Mantığın SEO Karşısındaki Çaresizliği

Bugün SEO uygulamaları ve algoritmada yapılan son değişiklikler üzerine bir şeylerden bahsetmek yerine, ilk bakışta biraz gereksiz ve bir o kadar da kafa karıştırırmış gibi görünen bambaşka bir konudan bahsedeceğim. Dur durak bilmeksizin teknoloji odaklı yatırımlarını sürdüren ve webmasterlardan site sahiplerine SEO ile son derece yakından ilgili olan pek çoklarının dahi tüm yatırım alanları hakkında fikir sahibi olmadığı Google, şüphe yok ki internetin tekeli. Bu tekel konumuna adeta tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş küresel markanın yıllarını ve “milyarlarca” dolarını harcadığı, ardından sizi bilmem ama kesinlikle benden çok ama çok daha akıllı koskocaman bir ekibin olduğu Google algoritması, kulağa tuhaf gelse de bazen gerçekten de mantığı hiçe sayabiliyor. Temelinde kullanıcı olan arama motoru optimizasyonunun web sitelerini her şeyiyle “kullanıcı dostu” hale getirmeyi hedeflerken bu doğrultuda yapılan SEO çalışmalarının mantık dışı olabileceği, aslında gerçekten de manasızca bir düşünceymiş gibi görünüyor. Ne var ki, benim gibi birçoğunuzun bugüne dek Google’ın yaptıkları karşısında “Bu nasıl bir mantıktır?” dediğinizi de tahmin edebiliyorum. Dert etmeyin, yalnız değilsiniz…

Neden Sonuç İlişkisinin Çöktüğü Zamanlar…

Her zaman kendi mantığının doğrultusunda geleceğe dair hayatını ilgilendiren planlamaları yapan insanoğlu, dijital dünyadaki sanal varlığının yegane bekçisi olan web sitelerinin tekel konumundaki Google’ın gözüne girmesi adına gerçekleştirdiği SEO çalışmalarında da aynı mantığın sesini dinliyor. Bunda tuhaf bir durum yok. Sitenin aldığı bakclinkleri analiz ederken, kullanıcı dostu ve dolayısıyla Google‘ın da hoşuna gidecek bir link inşasına girişirken, sitedeki hataları düzeltmeye çalışırken, içeriğimizi her daim güncel ve daha da kaliteli hale getirmenin yollarını ararken, kullanıcı etkileşimini maksimize etmek adına sosyal medya stratejilerine odaklanırken hepimiz mantığımızı kullanıyoruz. Bir manada “aklımız kadar planlama yapabiliyoruz”. Amatör veya kurumsal düzeyde çözümler sunan bir SEO olsun herkes Google’ın internet kullanıcılarının davranışlarını nasıl yorumladığına, anahtar kelimelerin kullanımıyla yapılan aramaların algoritma tarafından nasıl işlendiğine, linkler arasındaki ilişkilere, içeriğimizin kullanıcılara ne vaat ettiğine, sitemizin tasarımına ve pek çok teknik detaya epeyce kafa yorduk. Geçen seneler içinde Google’ın sıralama algoritması o kadar kompleks, masif düzeyde etkileşime açık, etkisini giderek arttıran ve sürekli yeni özellikler eklenerek güçlenen bir hale geldi ki; insan olarak aklımız doğrultusunda yürüttüğümüz mantığın tamamen çaresiz kaldığı ve hatta paramparça olduğu zamanlar oluyor…

Günümüzün modern SEO anlayışında artık çok ama çok şey bilmemize ve elimizden geldiğince optimizasyonla alakalı çalışmalarımızda tüm bu konulara dikkat etmeye çalışsak da, belki de büyük bölümümüzün aklında sadece sitemizi daha “nüfuzlu” hale getirmekten başka bir şey yok. “Nüfuzlu bir web sitesi kendini ilgilendiren anahtar kelimelerin kullanıldığı Google aramalarında en üst sıralarda yer alır ve böylece yegane gayemize ulaşırız…” düşüncesi çoğu zaman SEO çalışmalarında yürüttüğümüz mantığın da tamamen çökmesine yol açabiliyor. Sitenin kullanıcılar için daha değerli hale gelmesi için uğraşmaktansa insan dahi olmayan bir “makinenin” dijital dünyasında kodlanan algoritmanın gözüne girmeye çalışarak yaptığımız çalışmalar, SEO gibi etkin bir silahı bazen kendimize doğrultmamıza sebep olabiliyor…

Google’ın Kontrolündeki Bambaşka Bir Dünya

Hadi SEO konusunda ne kadar çok şey bildiğimizi bir kenara bırakalım ve kimin kaç düzine, kaç yüz tane veya kaç bin tane web sitesi üzerinden linkleme yaptığıyla ilgilenmekten vazgeçelim. Sadece birkaç dakikalığına… Hepimizin arzu ettiği nüfuzlu web sitesi için çalışırken aslında yolun en başında, ilk adımında bilmememiz gerekenleri öğrenmiyoruz. Bazen de öğrendiklerimizi ilk birkaç adımın ardından hemen unutuyoruz.

Sıralamalarında ilk sırayı kapmaktan başka bir şey düşünmediğimiz Google;

  • Spam ve kaliteli içerik arasındaki farkı belirlemek için Panda gibi bir hayli kompleks algoritmaları kullanıyor
  • Sıralamalarda hangi sitenin daha değerli olduğunu makineler aracılığıyla belirliyor
  • Büyük markalarla ilişkisi olan siteleri tespit edip, ödüllendirebiliyor
  • İnternet kullanıcıları hakkında hiçbirimizin sahip olmadığı ve muhtemelen de olamayacağı bilgileri kullanıyor
  • Hummingbird sonrası sayfalarla ilgili son derece karmaşık binlerce ilişkiyi, hayret verici bir biçimde analiz ederek neden-sonuç ilişkisi kurabiliyor
  • Siteler arasındaki iş ortaklığı ilişkilerini algılayabiliyor, ilişkinin düzeyini ölçebiliyor ve bu doğrultuda siteleri ödüllendirebiliyor ya da aksine cezalandırabiliyor
  • Kullanıcıların hoşuna giden ve bu yüzden kaliteli içerik olarak tanımlanan yayıncıları tespit edebildiği gibi, kasıtlı veya farkında olmadan kopya/kalitesiz içerik yayınlayan siteleri cezalandırabiliyor
  • Bilindiği kadarıyla her yıl 600’den fazla algoritma güncellemesi yapıyor
  • Kullanıcı hesaplarını ve web sitelerini muazzam derece hızlı bir şekilde tanıyabildiği gibi, elde ettiği tüm bu yoğun ve kompleks veriyi sürekli güncelliyor, tüm bu veriden analizler yaparak site sıralamalarında kullanacağı verileri kısa sürede elde edebiliyor

Dijital dünyanın patronu olmayı sürdürmek için tüm bunların dışında da pek çok şey yapmayı sürdüren Google, SEO ile başarılı olmak isteyenlerin de “bir şeyler” yapmasını istiyor. Muhtemelen 3-4 sene evvel sitenizin başarısı için kendi mantığınıza göre oldukça “zeki” bir plan yapmış olmasına rağmen bugün geriye baktığınızda, hemen her şeyin değişmesinden dolayı planınızın aynı şekilde uygulanması halinde günümüzde felaketle sonuçlanacağı bir gerçek. TamSEO sayfalarında kısa bir tura çıktığımızda, aylar ve kimisi birkaç yıl önce yayınlamış pek çok yazımızın, SEO’da başarı için seneler öncesinde kalan çalışmalarla faydadan çok zarara neden olunabileceğinden bahsettiğini görebiliriz. O günden bugüne optimizasyonla ilgili pek çok şey değişmiş olsa da, günü takip etmenin SEO’da başarı için zaruri olmasında hiçbir değişiklik olmadı…

Bu Karamsar Tablodan Sonra Hala Ümit Var Mı?

Giriş bölümünde bilhassa karamsar bir tablo çizmeye çalışmış olsam da, her zaman umut ışığı olduğunu da unutmuş değilim. Sosyal medya metrikleri, domain otoritesi ile anahtar kelime kullanımı arasındaki ilişkiler, sayfayı işaret eden linkler ve subdomainler, domaini işaret eden linkler ve bu linklerin güvenilirliği, yayın içeriğinin özgünlüğü ve ne kadar kullanıcının ilgisini çektiği, ziyaretçi trafiği, kimilerinin yakın gelecekte etkisinin tamamen yok olacağı “iddia” ettiği PageRank, domain adı-anahtar kelime ilişkisi, mobil uyumluluk, linklerin anlaşılırlığı, tasarımın kullanıcıya ne sunduğu, başlık modellemesiyle içeriğin uyumu; sayfanın aldığı +1’ler, beğeniler, RT’ler… Dikkat edilmesi gereken gerçekten de çok bileşen olduğu kesin ama bu kadar çok veriye sahip olmamız, bir şeyler yapmak için de şansımız olduğunu gösteriyor.

Kullanıcıları anlamak için milyarlarca dolarını harcayan ve yakın bir zamanda da bunu yapmaktan vazgeçecekmiş gibi görünmeyen Google’ın gözüne girmeye çalışırken asla ama asla unutmamamız gereken; Google bu kadar zaman, para ve işgücünü kullanıcı davranışlarını anlamaya çalışırken bizim Google’ın kompleks algoritmasından ziyade aynı şekilde kullanıcıları anlamaya çalışmamız. İnternet kullanıcılarının alışkanlıkları doğrultusunda sürekli değişen trendler, hepimizin bir üyesi olduğu internet kullanıcıları ailesiyle her şeyden daha fazla ilgilenmemize zorunluluğa dönüştürüyor. Mantığın ancak yanlış kurulması halinde SEO karşısında çaresiz kalacağını unutmayın…

Ziyaretçilerinizin Sitenizde Ne Kadar Zaman Geçirdiği De Ölçülüyor

Diyelim ki, hayalleriniz gerçek oldu ve “işe yaradığından kesinlikle emin olduğunuz” bir SEO strateji geliştirdiniz. Yaptığınız planı devreye soktuğunuz andan itibaren siteniz, tam da hayallerinizdeki gibi sıkı bir yükselme trendi yakaladı ve beklediğinizden de kısa sürede arzu ettiğiniz kelimelerde zirveye oturdu. Webmasterların “Head gelmek/çıkmak” dediği (hala bu tabiri kullanan kalmış mıdır bilmiyorum) zirveye oturmanın hemen ardından Google’ın tekrar sıralamayacağım kadar çok şey yapan algoritmasının peşinizi bırakacağını mı düşünüyorsunuz? Arama motoru üzerinden sayfanıza gelen trafiği “her yönüyle” ve daha önemlisi her zaman inceleyen Google, ziyaretçilerinizin ilgili sayfada ne kadar süre geçirdiğini de ölçüyor. Belli bir anahtar kelimeyi girdikten sonra karşısına ilk sırada çıkan web sitesinin ilgili sayfasında yalnızca birkaç saniyesini harcayan binlerce kullanıcı, adeta koskocaman bir ateş yakarak Google’a sayfanızın değersiz olduğunu haber verir. Her şeyle ilgili Google’ın ise bunu gözden kaçıracağını düşünmek, olsa olsa saflık olarak nitelendirilebilir.

Ziyaretçilerin daha fazla zaman geçirdiği sayfalara sahip olmak, sıralamalarda da doping etkisine yol açar. Harcanan zamanla ilgili yapılan bu ölçüm, Google sıralamalarını doğrudan etkileyen ve içeriğinizi güncellemediğiniz müddetçe ne yaparsanız yapın değiştiremeyeceğiniz bir kriterdir. Kalitesiz içeriğin “ben buradayım” diye Google’a bağırması manasına gelen bu durum, algoritmanın da sitenizdeki sayfaların kalitesiyle ilgili nihai sonuca varmasını kolaylaştırır. Mantığın yanlış kurulması durumunda yapılan SEO çalışmalarının heba olması, ziyaretçilerin sayfalarda geçirdiği zamanın düşük olması durumunda kaçınılmazdır.

Google ziyaretçilerin hangi sitelerde, ne kadar zaman geçirdiğini ölçerken belli ortalamalar çıkartabilir. Aynı ülkede ve hatta şehirde yer alan, aynı anahtar kelimeyi kullanarak, aynı türde siteleri ziyaret eden kullanıcıların erişim sağladığı sayfalarda ortalama ne kadar süre geçirdiğini pekala algoritmalar hesaplayabilir. Bu ortalamaların altında kalan sayfa ziyareti süreleri, hangi sitelerden kaç tane link aldığınızı tamamıyla önemsiz bir detaya dönüştürebilir. Tamamen backlinke dayalı çalışmalara her zaman karşı olmamıza ve bazen de “hiç backlink almadan da olmuyor ama” dememize rağmen şu bir gerçek ki, sitenizi ziyaret edenlerin saniyeler içinde sekmeyi kapatıyor olması sağlam otoritesi olan sitelerden aldığınız linkleri işe yaramaz hale getirebilecek kadar kötüdür. İstediğiniz kelimede hangi sırada olduğunuz fark etmeksizin ziyaretçilerinize birkaç saniyesini harcatacak bir şeyler dahi sunamıyorsanız zaten SEO planınız çöktü çökecek demektir.

Bazı durumlarda Google yaptıklarıyla hepimizi çileden çıkartıyor olsa da, aslında ne kadar yoğun bir veriyi işlediğini düşündüğümüzde meşhur algoritmanın gerçekten de birçoğumuzdan ve kesinlikle benden çok daha akıllı olduğu gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Yüzeysel düşünerek, düz mantıkla hareket etmemiz haline başarıyı ancak hayal edebiliriz. Her zaman söylediğimizi bir defa tekrar ederek bitirelim. Arama motoru optimizasyonu bir makineyi ve bu makine bünyesinde durmaksızın çalışan bir algoritmayı değil, internet kullanıcıları yani sizin benim gibi “insanları” memnun etmek için yapıldığında başarı getirir.

Geoff Hinton ile ilgili bir şeyler araştırırken Medium.com’da denk geldiğim Google Search Bir Sonraki Beyniniz Olacak başlıklı içerik sonrası bu yazıyı yazmaya karar verdiğimi, ilgilenen ve okumak isteyenler olur diye dipnot olarak düşeyim.

1 cevap

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir