirmeye devam ederken, bir zamanların klasikleşmiş SEO uygulamaları da evrim geçirerek yeni trendlere uyum sağlıyor. SEO’nun tarihçesine baktığımızda öncelikle anahtar kelime sıralamalarına odaklı bir sistematikle karşılaşsak da, geçen seneler içinde her şey gibi bu sistematikte de köklü değişimler oldu. Bu değişimlerse SEO çalışmalarının daha modern ve kullanıcı etkileşimine odaklı bir yapı kazanmasını sağlıyor.

Firma sitelerine maksimum düzeyde potansiyel müşteri çekecek kelimelerde üst sıralarda yer almaya yönelik SEO çalışmaları hala kısa vadede etkili sonuçlar alınmasını sağlarken, bu çalışmaların uzun vadede işlevsiz kalacağı kesinleşmiş gibi görünüyor. Geleceğin SEO mantığı; web sitelerini kaç kişinin ziyaret ettiğinden ziyade bu ziyaretçilerin kaçının satılan ürün veya hizmeti satın alma eğiliminde olduğuna odaklanan SEO çalışmaları üzerine kuruluyor. Yani daha basit bir ifadeyle artık web sitelerin trafiğinin niceliğini değil, niteliğini arttıracak SEO çalışmaları yapmak gerekiyor. Son kullanma tarihi geçmek üzere olan SEO çalışmaları ile web sitesinin yüksek arama hacimli kelimelerde üst sıralarda yer alması ve bu sayede daha fazla ziyaretçi çekmesi “şuan için” mümkün olsa da, bu ziyaretçi artışı firma sahiplerine ürün ve hizmet satışı olarak geri dönmediği için gelir artışı sağlamıyor.

Eski Usul SEO Çalışmaları

Eski usul bir SEO anlayışı ile herhangi bir ürün veya hizmetin daha da fazla satılmasını sağlamak, artık çok daha fazla emek sarf etmeyi ve risk almayı gerektiriyor. Sosyal medya etkileşimini ve mobil kullanıcıları göz ardı ederek tamamen anahtar kelime ve sıralama odaklı bir SEO çalışması yapmak isteyenlerin izleyeceği yol haritası belli. Bu eski usul SEO çalışması için öncelikle anahtar kelimesi araştırmasına girişmek ve sonrasında da hangi arama terimlerinin popüler olduğunu saptamak gerekiyor. Popüler arama hacmine sahip olan anahtar kelimeleri bir de rekabete göre değerlendirdikten sonra nasıl bir SEO çalışması yapılacağı da az çok belli oluyor. Bu artık modası geçmek üzere olan SEO anlayışında, son olarak ilgili anahtar kelimeler için sayfalar ve linkler oluşturulur.

Bu şekilde ön çalışmanın tamamlanması ile anahtar kelimeler üzerinden SEO yapmaya başlanır ki, kısa süre içinde istenen kelimelerde yükselme sağlanır. İlk bakışta ilgili sayfaların hatırı sayılır oranda trafik getirdiği görülür ancak ürün satışları çok düşük olduğu için ziyaretçi sayısının hala az olduğu düşünülür. Firma sahibi sıralamaları kontrol ettiğinde hala sitesinin zirveye gelmediğini görür ki, aynı çalışmaların dozunu arttırarak daha da fazla ziyaretçi çekmesi gerektiği hükmüne varır. Şayet ilk sıraya yükselirse ilgili sayfalara daha fazla ziyaretçi geleceği için ürün satışlarının istediği seviyeye ulaşacağını zanneden firma sahibi, bu doğrultuda anahtar kelimeye odaklanan SEO çalışmalarında gaza sonuna kadar basar. Bu da sonun başlangıcı olur…

Anahtar Kelime Odaklı SEO’nun Problemi

Yukarda bahsettiğim durum, bugüne kadar sayısız firma sahibinin karşılaştığı ve hala da karşılaşmaya devam ettiği bir kısırdöngü. Yapılan çalışma asla yeterli bulunmadığı için daha da fazla yükselmek için sadece belirli kelimeler üzerinden SEO yapılması ve dozun da sürekli arttırılması, Google’ın yapılan suni çalışmayı fark etme süresini daha da kısaltır. Sonuç olarak bir anda tepetaklak olan site üst sıralara kalıcı olarak veda eder. Zira problemin sadece daha da yükselememesinde olduğunu düşünen site sahipleri ise her şeye sıfırdan başlayarak, aynı hatalı SEO çalışmalarını tekrarlar. Problem web sitesine yeterli ziyaretçi gelmemesi olmadığından, sitenin istenen kelimede birinci veya onuncu sırada yer alması hiçbir şeyi değiştirmez. İstenen kelimelerde yükselerek siteye daha fazla ziyaretçi çekmek, ziyaretçilerin %1’lik bölümü dahi satın alma eğiliminde olmadığı müddetçe hiçbir işe yaramayacaktır. Firmanın ilgili sayfalarını her gün sadece 100 kişi ziyaret edebilir ancak bu ziyaretçilerin %20’si ürün satın aldığında her gün 20 ürün satılmış olur. Aksi olması halinde istenen sayfalara her gün 1000 kişi girse bile satış oranı %1 bile olmadığından, firma her gün 10 ürün dahi satamaz. Sonuç olarak düşük ziyaretçi trafiğine ancak yüksek trafik kalitesine sahip olan site sahibi çok daha fazla para kazanır!

SEO Hedeflerinin Doğru Belirlenmesi

Farz edelim ki, spor ayakkabı satışı yapan bir firmanız var. Web sitenizde “kışlık spor ayakkabı, yazlık spor ayakkabı, kadın spor ayakkabı, erkek spor ayakkabı, ucuz spor ayakkabı” gibi onlarca sayfa oluşturmak ve bu kelimeler üzerinden binlerce link alarak SEO yapmak artık hem çok yüksek maliyetli hem riskli hem de düşük etkili bir tercih haline geldi. Bunun yerine sadece tek bir “spor ayakkabı” sayfanızın olması ve bu sayfa içinde firmanızın satışa sunduğu spor ayakkabı çeşitlerinin yer alması, işinizi ciddi anlamda kolaylaştıracaktır. “Spor ayakkabı” sayfanızı SEO ile “spor ayakkabı almakla ilgilenen” kullanıcılara tanıtmanız, çok daha ekonomik ve aynı zamanda karlı bir strateji olacaktır.

Onlarca farklı anahtar kelimeyi ilgilendiren tek bir kelimede sayfa değerinizi yükseltmek, çok daha geniş bir arama hacmine hitap ederek sadece birkaç kelimenin getireceği trafiğe mahkum kalmamanızı sağlayacaktır. Bu bağlamda en baştan doğru SEO hedeflerinin belirlenmesi, uzun vadede sitenizin sahip olacağı kaliteli ziyaretçi trafiğini de arttıracaktır. Onlarca kelimeye SEO yapmak için harcanan zaman, emek ve en önemlisi de paranın geniş hacimli ve aynı zamanda kaliteli trafik sağlayacak tek bir kelime için harcanması çok daha rasyonel bir karar olacaktır. Sürekli durmaksızın onlarca farklı anahtar kelime için içerik oluşturmak, sosyal medya kullanıcılarının ilgisini eski sayfalara çekmek ve içerik güncellemekle uğraşmak yerine tüm dikkatinizi tek bir alana odaklamaya çalışın.

SEO’da Başarı Trafiğe Endeksli Değildir

Herhangi bir anahtar kelimenin web sitenize ne kadar trafik getirdiğine bakarak, yaptığınız ve/veya yaptırdığınız SEO çalışmanın başarısını ölçmeniz mümkün değil. Geçmişte bu tür bir algıyla SEO uygulamalarının başarısı değerlendirilirken, bu anlayış her geçen gün biraz daha değişerek yerini yepyeni bir SEO sistematiğine bırakıyor. SEO ile kalıcı başarıyı, web sitenize hangi kelimeler üzerinden ne kadar trafik geldiğine bakarak yakalayamazsınız.

Kullanıcı Dostu Sitelerle Kalıcı Başarı

Söz konusu SEO olduğunda “her nedense” genel olarak web sitelerini ziyaret eden kullanıcıların isteklerine göre değil de, Google’ın tahmin edilenden de daha fazla güncellenen algoritmasının isteklerine göre hareket ediliyor. Yalnızca 2012 yılında 600’den fazla kez güncellenen Google’ın algoritması, çoğu forumda ve blog sitesinde bahsi geçtiği üzere yılsa sadece birkaç kez güncellenmiyor. Küçük bilgi paketlerinden köklü değişimlere sürekli kendini yenileyen algoritmanın şekillenmesinde ise firma sahiplerinin, dijital pazarlamacıların ve webmasterların isteklerini pek de önemsemediği kullanıcı alışkanlıkları yer alıyor. SEO odaklı çalışmaların verimliliği dahi ölçülürken sitenin ziyaretçilerinin hangi reklamlara kaç kez tıkladığı bir referans noktası olarak alınırken, yapılan çalışmanın başarılı olup olmaması da istenen kelimelerde hangi sıralarda yer alındığına bakılarak yapılıyor.

Bu doğrultuda profesyonel olarak SEO danışmanlığı hizmeti veren ve “verdiğini iddia eden”; kişi ve firmalar dahi referans olarak çalıştığı web sitelerinin hangi kelimelerde kaçıncı sıralarda yer aldığını koyabiliyor. Şüphesiz çoğu sektör için kelime bazlı SEO çalışmaları yapmak kritik önem arz eden bir mevzu olsa da, uzun vadeli verimlilik ve müşterilerin “pozitif geribildirimleri” gibi konular hala ihmal edilmeye devam ediyor. Google’ın arama sonuçlarında ilk sıralarda göstermek isteyeceği bir web sitesine sahip olmak için markanın algoritmasını güncellemesinin asıl nedeni olan internet kullanıcılarının isteklerinin ve alışkanlıklarının mutlaka göz önüne alınması gerekiyor.

 

Her Yönüyle Kullanıcı Dostu Siteler

Bireysel veya ticari amaçlara hizmet ediyor olması fark etmeksizin bir web sitesinin kullanıcı dostu olduğundan bahsedilirken, bu sitenin sahibi ile Google’ın yaptığı tanım ne denli farklı ise sitenin arama sonucu sıralamalarındaki başarısı da doğru orantılı olarak azalıyor. Zira Google’ın algoritmasını sürekli güncellerken bir yandan da kullanıcı dostu site tanımını da değiştirmesi ve geliştirmesi, site sahiplerinin seneler önceki bilgileriyle kaliteli bir web sitesine sahip olmasını imkansız hale getiriyor. Site üzerinden yayınlanan içeriğin arama motoru algoritması için değil de okuyucular için yazıldığı, web sitesi dizaynının yayınlanacak olan reklamların yerini Adwords’e beğendirmek için değil de kullanıcılar için tasarlandığı, Google+ ve popüler sosyal medya platformlarındaki etkinliklerin algoritmanın gözüne girmek için değil de kullanıcı etkileşimi sağlamak için yapıldığı sitelerden ancak kullanıcı dostu olarak bahsedilebilir. SEO olarak tanımlanan tüm organik çalışmaların interneti kullanan “insanlar” için değil de bir algoritma için yapıldığının düşünülmesi, istenen “uzun vadeli” başarının da ne kadar para ve emek harcanırsa harcansın bir türlü elde edilememesine neden oluyor.

En basitinden Facebook veyahut Twitter hesapları üzerinden yapılan paylaşımların çok fazla ilgi göstermesini isteyenlerin sosyal çevresinden içeriğini paylaşmasını istemek yerine, gören herkesin zaten ilgisini çektiği için paylaşmak isteyeceği içerikler üretmeye odaklanması gerekiyor. Doğal olan yol varken sürekli olarak suni zorlamalarla çalışmaları Google algoritmasının gözüne sokmaya çalışmak yorucu, zaman alan ve harcanan paranın boşa gitmesine neden olmanın da ötesinde istenen hedefe de varılamamasına neden oluyor. Bu tür suni zorlamalarla web siteleri ancak boşa kürek çekiyor…

 

Sitenin Kullanıcılara Göre Yapılandırılması

Web sitesini ziyaret etsin etmesin tüm internet kullanıcıları için faydalı içerik üretmeye odaklanan bir web sitesinin, aniden ortaya çıkan köklü bir Google algoritma güncellemesi ile sıralama sonuçlarında tepe taklak olması çok güç ve çoğu zaman da mümkün değildir. Ülkemizin ilk devlet kanalı olan ve geçen zaman içinde dijital teknolojilere yaptığı milyar liralarca yatırımla dev bir portal haline dönüşen TRT’nin tek bir Google güncellemesi ile sıralama sonuçlarından tamamen silinmesi mümkün mü? Kuşkusuz ki, değil… Birkaç kişinin değil, yüzlerce insanın görev aldığı ve sosyal medya üzerinden zorlamayla değil “yüz binlerce internet kullanıcılarının kendi arzusuyla” takip ettiği dev portallar yalnızca kullanıcılara faydalı içerik sağlamak için çalıştığından, Google’ın yeni algoritma güncellemesinden korkmalarına da gerek kalmaz. Zira unutulmaması gereken; Google’ın köklü algoritma güncellemelerine gitmesinin perde arkasında yatan neden; kullanıcılara yarar sağlamak için içerik üreten sitelerini değil, sıralama sonuçlarının daha tutarsız hale gelmesine ve kullanıcılara yarar sağlamayı ikinci planda bırakan web sitelerini cezalandırmaktır.

Bu tür kullanıcı dostu olmaktan uzak olan web sitelerinin Google aramalarında tutunamamasını sağlamak için bu güne kadar ne kadar fazla algoritma güncellemesi yapıldıysa emin olunması gerekir ki, gelecekte de bu amaçlı güncellemelere devam edilecektir. Bu tür algoritma güncellemeleri kullanıcı dostu web sitelerine herhangi bir zarar vermediği gibi aksine sitenin Google sıralamalarındaki yerinin sağlamlaşmasını ve dolayısıyla SEO ile gelen başarının tam da istendiği gibi “kalıcı” olmasını sağlar.

 

SEO Çalışmalarının Kullanıcılar İçin Yapılması

Site için veya dışı fark etmeksizin SEO planlamalarının odağına algoritmayı değil, sitesini ziyaret eden kullanıcıları yerleştiren tüm web sitelerinin Google ile arası her zaman iyidir. Çünkü web sitelerinin aslında Google ile arasını iyi tutmaktan ziyade kullanıcılarla arasını düzeltmeye çalışması gerekir ki, Google algoritması da zaten internet kullanıcılarının dostu olan web sitelerine öncelik vermeyi esas alır. Yani Google SEO veya Google dostu web sitesi dendiğinde asıl kast edilen, sitenin kullanıcılarının isteklerine ne ölçüde yanıt verebildiğinden başka bir şey değildir. Web sitesinin kullanıcıları için daha faydalı, daha kolay kullanılabilir, sosyal medya etkileşimini daha kolaylaştıran bir hale getirmek için yapılan tüm çalışmalar eninde sonunda Google’ın da web sitesine hak ettiği değeri vermesini sağlayacaktır.

Son algoritma güncellemesinin vaat ettiklerini ne ölçüde yerine getirebildiği apayrı bir tartışma konusu olarak bir kenara dursun, Google’ın hizmet mantığının odağında bu bahsi geçen kullanıcı odaklı çalışmaların yer aldığı ve gelecekte yapılacak tüm güncellemelerinin konusunun da yine kullanıcılar olacağı ise aşikardır. Zaten sitede Çağdaş Akagündüz tarafından üretilen birçok içerikte bahsi geçen “organik” SEO çalışmalarından kast edilen de budur. Aksi takdirde yapılan optimizasyon çalışmalarının içeriği ve boyutu ne olursa olsun her şey bir algoritmanın tatmin edilmesi için yapılır ki, bu da SEO çalışmasının doğallıktan uzaklaşması manasına gelir.

Anahtar Kelime Odaklı SEO Çalışmaları

Ekim başında devreye giren ve girdiği gibi sıralamalarda da köklü değişimlere neden olan yeni Google algoritması, internet kullanıcılarının değişen alışkanlıklarını bugünden öngörmek ve geleceğin internet dünyasını şekillendirmek adına ilk adımların atılmasını sağlamayı amaçlayan bir değişimin başlangıcı. Önceki senelerde yapılan Panda ve Penguen güncellemelerinden farklı olarak yeni algoritmanın tamamen olmasa dahi büyük oranda farklı bir bakış açısında sahip olması, anahtar kelime odaklı SEO çalışmalarında da farklı bir strateji benimsenmesini gerektiriyor. Bizzat Google tarafından yapılan açıklamalar doğrultusunda uzun kuyruklu anahtar kelimelerin (Long Tail Keywords) bazı alanlarda Google aramalarının %20’sinde kullanıldığı belirtilirken, bu oranın farklı ülke ve alanlarda %40-%50 seviyesine kadar çıkabildiğinin de altı çiziliyor. Google tarafından açıklanan istatistiksel veriler arasında özellikle firma sahiplerinin, webmasterların ve dijital pazarlamacıların gözden kaçırmaması gerekense; dünya genelinde Google Arama Motoru üzerinden yapılan “tüm aramaların” yaklaşık olarak %20’sinin çok uzun kuyruklu anahtar kelimeler (Extremely Long Tail Keywords) kullanılarak yapıldığı…

 

Arama Motoru Kullanımında Değişen Alışkanlıklar

Mobil internetin hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte Google da algoritmasını konum odaklı bir şekilde geliştirmeye yöneldi. Google sorgularında kullanıcının bulunduğu konum kendisine sunulan arama sonuçlarını ciddi derecede etkilerken, mobil kullanıcıların sesli arama uygulamalarını her geçen gün biraz daha sık kullanması da algoritmada köklü değişimler yapılmasına neden oldu. Günlük yaşamda kullanılan dilin, arama motoru başına geçildiğinde kullanılan yazım diliyle kıyas dahi kabul etmeyecek kadar kompleks bir yapıya ve çoklu varyasyona sahip olması neticesinde arama motoru kullanıcılarının kullandığı terimler de daha kompleks bir yapı kazanmaya başlıyor.

Apple kullanıcıların ilk zamanlarda çok fazla şikayet ettiği ve hatta dalga geçtiği Siri’nin uzun çalışmalar sonrasında ABD pazarındaki kullanıcıları memnun edebilecek seviyeye gelmesi, mobil kullanıcıların Google aramalarında sesini kullanmayı tercih etmesine neden olmakta. Android için de bu tür sesli arama uygulamalarının geliştirilmesi sonucunda Google aramalarını çok pratik bir şekilde yapabilen kullanıcılar, söz konusu teknoloji olduğunda her zaman olduğu gibi seçimini “pratiklikten yana” yapıyor. Bütün bunların ötesinde milyar Dolarlık bir yatırım olarak herkesin merakla beklediği Google Glass’ın da kısa zamanda hemen herkesin gözünde görülecek olması, Glass kullanıcılarının da bütün Google sorgularını sesli olarak yapacağı anlamına geliyor. Zaten Google Glass’ın birincil yazılım katmanın sesli komutları algılamaya yönelik olduğunun açıklanması, Google’ın sesli aramalara ne kadar önem verdiğini gösteriyor. Dil kullanarak Google üzerinden herhangi bir şey arayan kullanıcıların çok ama çok daha uzun ve kompleks arama terimlerini kullanması, konunun dönüp dolaşıp yine uzun kuyruklu anahtar kelimelere gelmesine sebebiyet veriyor. Zaten internet kullanıcılarının tüm bu değişen arama motoru kullanım alışkanlıkları Google’ın güncellemeye gitmesine ve bu güncellemenin odağına da geleceğin kullanım alışkanlıklarını koymasına neden oldu.

 

Uzun Kuyruklu Anahtar Kelimelerle Daha Tutarlı Sonuçlar

Google’a doğrudan yöneltilen eleştirilerin başında, arama motorlarına birkaç kelime yazarak yani “Short Tail Keywords” kullanılarak arama yapıldığında kullanıcıların aradığı içerikle ilgisi bile olmayan birçok siteyi ilk sayfalarda görmesi geliyor. Sadece arattığı kelimenin içinde geçtiği ancak yayınlanan içeriğin aradığı şeyle ilgisi bile olmayan web sitelerini ilk sayfalarda gören Google kullanıcıları, ister istemez yeni bir arama yapmaya ve bu aramasında da daha uzun arama terimleri kullanmaya yöneliyor. Google bu durumu fark ederek kullanıcı memnuniyetini azami seviyeye çıkartma amacıyla algoritmasının daha kompleks arama terimlerini algılayabilecek ve bu doğrultuda çok daha tutarlı sonuçlar sağlayabilecek hale gelmesini istiyor. Bunun için artık Google, arama motoru kullanarak aradığı içeriğe doğrudan ulaşmak isteyen kullanıcılara daha kompleks arama terimleri kullanmayı öneriyor.

Bütün bu gelişmelerse, geçmişte kısa anahtar kelimeleri esas alan SEO çalışmalarına odaklanan web sitelerinin bütün SEO stratejisini gözden geçirmesi gerektiği manasına geliyor. Çoğu webmaster, firma sahibi ve dijital pazarlamacı uzun kuyruklu anahtar kelimelerin aranma hacimlerine teker teker bakarak, bu aranma hacmi çok düşük olan uzun terimler için çalışma yapmanın zaman kaybı olduğunu düşünüyor. Ancak değişen algoritma ile birlikte önemi artan uzun kuyruklu anahtar kelimeleri tekil bir biçimde değil, çoğul olarak değerlendirmek gerekiyor. Firma sahibinin faaliyet gösterdiği sektörü ilgilendiren konularda yapılan Google aramalarında kullanılan “tüm uzun kuyruklu anahtar kelimelere bakıldığında”, toplam arama hacminin firma sahibinin SEO çalışması yaptığı kelimelerden bile daha fazla aranma hacmine sahip olduğu görülebiliyor. Resmin tamamını görmek için uzun kuyruklu anahtar kelimeler bir bütün olarak ele alınmalı ve tüm bu uzun kelime öbeklerinden oluşan arama terimlerinin toplamda nasıl bir ziyaretçi trafiğine işaret ettiğine bakılmalı.

 

Uzun Kuyruklu Anahtar Kelimelerin Tespiti

Google araçlarını kullanan tüm webmasterların çok iyi bildiği gibi, uzun kuyruklu anahtar kelimelerin tespit edilmesi pek de kolay bir iş değildir. Zaten uzun kuyruklu anahtar kelimeleri de içine alan ve uzun vadeli başarı vaat eden bir SEO çalışması yapmanın en zor yanı; tüm bu uzun kelime öbeklerinden oluşan terimlerin tespit edilmesidir. Ancak Google’ın yeni algoritmasıyla birlikte kullanıcılara daha tutarlı sonuçlara ulaşmak için daha kompleks arama terimleri kullanmayı önermesi, gün geçtikçe bu pek fazla önemsenmeyen uzun kelime öbeklerinin SEO açısından sahip olduğu önemin artacağını gösteriyor. Sesli aramanın sunduğu tartışma götürmez pratiklik nedeniyle her geçen gün daha da fazla internet kullanıcısı Google sorgularını sesini kullanarak yapacak ve bunun neticesinde de arama terimleri günden güne daha da kompleks bir yapı kazanacak.

Şüphesiz şuan için hala Google sesli aramalarının istenen verimlilikle çalıştığını söylemek mümkün olmasa da, internet kullanıcılarının eğiliminin bu yönde olması sebebiyle Google da sistemini geliştirmeyi sürdürecek. Zaten çoğu insan Google’ın yılda yalnızca birkaç defa algoritma değişimine gittiğini düşünse de, Google’ın kendi açıklamalarına bakıldığında algoritmanın sadece 2012 yılında “600’den fazla kez güncellendiği” görülüyor. Yani bir başka değişle Google farkında olmasak da durmaksızın algoritmasını güncelliyor ve tüm bu güncellemelerin odağında da arama motoru kullanıcılarının alışkanlıkları yer alıyor. Uzun vadeli başarı için doğal bir SEO planı yapmak isteyen herkesin, bütün bu sebeplerden dolayı uzun kuyruklu anahtar kelimelere biraz daha fazla önem vermesi gerekiyor.