Arama motoru optimizasyonu yani SEO hakkında yazılmış makaleler, SEO teknikleri ve güncel SEO haberlerinin hepsi burada.

Google Arama Önerileri ve SEO Çalışmalarına Etkisi

Google Arama Önerileri ve SEO Çalışmalarına Etkisi

Google üzerinden herhangi bir şey aramak üzere ister klavye başında isterseniz akıllı telefonunuzla yazmaya başladığınız anda arama motorunun alakalı alakasız, “bir şeyler” önerdiğini hepimiz biliyoruz. Genellikle arama motorunun bu önerileri neye göre yaptığı internet kullanıcılarının fazla umurunda olmasa da, pek çok kişinin doğrudan önerilerde yer alan arama terimlerini tıkladığı da bir gerçek. Yapılan aramalardaki popüler tercihlere göre önerilen anahtar kelime dizilerinin sırasını değiştiren Google, şüphesiz bu öneri sistemiyle kullanıcıların arama eğilimlerini kimi zaman doğrudan kimi zamansa dolaylı olarak etkiliyor. SEO çalışmalarında Google’ın bu arama önerilerinden faydalanmak, içerikten link inşasından önerilen anahtar kelimelere yönelik çalışmalar yapmak beklediğinizden daha etkili sonuçlar almanızı sağlayabilir. Söz konusu Google olduğunda hiçbir şey garanti olmasa bile…

Google Arama Önerilerinde Dönemsel Değişimler

İnternet kullanıcılarının yaptığı aramalarda hangi kelimeleri daha yoğun kullandığına yani hangi arama teriminin daha popüler olduğuna göre öneride bulunan Google, arama motoru kullanıcılarının daha çok mobil cihazlar üzerinden internete erişim sağlamasıyla birlikte bu popülerlik sıralamasında mobil arama trendlerine ağırlık verdi. Zaten günümüzde arama motoruna, laptop ve masaüstü bilgisayardan çok akıllı telefon ve tabletler üzerinden erişim sağlanıyor. Arama önerilerinde popülerliğe göre yapılan sıralama ise kullanıcının bulunduğu bölgeye ve ayrıca bu bölgede yakın zamanda düzenlenen etkinliklere göre sürekli değişiyor. Şöyle ki; bulunduğunuz bölgede bir mobilya fuarı varsa “2017 mobilya f…” şeklindeki aramalarınızda öncelikli öneri “fuarı” olurken fuar tarihinin geçmesinin ardından önerilerde ilk sırayı, önceden olduğu gibi “2017 mobilya fiyatları” alabilir. Bu durumun farkında olmanız ve dönemsel öneri değişimlerini göz önünde bulundurarak SEO çalışmalarınıza yön vermeniz, son derece yüksek arama hacmine sahip anahtar kelimelerde web siteniz için ön sıralardan bir yer ayırmanızı sağlayabilir veya en azından çalışmalara önceden başladığınız için sitenizi daha avantajlı hale getirebilir.

Mobil Cihaz Kullanıcıları

Google Arama Motoru üzerinden yapılan aramalardaki bu öneri mantığı artık Google Haritalar ile ilişkilendirilen mobil aramalar için de geçerli. Dolayısıyla önerilen kelime gruplarına yönelik optimizasyon yapmak yerel aramalar açısından da firmalara avantaj sağlayabilir ki, Bing’in bile arama motorunda bu eğilime yöneldiğini görmekteyiz. SEO çalışmalarında hala ikinci plana atılmasına rağmen önemi her geçen gün artan Youtube için de arama önerilerinin, kullanıcı aramalarını yönlendiren önemli bir etken olduğunu hatırlatalım. Arama motorunun kullanıcının bilgisayar veya mobil cihazdan erişim sağladığını fark ettiğini, dolayısıyla arama önerilerini kullanıcının erişim tercihine göre optimize ettiğini de unutmamakta fayda var.

 

yerel aramalar

Yerel Aramalara Yönelik Anahtar Kelime Çalışmaları

Lokal aramalara yönelik SEO çalışmalarında belli bir bölgedeki mobil cihaz kullanıcılarının yaptığı Google aramalarını hedef almak, arama potansiyelini oluşturan çok fazla anahtar kelime ve arama trendi bulunduğu için meşakkatli ve ziyadesiyle güç bir iş. Bölgesel aramalarla doğrudan sonuca ulaşmak isteyen mobil internet kullanıcıları satın alma eğilimi en yüksek kitle olduğundan, lokal SEO çalışmalarının da hedef kitlesidir ve bu kitlenin aramalarında kullandığı anahtar kelimeler birincil öneme sahiptir. Ancak aynı bölgede yer alan veya ilgili bölgeye hizmet veren tüm işletmelerin bu yerel arama trendlerini oluşturan anahtar kelimelere yönelik çalışma yaptığından, bu satın alma eğilimi yüksek kitleye ulaşmak kolay değil. SEO çalışmalarında lokal aramaları esas almak isteyenlerin önündeki temel sorunsa başta Google Adwords olmak üzere, analiz için kullanılan araçların arama hacmine göre sıralamalarda yüzlerce anahtar kelime önerisinde bulunması…

Daha Geniş Bir Bölgeyi Hedef Alın

Çalışma yapacağınız anahtar kelimelerde spesifik bir bölgeyi hedef almak yerine daha geniş ölçekli düşünmek ve birden fazla bölgeyi içine alacak şekilde anahtar kelime tercihi yapmak çok daha mantıklıdır. İlçenin tüm mahallelerini kapsayacak şekilde ayrı ayrı yüzlerce anahtar kelimeyi optimize etmeye çalışmaktansa ilçenin tamamında yaşayanların yaptığı lokal aramaların trende göre anahtar kelime çalışması yapmak hem işinizi kolaylaştırır hem de sitenizin ilgili kelimelerde çok daha iddialı hale gelmesini sağlar. SEO çalışmalarınızda parça parça, ilgi ilgisiz tüm yerel arama trendlerinde listelenen anahtar kelimeleri kullanmaktansa bölgenin, ilin veya ilçenin tamamını kapsayacak şekilde daha az sayıda ve çok daha yoğun rekabetin olduğu kelimelere odaklanmalısınız.

Link Çalışmalarıyla Uğraşırken İçeriği Unutmayın

Bu özelliğe sahip anahtar kelimelerde rekabet daha yoğun olmasına rağmen zamanla sizin çalışmalarınızın etkisi de yoğunlaşacağından, siteniz en yoğun rekabetin yaşandığı ve bölgenin tamamını kapsayan aramalarda üst sıralarda yer almaya başlayacaktır. Tabi burada sihirli kelimenin her zaman ki gibi “sabır” olduğunu da unutmamak lazım… Spesifik olarak belli lokal aramaları hedeflemek için benimseyebileceğiniz SEO çalışmalarında önceliğiniz anahtar kelimelere yönelik link çalışmaları yapmak değil, web sitenizin içeriğini bu doğrultuda optimize etmeye çalışmak olmalı. Mobil internet kullanıcıları yerel hizmetlere ulaşmak için hangi anahtar kelimeleri kullanırsa kullansın, aradığı içerik web sitenizde bulunduğu müddetçe firmanızın hizmet ve ürünlerini tercih edecektir. Aksi halde belli kelimelere odaklanan kapsamlı, zahmetli ve vakit alan link çalışmalarıyla başarı elde etseniz yani sitenizi ilgili aramalarda üst sıralara taşısanız ve ziyaretçi trafiğini arttırsanız dahi sitenizi ziyaret edenlerin, aradığını bulmadığı için sekmeyi kapatması yalnızca birkaç saniye sürecektir.

Arama Hacmini Hesaplarken

Anahtar kelime çalışmalarınızda analiz için kullandığınız araçların ne söylediği kadar hedef bölgenin nüfus yoğunluğu da önemlidir. Google Adwords kullanarak analiz yapıyor bile olanız anahtar kelimenin arama hacminden önce, çalışmayı kapsayan mahalle veya ilçenin nüfus yoğunluğuna bakarak da arama hacmine dair son derece somut bilgi edinebilirsiniz. Örneğin; 20 bin nüfuslu bir bölgeyi ilgilendiren yerel aramalarda ilk sıralarda yer almaktansa anahtar kelime çalışmalarında 100 bin nüfuslu bir bölgeyi kapsayacak şekilde yönetmek çok daha akıllıcadır. Kullandığınız araçlar yerel arama trendlerine dair elle tutulur bir arama hacmi verisi sunmasa da, bölgenin nüfusuna bakarak da hangi kelimelerin öncelikli olduğuna karar verebilirsiniz. Nüfus arttıkça anahtar kelimelerde rekabet de arttığı için çalışmalarınızın etkisini görmeniz daha uzun sürmesine karşın bu kelimelerde yükselmek, çok daha bir müşteri potansiyelinize hitap etmenizi sağlayacaktır.

google sandbox

Sandbox Nedir, Sandbox’tan Nasıl Çıkılır?

Web sitelerinin arama sonuçlarında filtrelenmesine, bu sayede SPAM içerik üreticilerinin cezalandırılmasına yönelik bir stratejinin ürünü olan Sandbox; Google’ın sıralama algoritmasında 10 seneden uzun süredir kullandığı bir modüldür. Hakkında pek çok şehir efsanesi bulunan, bir girenin bir daha çıkamadığı bir ceza alanı olarak nitelendirilen Sandbox aslında bugüne kadar bahsettiğimiz SEO uygulamalarına riayet edilmesi yani sitenin kullanıcı dostu olmasına özen gösterilmesi durumunda site sahipleri ve webmasterlar için problem değildir. Bir alan olarak nitelendirilmesine karşın bir etki olan Sandbox hakkında yapılan açıklamaların en tutarlısı, Google’da trend analisti olarak görev yapan John Mueller’a aittir Mueller’a göre Sandbox etkisini belirleyen en önemli iki faktör; linklerde kullanılan anahtar kelimelerin rekabet yoğunluğu ile siteyi işaret eden linklerin niteliği arasındaki ilişki ve domain güvenilirliğidir.

Spammer yani çöplük siteleri ayıklamada kullanılan bu etki sayesinde arama sonuçlarında uygulanan filtreleme, Google Arama Motoru kullanıcısının Spam siteleri görüntülemesini önler. Bir anlamda arka kapıyı dolanmaya çalışan yani “siyah şapka SEO” yapanların ayıklanması anlamına gelen bu etki, Spam site sahibini tekrar sıralamalarda üst sıralarda çıkmak için köklü değişikler yapmaya veya kökten çözüm olarak siteyi komple silip, yeniden kurmaya zorlar. Bu etkinin şiddetini belirleyen önemli etkenlerden olan domain güvenilirliği, site domainin WHOIS bilgileri referans alınarak sahip olduğu linklerin sayısı, kalitesi ve içerdiği anahtar kelimelerin incelenmesiyle belirlenen bir faktördür. Linklerde sürekli aynı kelimelerin geçmesi ve bu kelimelerdeki rekabetin yoğunluğu, domain güvenilirliğiyle tezat oluştuğu takdirde sitenin Sandbox etkisine maruz kalması kaçınılmaz hale geliyor.

Sandbox Etkisinden Nasıl Kurtulurum?

Lafı fazla uzatmadan soruya kısa yoldan yanıt vermek gerekirse yukarıda da bahsettiğimiz üzere iki çözüm yolu var; siteyi komple silerek sıfırdan kuruluma gitmek veya SEO uyumlu bir site yapılandırmak üzere kolları sıvamak. Spam etiketi yemiş, Sandbox etkisine maruz kaldığı için arama sonuçlarında filtrelenmiş siteleri kullanıcı dostu sayfalara dönüştürmenin ziyadesiyle güç bir olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bunun için çoğu webmaster bu sonuç alınacağı kesin olmayan, bazen Sandbox’tan çıkmanın aylar aldığı zahmetli süreçle vakit kaybetmemek adına çözümü siteyi silmekte ve her şeye sıfırdan başlamakta buluyor. Yoğun etkilet kullanımı, ilgili ilgisiz nitelik göz etmeksizin her kaynaktan alınan linkler, özgünlükten uzak yazmak için yazılmış “kopyala-yapıştır” içerikler gibi düzeltilmesi gereken çok fazla unsur söz konusu olduğu için yeni bir başlangıç yapmak çok daha işlevsel bir çözümmüş gibi görünüyor.

Arama sonuçlarındaki gösterimi filtrelenen web siteleri Sandbox’tan çıktıktan kısa süre sonra tekrar listelenmeye başlayacağından, Google arama sonuçlarındaki yerleşimine bağlı olarak hızla ziyaretçi çekmeye başlar. Bu aşamada gerçekçi beklentiler doğrultusunda kullanıcı odaklı bir SEO planı yapmanız ve kararlı bir biçimde adım adım optimizasyon konusunda yol almanız, sitenin hak ettiği itibarı kazanmasını sağlayacaktır.

google amp

AMP Nedir?

Mobil internet kullanıcılarının şikayetlerini göz önünde bulunduran Google, mobil uyumlu olmayan web sitelerini arama sonuçlarında filtrelemeye yönelik uygulaması AMP ile geleceğin mobil dünyada olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Kullanıcıların arama sonuçlarındaki sitelere tıkladığında yeni nesil akıllı telefon kullanmalarına karşın sitenin yüklenmesi için saniyelerce beklemekten şikayet etmesi ve mobil uyumlu olmayan sitelerde gezinmenin ziyadesiyle güç olması, Google AMP ile bu kullanıcı deneyimini negatif etkileyen sitelerin filtrelenmesine yönelik adım atılmasını sağladı. “Accelerated Mobile Pages” yani Hızlandırılmış Mobil Sayfalar teriminin kısaltması olan AMP, mobil internet kullanıcılarının sörf deneyimini hızlandırmak için geliştirilmiş bir araç.

Webmaster araçlarında mobil AMP olarak görülen bu araç sitenin framework modülüyle mobil cihazlarda daha hızlı görüntülenmesini sağladığından, web sitelerinin Google arama sonuçlarındaki gösterimini de doğrudan etkiler. Google aramalarındaki AMP sayfalar üzerinden trafik çekme imkânı sunan AMP böylelikle yayın hayatına yeni başlamış ancak SEO çalışmalarına gereken önemi veren web siteleri için önemli bir avantaj sunar. Bu aracı önceleri Google Haberler üzerinde AMP Html ile devreye sokan Google kısa sürede arama sonuçlarında ciddi dalgalanmalar görülmesine yol açtı. Bu dalgalanmalar neticesinde önceleri alt sıralarda görüntülendiği için trafik yoğunluğu düşük olan web siteleri bile günler içinde günlük ziyaretçi sayısını birkaç kat arttırdı. Uygulamanın başarılı sonuçlar sunması ve mobil internet kullanıcılarından olumlu geribildirimler alınması, AMP uygulamasının tüm HTML sayfalarına entegre edilmesini sağladı.

AMP Neden Önemli?

Site performansını maksimize etmek ve kullanıcı deneyimine pozitif katkı sunmak misyonunu üstlenen Google AMP mobil uyumlu olmayan web sitelerinde gezinmeye “çalışan” mobil cihaz kullanıcılarının derdine deva olmak için geliştirildi. Birkaç satır haber okumak veya yemek tarifini öğrenmek için sayfayı büyüten, bir sağa bir sola kaydırırken okuyacağı satırları kaybeden, sayfanın görüntülenmesi için saniyelerce bekleyen mobil cihaz kullanıcılarına daha hızlı sörf deneyimi sunan AMP bu özelliğiyle SEO açısından da göz ardı edilemeyecek bir öneme sahip. WordPress kullanıcıları için birkaç saniyede kurulum anlamına gelen Google AMP kurulumun hemen ardından hızla indeks alınmasının ardından aktif göreve başlıyor. Sitenizdeki herhangi bir sayfanın AMP aracıyla mobil cihazlar üzerinden nasıl görüntüleneceğini görmek içinse linkin sonuna /amp yazmanız yeterli.

Sürekli artan mobil internet kullanımı neticesinde akıllı telefon ve tablet kullanıcılarına daha hızlı kullanım deneyimi sunmak için tasarlanan AMP için Google’ın ciddi kaynak harcadığını ve dev markanın gelecekte önem kazanmayacak hiçbir şeye, boş yere yatırım yapmayacağını unutmayın…

Siteler arasındaki link alışverişi

Siteleriniz Arasındaki Link Alışverişi

Yıllar içinde onlarcasına sahip olduğunuz web sitelerini, ana sitenize arama sonuçlarında avantaj sağlamak üzere efektif bir link ağı kurmak için kullanmak fena bir fikir değilmiş gibi görünüyor. Uzun zaman önce belki aklınızda ticaretle ilgili en ufak fikir yokken bir domain almış, ilk hevesle yoğun emek verdiğiniz ilk siteniz size hiçbir şey kazandırmıyor olsa bile bunca yıldır kapatmayı düşünmemiş olabilirsiniz. Şimdi ticari faaliyetlerinin bir kısmını veya tamamını internet ortamına aktarmış bir dijital girişimci olarak senelerdir pek çoğuna sahip olduğunuz web sitelerini SEO çalışmalarının belkemiğini oluşturan link inşası için neden kullanmayasınız?

Bir kısmıyla yüz yüze görüşmediğiniz, yalnızca web üzerinden konuştuğunuz pek çok kişiden hatır gönülle veya para karşılığında kaliteli linkler almış olmasına rağmen aradan geçen yıllar içinde bu sitelerin neler yaptığını, dolayısıyla sitenizi işaret eden bu linklerin kalitesini bilmiyorsunuz. Risk unsuru olan ve Google’ın sitenizi cezalandırmasına sebep olan linklerden tamamen farklı olarak tüm yönetimi tamamen sizin elinizde olan, kendi sitelerinizden gelen linklerinse aradan ne kadar zaman geçerse geçsin niteliğinden emin olabilirsiniz. Ancak burada dikkat edilmesi gereken; sitelerinizi SEO açısından maksimum verimlilikle kullanmak ve başınızı da belaya sokmamak…

Ayrıntılara Boğulmayın

Siteleriniz arasındaki link ilişkisini düzenlemek üzere pek çok seçenek arasından tercih yapma imkânınız var. Yan sitelerinizin içeriği düzenli güncelleniyorsa her içerikten değil, sadece haftada bir veya ayda bir gibi periyotlar belirleyerek ana sitenize link vermenin en iyisi olacağını düşünebilirsiniz. Farklı bir stratejiyle her yan site için domainle uyumlu tek veya iki tane anahtar kelime belirleyebilir ve bu siteden sadece aynı anahtar kelimeler üzerinden, ana sitenizdeki farklı sayfaları işaret edecek link çıkmak da rasyonel bir kararmış gibi görünüyor. Yan sitelerinizden sadece tek link çıkmak ve bu şekilde kaynak sitelerinizin değerini düşürmemeyi de planlıyor olabilirsiniz. Aslında tüm bu farklı bakış açılarının hiçbirine “tek başına” ideal strateji demek mümkün değil. Zira oyun planını belirlemedeki referansınız kaynak siteleri ne şekilde optimize edeceğinizden önce ana sitenizde hangi sayfaların, hangi kelimelerde öne çıkacağını belirlemek olmalı. Ziyaretçi hacmini belirlediğiniz kelimelerde, görüntülenmesini istediğiniz sayfalara odaklı şekilde arttırmak için ana sitenizin öncelikli ihtiyacını tespit etmelisiniz.

Peki, Google Ne Diyor?

Doğal bir ilişki olacak şekilde ana sitenizdeki ilgili sayfanın içeriğiyle uyumlu yayınların yer aldığı yan site sayfalarını link kaynağı olarak kullanmak, hedefinizi belirledikten sonra atacağınız ikinci adımdır. Bir başka değişle yan sitenizden çıkan linkin bulunduğu sayfa ile ana sitenizdeki hedef sayfa arasında içerik açısından bir bağlam olmalı. Sitelerinizi SEO anlamında efektif biçimde kullanmak için link ilişkisinin mümkün olduğunca doğal görünmesi gerekir ki, bu kullanımı abartmanız durumunda Google’ın durumu fark etmesi düşündüğünüzden de kısa sürecektir. Esasen uzun zaman önce yapılan algoritma güncellemeleriyle Google zaten bu durumu en başından fark ediyor ancak site sahibine, abartmamak ve inorganik bağlantılardan kaçınmak şartıyla yan sitelerini link kaynağı olarak kullanma şansı sunuyor.

Düzenli olarak her gün veya her hafta yan sitelerinizden link çıkışı yapmak zorunda olmadığınız gibi link inşası yaparken sadece arama sonuçlarında avantaj sağlayacak spesifik kelimeleri de kullanmanız gerekmiyor. Belli bir plan oluşturarak, harfiyen planı uygulamaya çalışmak yerine ziyaretçi çeken içeriklere ev sahipliği yapan popüler sayfalar yaratmaya çalışın. Yan sitelerinizdeki, özgün ve kaliteli içeriğiyle popüler hale gelen sayfalarınızın sayısını arttırdıktan sonra bu sayfaları link çıkışı için kullanmak en rasyoneli olacaktır. Sürekli aynı şablonun uygulandığı, aynı anahtar kelimelerin sürekli tek siteyi işaret ettiği kısırdöngü backlinklerin başınıza iş açacağını da unutmayın.

Siteler için içeriğin önemi

İçeriğin Önemi Ama Hangi İçerik?

İçerik kalitesi ve özgün içeriğin her zaman kazandırdığını, SEO’nun da belkemiği olduğunu aralarında sitemizin de dâhil olduğu pek çok kaynakta defalarca okuduğunuza eminim. 6 yıldan uzun süredir sayısını, içeriğini ve hangi sitelerde yayımlandığını bile hatırlayamayacağım kadar nitelik ve nicelikle içerik üretmiş bir editör olarak bir kez daha “içerik kraldır!” mottomuzu detaylıca açıklamayacağım. Farklı olarak bu defa içeriğin öneminden ziyade SEO çalışmalarından azami faydayı elde etmek için ne türde içerikler üretmeniz gerektiğine değinmek istiyorum. Spesifik olarak belli bir amaç için üretilmiş ancak yine de özgün olan ve en önemlisi yalnızca “yazmak için yazılmayan” kaliteli içerikler optimizasyon konusunda büyük avantaj sağlarken içeriğin ne türde olacağına karar vermek, bu avantajdan hangi oranda faydalanacağını belirler. Organik ziyaretçi trafiğine sahip olmanın anahtarını sitenizin içeriği elinde tutarda ne tür içerik üretmeniz gerektiğini bilmiyorsanız, pusulasız denize açılmışsınız demektir.

İçerik Türü ve Kalitesi

En baştan bir solukla akla gelen ilk içerik türlerine bir göz atalım; fotoğraf ve görseller, uzun formatlı makaleler, detaylı açıklamalı kullanım kılavuzları/hizmet deneyimleri, alt başlıklı rehberler, veri tabanları, videolar, mekân/gezi rehberleri, ürün/hizmet tanıtımları ve tabi blog yazıları. Bu bir çırpıda birkaçını sıralamaya çalıştığım içerik türlerinin bazıları gereksizmiş gibi görünebilir ve bir kısmınınsa işlevsiz olmasından ötürü SEO katma değerinin düşük olduğu zannedilebilir. Oysa rekabetin son derece yoğun olduğu sektörlere ilişkin anahtar kelimelerde dahi hiç beklenmedik şekilde hiçbir ticari gayesi olmayan bir bloggerın içeriği, SEO için her ay binlerce lira harcayan firmaların web siteleri üzerinde karşımıza çıkabiliyor. Peki, bu nasıl oluyor?

WordPress veya Blogger’ı tamamen hobi amaçlı kullananların ürettiği içerikler, Google’ın gözünde optimizasyonu ciddiye alan ve çalışmalar için düzenli bütçe ayıran firmalarınkinden çok daha değerli olabiliyor. Bunun sebebiyse tamamen kullanıcı etkileşimini değerlendiren arama motorunun, blog sitesindeki içeriğin yoğun ilgi gördüğünü ve paylaşımlar doğrultusunda kullanıcılar için “değerli” olduğunu tespit etmesi. Bir başka şekilde söylemek gerekirse kullanıcıların ilgisini çektiği ve beğenildiği için Google da bu doğrultuda ilgili sayfayı üst sıralara taşıyor. Bir blogger olarak içerik üreten kişiler genellikle “hobi olarak gördüğü” yani ilgisini çektiği için hakkında yoğun bilgi sahibi olduğu konularda yazar ki, bu da ürettikleri içeriklerin “yazmak için yazılan” sayfalardakilerden çok daha kaliteli olmasını sağlar.

Nicelikten Önce Nitelik

Mutfakta zaman geçirmekten keyif alan, hazırladığı yiyeceklerin tariflerini ve hazırlık aşamasında yaşadığı deneyimi insanlarla paylaşmaktan hoşlanan bir bloggerın ürettiği içerik; yegâne motivasyonu para kazanmak olduğu için her gün onlarca yemek tarifi yayımlayan bir sitedeki içeriklerden nitelik açısından farklıdır. Bu blog sitesi her gün onlarca yeni paylaşım yapmadan haftada bir veya belki iki paylaşım yaparak, bahsi geçen her gün onlarca yemek tarifi yayımlayan siteden çok daha fazla takipçiye sahip olabilir. Kaldı ki, hemen her konuda olduğu gibi yemek tarifleri konusunda da ziyadesiyle içerik üretmiş bir editör olarak, bugüne dek anadilim Türkçe olmasına ve iki defa okumama karşın anlayamadığım yemek tariflerini gururla paylaşan pek çok web sitesi gördüm. Maalesef hala görmeye de devam ediyorum…

Bu konuda bir diğer başarılı örnekse son zamanlarda mantar gibi birbiri ardına türeyen gezi rehberleri. Birkaç başarılı öncünün ardından fırsatı gören ve bu fırsatı SEO’da katma değere dönüştürmek isteyen kötü taklitlerle karşılaşmamıza karşın hala keyifle takip edebileceğiniz gezi rehberleri bulunuyor. Uçak bileti satmak için yazıldığı ilk satırların okunmasına gerek kalmadan, sayfanın tasarımından hemen belli olan sitelerden farklı olarak bir gezi rehberlerinin gerçekten “gezmekten” keyif alan kişilerce yazılması farkı yaratan en büyük unsur. Gezmeyi, keşfettiği yeni yerlere dair deneyimlerini insanlarla paylaşmaktan ziyadesiyle keyif alan kişilerce oluşturulan içerikler niteliğiyle SEO açısından değerli hale geliyor. Kullanıcının, sadece bir ülke veya dört bir yanı cennet olan yurdumuzun herhangi bir yeri hakkında bilgi edinmek için sayfayı ziyaret edebileceğini düşünmeden her ziyaretçiyi ısrarla uçak bileti almak üzere reklamlara tıklamaya çalışmak; “içerik kraldır!” mottosuyla pek uyuşmuyor olsa gerek.