Arama motoru optimizasyonu yani SEO hakkında yazılmış makaleler, SEO teknikleri ve güncel SEO haberlerinin hepsi burada.

Link İnşası Hakkında 6 Efsane

Arama motoru optimizasyonu dendiğinde konuyla uzaktan yakından ilgili fark etmeden herkesin aklına gelen ilk uygulama olan link inşası, aynı zamanda en çok spekülasyon yapılan ve pek çok efsaneye de ev sahipliği yapan bir konu. Bloglardan sosyal medyadaki paylaşımlara kadar hemen her yerde karşımıza çıkan bu efsaneler bazen oldukça geniş bir takipçi kitlesine sahip web sitelerinde dahi yayımlanabiliyor. TamSEO olarak bize de sıkça sorulan ve bazen de blog bölümümüzdeki içeriklerin yorumlarında karşılaştığımız sorular, webmaster veya e-ticaret sektörüne yeni girmiş firma sahiplerinin büyük kısmının kulaktan dolma bilgilere güvendiğini gösteriyor. Hal böyle olunca link inşası hakkında sıkça söylenen ve düşünenden de daha geniş bir kesimin sorgulamadan uygulamaya çalıştığı bu efsanelerden bahsetmemek olmazdı.

  1. PageRank Değeri Sizinkinden Düşük Sitelerden Link Almayın

Çoğu site sahibi ve SEO hizmetleri veren webmaster, çalışmalarının merkezini oluşturan link inşasında önceliği yüksek PageRank değerli sitelere veriyor. Bunda şaşılacak bir durum olmasa da, kendi sitesinden daha düşük PageRank değerine sahip sitelerden asla link alınmamasını gerektiğini düşünenler de var. Lafı uzatmadan en baştan söylemek gerekiyor ki, bu düşünce baştan sona yanlış. Google metrikleriyle ilgili küçük bir araştırma yapanların dahi hemen fark edeceği üzere hangi güncelleme gelirse gelsin, Google algoritmasının kendisi zaten bu mantıkla çalışmıyor ve çalışamaz da…

SEO uygulamalarıyla bizzat ilgilenmeye ve bu doğrultuda çalışmalara başlayan çoğu site sahibi herhalde bugüne kadar yerli içerikler dâhil, pek çok web sitesinde PageRank değerlerine göre sitelerden gelen linklerin değerini gösteren tablolar görmüştür. Yüksek değere sahip web sitelerinden gelen tek bir linkin, daha düşük değerli sitelerden gelen yüzler ve bazen binlerce linke eşdeğer olduğunu gösteren bu tablolar bahsi geçen hatalı algının şekillenmesinde oldukça etkili. Düşük değerli web sitelerinden binlerce link alan bir siteyi, sadece yüksek otoriteye sahip tek bir web sitesinden link almış bir diğeriyle eşit olarak görmekse zaten irrasyonel bir tutum. Zengin ve özgün içeriklerin yer aldığı ancak düşük otoriteye sahip sitelerden, bloglardan yüzlerce editöryal link alan bir web sitesini, yüksek otoriteye sahip sadece birkaç siteden link almış diğer siteyle eş tutmamak lazım. Ayrıca bu düşük otoriteye sahip web sitelerinden gelen linkler, yüksek otoriteye sahip tek siteden gelen linkten çok ama çok daha fazla trafik sağlayabilir ki; linklerin kazandırdığı trafiği de gözden kaçırmayan Google algoritması için bu önemli bir etkendir.

Az sayıda linke sahip ve sosyal medya aktivitesi de minimum düzeyde olan yeni web sitelerinden dahi tereddüt etmeden link alabilirsiniz; tabi, bu web siteleri Spam içerik üretmiyor, içeriğe dair tüm editöryal düzenlemelere önem veriyor ve ayrıca bildiğiniz diğer güvenilir web sitelerini de aynı şekilde link veriyorsa.

  1. Çok Hızlı Link Almayın, Cezalandırılırsınız!

Bu da link inşasına dair yaygın kabul bir efsane. Zira Google algoritması web sitenizin bir yayın hayatına başladığı ilk ayda kaç link aldığını ve bir sonraki ay alınan linklerin sayısının daha da artması durumunda ceza kesmeye programlanmış değil. Buradaki temel problem; niceliğe odaklı değil, niteliğe bakarak hareket etmemekten kaynaklı. Düşük kalitede ve büyük bölümü “Spammer” damgası yemiş web sitelerinden gelen yüzlerce linkle haftalar içinde, istenen sadece birkaç kelimede ilk sayfaya gelmeyi isteyenlerin deneyiminden kaynaklı bu algı tamamen bir SEO efsanesi. Birkaç web sitesinin işaret ettiği ve Spam olma ihtimali kuvvetle muhtemel linklerin hızla artması durumunda Google daha da yakından bakmak isteyerek, önce bu linkleri veren siteleri ve sonrasındaysa sitenizi cezalandırabilir. Bu durumda problem kaç tane link alındığı değil, bu linklerin nereden geldiği yani niteliğidir. Gri veya siyah şapka SEO (grey/black hat SEO)yapanlar içinse bu durum zaten baştan göze alınması gereken bir risktir. Tabi, ne yaptıklarını biliyorlarsa…

Eğer burada TamSEO olarak verdiğimiz tavsiyeleri referans alarak SEO çalışmalarınızın omurgasını oluşturan link inşasına başladıysanız endişelenmeniz gereken sitenize ne kadar hızlı link aldığınız değil, aldığınız linklerin organik olup olmaması ve bu linklerin geldiği web sitelerinin Google nazarındaki otoritesidir.

  1. Diğer Sitelere Çok Fazla Link Vermek, Domain Otoritenizi Azaltır

Bazı web sitesi sahipleri link alma konusunda ne kadar iştahlıysa söz konusu internetin temel gayesi olan paylaşımın diğer yüzü olan link verme olduğunda bir o kadar cimrileşiyor. Bu isteksizliğin odağında link inşasıyla ilgili bir diğer efsane olan; link çıkışlarının domain otoritesini azaltacağı ve alınan linklerin de etkisini zayıflatacağı yatmakta. Baştan sona irrasyonel olan bu düşünce sadece Google algoritmasının değil, internetin kullanım mantığına da baştan sona aykırı.

Uzun zaman, oldukça uzun zaman öncesine dayalı az da olsa bir mantığa sahip olan bu düşüncenin şekillenmesini sağlayan gerçekler aslında tarihsel olarak bakıldığında PageRank hesaplamalarında bir giriş-çıkış sisteminin bulunmasıdır. Tek sayfadan onlarca web sitesini işaret eden yüzlerce linkin çıktığı, bu günümüz şartlarında “tarih öncesi” olarak nitelendirilebilecek dönemde spammer sitelerin ayıklanması için kullanılan sistemse çok ama çok uzun zaman önce değiştirildi. Sayfaya gelen linkler ile sayfadan çıkan linklerin birbirine oranlanarak hesaplamaların yapıldığı bu yöntemleri bugün için “dinozor SEO” olarak adlandırmak mümkün. Spam linklerin ayıklanması için üzerinde uzun çalışmalar neticesinde geliştirilen ve etkinleştirildiğinde SEO forumlarında pek çok tartışmaya da sebep olan 2011 Google Panda güncellemesinin “çok öncesine” ait bir dönemde uygulanan bu yöntemi referans almak, yarar sağlamayacağı gibi size pek çok şey kaybettirecektir. Belki link alma konusunda hevesli olduğunuz kadar olmayabilir ancak güvendiğiniz adresleri işaret edecek ve site ziyaretçilerini bilgilendirecek linkleri verme konusunda tereddüt etmeyin.

  1. Anahtar Kelimeler ile Linkler Arasındaki Oranı Hesaplayın

Web sitesinin hangi kelimelerde yükselmesi istendiğine göre anahtar kelimelerin (keywords, anchor text) belirlenmesi, bu anahtar kelimelerin kaç adet olduğu, link çıkışının yapılacağı her bir metinin kaç adet kelime içerdiği, link çıkışı yapılan anahtar kelimelerin işaret ettiği linklerle uyumu, domain ve marka ismiyle seçilen anahtar kelimelerin uyumu ve daha da fazlası… Anahtar kelimeler üzerinden gerçekleştirilen link inşasıyla alakalı en ince detayına kadar hesaplanan o kadar fazla detay var ki, bu detayları hesaplayanlar “organik” linkleri veren kişilerin bu tip hesapların hiçbiriyle ilgilenmediğini unutuyor. Blog sitesinde yayımladığı bir yazıda, herhangi bir ticari kaygısı veya SEO çalışmalarına dair en ufak bir fikri olmadan link veren Bloggerın bu hesapları yapmadığı aşikâr. Tabi, burada gri ve siyah şapka SEO yapanları bir kenara ayırmak gerektiğini de vurgulamak lazım…

Link çıkışı yapılan uyumlu anahtar kelimelerde kullanılan terimler ile bu linklerin işaret ettiği linklerin birbiriyle ne kadar uyumlu olduğundan hangi kelimeden kaç link çıkıldığına, aslında bu tip oran hesaplamaları boşa zaman ve enerji kaybı. Eğer TamSEO olarak burada verdiğimiz beyaz şapka SEO uygulamalarını referans alıyorsanız zaten anahtar kelimeler ile linkler arasındaki oranlara dair obsesyona dönüşen detaylarla ilgili hesaplamalar yapmazsınız. Google anahtar kelimelerinize göz atarken tüm linklerin belli birkaç anahtar kelime üzerinden geldiğini ve genellikle aynı sayfayı işaret ettiğini görürse işte o zaman radara yakalanırsınız. Özellikle gri şapka SEO çalışmalarında bu durum da bir risk olarak göz alınır ve en baştan bu riske girmeye değer olup olmadığı hesaplanır. Ancak bir kez daha hatırlatmakta yarar var ki, bu şekilde anahtar kelimelerle linkler arasındaki oranı saplantılı bir şekilde hesaplayarak uzun vadeli fayda sağlayacak bir SEO çalışmasını rasyonel biçimde yürütmeniz çok zor ve ekseriyetle de imkânsızdır…

  1. Asla Kimseden Doğrudan Link İstemeyin, Riske Girmeyin

Link inşasına dair efsanelerin belki de en anlaşılabilir olanı, insanlardan link istemenin SEO çalışmanıza ve markanıza zarar verebilme potansiyelinin olduğu. Bazı firmalar e-posta göndererek veya sosyal medya araçları üzerinden; “şu sayfadan bize link verirseniz, size indirimli satış yaparız veya promosyon ürün göndeririz” gibi taleplerde bulunabiliyor. Hatta bu şekilde link takası yapan veya “bir şeyler” karşılığında belli markalara link veren kişilerin daha sonra şikâyet edildiği ve web sitelerinin internet çöplüğündeki ebedi yerini aldığına dair bazı forum postaları da mevcut. Tabi, bu durumun yaşanması gerçekten de en kötü senaryo.

Peki, baştan sona sizden, markanız veya satışa sunduğunuz bir üründen bahseden ancak sitenize herhangi bir referans linkin verilmediği içeriklerden link istemek kötü bir fikir mi?

Yeni web sitelerinin listelendiği pek çok web sitesi bulunuyor ve bu siteleri ziyaret ederek, link profili oldukça sade olan bu web sitelerinden link istemek, patron Google tarafından belirlenen kurallara aykırı değil. Ancak bunu yapmanın “iyi niyetli” yolları olduğu gibi, er ya da geç bir spammer damgası yemenize yol açabilecek yolları da var. Dolayısıyla ortada bir alışveriş yani sadece para karşılığında birkaç linkin alınması gibi tek düze, amacı baştan belli bir durum olmadıkça link istemede sakınca yok. Özellikle sizden bahsedilen ama herhangi bir referans linkin kullanılmadığı sayfalar link isteyerek, link profilinizin çeşitliliğini arttırmak açısından oldukça faydalı olabilir.

  1. Birden Fazla Link Çıkan Sayfaların Linkleri Değersizdir

Sayfadan birden fazla link çıkması durumunda, ikinci çıkışın yapılması ile diğer tüm linklerin “öleceği” de SEO planlarının omuriliğini oluşturan link inşasında sıkça karşılaşılan bir efsane. Domainin link çeşitliliğinin en önemli SEO metriği olduğunu düşünerek ortaya atılan bu görüş, farklı anahtar kelimelere ev sahipliği yapan domainlerden gelen linklerin her zaman için sadece tek olduğunda siteye değer katacağıdır. Peki, herhangi bir siteden link aldıktan sonra aynı sitenin, aynı sayfadan ikinci linki veya onlarca sayfadan yüzlerce link vermesi durumunda ne olacak?

Teknolojik ürünler odaklı bir e-ticaret planınız var ve firmanız yoğun emek verdikten sonra kâr marjını hayal ettiğiniz seviyelere getirmeye, siteniz bir markaya dönüşmeye başladı. Ancak bu zaman zarfında firmanızdan alışveriş yapanların sayısı da doğal olarak arttı ve artık Türkiye’nin en çok ziyaret edilen teknoloji forumunda e-ticaret markanız ve satışa sunduğunuz ürünlerle ilgili başlıklar açılmaya başlandı. Hadi gelin rasyonel bir şekilde düşünelim. Bu ülkenin en çok ziyaretçi alan teknoloji forumunda markanızla ilgili açılan ve genellikle de sitenize link verilen forum postları reklamınızı yaparak size avantaj mı sağlıyor yoksa SEO planınızı alt üst mü ediyor? Bazen aynı sayfadan birkaç farklı link çıkışının olduğu ilgili forum sitesi, ülkenin en çok ziyaretçi çeken forumu olarak yüksek bir otoriteye sahip olduğundan aslında buradan ne kadar fazla link geldiğine takılmamanız lazım. Aslında bir e-ticaret markası yönetiyorsanız bu gibi bir durumda önemsemeniz gereken kaç link geldiği değil, bu linklerin çıktığı sayfalarda markanız ve ürünlerinizle ilgili ne söylendiği…

Yoğun ziyaretçi çeken web siteleri, forumlardan sitenize çok fazla link çıkması çok normal olduğundan bu durumun Google açısından hiçbir sakıncası da olmayacaktır. Bu linklerin aynı sayfadan gelmesi dahi şayet linklerin çıktığı web sayfası sadece organik, bizzat kullanıcılardan gelen linklere izin veriyorsa sizin için yoğun “trafik” demektir. Bu büyük trafik potansiyelini avantaja çevirmek yerine aynı sayfadan veya siteden kaç link çıkışı yapıldığında takılmayın.

Google Sinekkuşu Algoritması

Google’ın SEO Tavsiyelerini Ne Kadar Umursamalısınız?

Google bünyesinde aktif görev alan ve pek çoğu sosyal medyada binlerce kullanıcı tarafından takip edilen SEO gurularının yaptığı açıklamalar her zaman için SEO uzmanları ve web sitesi sahiplerinin çalışmalarına yön vermiştir. Bu kişilerin SEO çalışmalarına dair yorumları doğrudan Google tarafından yapılmış açıklamalar olduğu için fazla sorgulanmadan, doğrudan katı SEO kuralları olarak algılanmasına rağmen aslında iş uygulamaya geldiğinde bazı çelişkiler yaşanabiliyor. Dolayısıyla akla gelen ilk soru; “Google’dan gelen SEO tavsiyelerinin ne kadarını umursamalı ve bu tavsiyelerin ne kadarına uymalıyım?” oluyor…

Google’ın SEO Guruları

Yazıya, Google bünyesinde çalıştığı için bir SEO gurusu olarak adlandırılan ve arama motoru optimizasyonu konusunda yaptığı açıklamalar pek çok web sitesinde yayımlanan kişilerden birinin açıklaması ve bu açıklamanın gerçek zamanlı uygulamasındaki tezatlığına dair bir örnek vererek başlayayım. Genellikle alıntı yaparken “Google’dan birisinin/birilerinin dediğine göre” şeklinde ifadeler kullanmamıza karşın bu sefer açıklamanın kaynağı da verelim. Twitter hesabı 10 binin üzerinde kişi tarafından takip edilen Gary Illyes isimli bir Google çalışanı 301 yönlendirme sayfalarına dair yaptığı açıklama ilk örneğimiz olsun. Bu kişinin yaptığı açıklama, SEO uzmanları ve bu işle yakından ilgili olan web masterların “Google’dan birisinin dediğine göre” ifadesi kullanılarak alıntılanan ve çoğunlukla da sorgulanmadan kabul edilen SEO gerçeklerine dönüşebiliyor. Yapılan açıklamada; “301, 302, 307 fark etmeden hangisi size daha mantıklı geliyorsa o hata kodlu yönlendirme sayfasını kullanın. Google için hepsi bir” şeklinde bir tavsiyede bulunuluyor. Peki, gerçekten öyle mi?

Bu açıklamadan hemen sonra pek çok yapancı SEO forumu ve web sitesinde artık 30x yönlendirme sayfaları hakkında endişelenmemiz, hangisi istersek onu kullanabileceğimizle ilgili onlarca yazıya rastladık. Bu tavsiyelerde tüm web masterlara dilediği yönlendirme sayfasını kullanabileceği, bunların Google gözünde herhangi bir fark yaratmayacağı söyleniyordu. Ancak uygulamada 307,302 gibi farklı sayfaların tamamının 301 yönlendirmeye çevrilmesi durumunda, bu sayfaların Google üzerinden daha fazla ziyaretçi aldığı yani algoritmanın bu 301 yeniden yönlendirme sayfalarına daha fazla trafik sağladığı görüldü. Bunun sebebiyle alakalı SEO forumlarında hala pek çok tartışma başlığı mevcut. Görünüşe göre 301 yeniden yönlendirme sayfaları Google’ın 1997’den bu yana kullandığı PageRank sistemi tarafından daha güvenilir bağlantılar olarak algılanıyor ve spam ihtimali düştüğünden, arama motoru bu sayfalara daha fazla trafik akışı sağlayabiliyor. Tabi burada uygulamanın nasıl yapıldığı da önemli…

External Linklerin Durumu

Google’dan birilerinin açıklaması; “diğer siteleri işaret eden external linkler, PageRank açısından spesifik bir işlevi yok. Ancak bu linkler içerik değerini arttırabilir” şeklinde olsa da aslında bu açıklama kendi içinde iki tezat barındırıyor. John Mueller’dan gelme ihtimali oldukça kuvvetli olan bu açıklamaya bakarak veya bu açıklamayla size tavsiyeler veren web sitelerine güvenerek, sayfadaki linklerin nereyi işaret ettiğiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Oysa external linkler PageRank açısından işlevsiz olurken aynı zamanda içeriğin kalitesini arttıramaz çünkü bu iki kavram birbiriyle tezattır. Zira yayımladığınız içeriğin kalitesinin artması, arama motorunun daha değerli gördüğü sayfayı daha yukarı çıkartması ve otomatikman bu sayfanın daha fazla trafik alması anlamına gelir. “External linkler PageRank açısından önemli değil” ile “bu linkler içerik kalitesini etkiliyor” SEO açısından taban tabana zıt ifadeler olarak zaten birbirini yalanlıyor…

Bu linklerin PageRank açısından doğrusal bir faktör olmamasına karşın içeriğin kalitesini etkilediği, sayfadaki içeriğin kalitesinin artması sayfa değerini ve dolayısıyla sayfa değerindeki bu durumun web sitesinin değerini de arttığı bir gerçek. Bu açıklamada geçen “spesifik” ifadesinin nasıl yorumlandığı, external linklerin PageRank değeri açısından önemli olup olmadığını belirliyor. Yapılan açıklamayı nasıl yorumlayacağınız veya bu açıklamanın SEO uygulamalarında neyi değiştireceğiyle ilgili bilgilenmek adına takip ettiğiniz web sitelerinin ne anladığı çok ama çok önemli. Aynı durum Do-Follow ve No-Follow linkler için de pek çok kez söylenmişti ki, aslında bu tip öneriler hakkında nihai sonuca varmanın garantili yolu; test etmek.

Hangi Açıklamaya Güvenebilirim?

Google bünyesinde görev alan kişilerin arama motoru optimizasyonu konusunda yaptığı açıklamalarda her zaman açık pencereler olabileceğini unutmadan, aslında bu tip açıklamalarda en rasyonel tutum; denemeden veya güvendiğiniz kişiler tarafından test edilmesini beklemeden harekete geçmemek. Zaten bu sebeple hemen herkesin en çok sevdiği SEO gurusu Matt Cutts olmaya devam ediyor. Kendisine sorulan pek çok soruda doğrudan yanıt vermek ve “kesinlikle benim dediğim gibi” demek yerine çoğu zaman; “Bu sorduğunuzu ben de bilmiyorum, izin verin bunu ekibimle beraber test edelim ve elde ettiğimiz sonuçlara göre tekrar açıklama yapayım” diyor. Aksi halde bu kadar fazla insanın, SEO ile doğrudan veya dolaylı yoldan alakalı yüzlerce açıklamasının hangisine güvenileceği Arapsaçına dönen bir karmaşa haline gelirdi… Göründüğü kadar teknik anlamda yanlış ancak kulağa doğruymuş gibi gelen Google açıklamalarında, uygulanması halinde gözlenebilir fark yaratmayacak ancak mantık çerçevesinde değerlendirildiğinde siteye herhangi bir zarar da vermeyecek önerileri test etmek en mantıklısı.

Google’dan gelen açıklamaları yapan kişiler genellikle yüzlerce, belki binlerce kişinin oluşturduğu birkaç farklı ekibin başındaki, kafası bir hayli karışık ve yoğun kişiler olarak açıklamalarında genellikle karmaşık bir dil kullanıyor ve konular havada kalabiliyor. Nitekim yeniden yönlendirme sayfalarıyla ilgili bahsi geçen konuyla alakalı Gary birkaç hafta sonra tekrar açıklama yaparak, açıklamasında bahsetmeyi unuttuğu pek çok teknik detaya dair açıklamalarda bulundu. Eğer uzun zamandır uyguladığınız ve işe yaradığından emin olduğunuz SEO stratejinizi tamamen çökertecek bir Google açıklamasıyla karşılaşıyorsanız, bu açıklamalara temkinli yaklaşmanızda yarar var. Zira muhtemelen açıklamayı yapan kişi birkaç gün veya hafta sonra; “burada şunu, şunu ve şunları da söylemeyi unutmuşum” tarzında yeni bir açıklama yapacaktır. Dolayısıyla kendi bildiklerimizi ve uygulama konusundaki işlevselliğinden emin olduğumuz konularda yapılan açıklamalarda hemen gemileri yakmamak, konuya biraz sabırlı ve temkinli yaklaşmak en iyisi.

blog yönetimi

E-Ticaret Sitelerinin Blog Yönetimi

E-ticaret sitelerinin genellikle SEO açısından avantaj sağlamak için kullandığı ve kimi zaman da sadece trafik kaynağı olarak görülen blog sayfaları aslında hem internet kullanıcılarının satın almaya dair nihai kararını etkileyebiliyor hem de organik ziyaretçilerin sayısını arttırabiliyor. Ziyaret ettiği e-ticaret sitelerinde satın almayı düşündüğü ürüne dair temel düzeyde dahi bilgiye ulaşamayan ziyaretçilerinse siteye olan güveni sarsılıyor. Ürün menşei, üretimde kullanılan maddeler, kimyasal bileşenler gibi en temel düzeyde bilgiye dair yer verilmeyen e-ticaret sitesi sayfalarıyla geniş bir müşteri kesimine ulaşmayı düşünmekse her zamanki gibi bir hayal olmanın ötesine geçemiyor. Oysa blog sayfalarında satışa sunulan ürünlere dair kapsamlı bilgi paylaşımında bulunması ve bu içeriklerin de özenle oluşturulması durumunda hem ziyaretçilerin siteye olan güveni arttırabilir hem de SEO anlamında arzu edilen avantajlardan faydalanılabilir.

Ürün ve Hizmetlerle İlgili Bilgiler

Yerli ve yabancı araştırmalar gösterdiği yegâne sonuç; ziyaretçiler satın almayı düşündüğü ürünle ilgili ne kadar fazla bilgiye ulaşırsa ürünle daha fazla ilgileniyor ve bu da satın alma oranını arttırıyor. Blogları efektif bir şekilde kullanmak bu anlamda e-ticaret sitelerinin elinde bulunan en önemli avantajlardan biri. Bu avantajı elinin tersiyle iten ve blog sayfalarını karman çorman linklerle doldurarak, özgünlükten uzak kalitesiz içeriklerle inorganik trafik sağlamayı hedefleyen e-ticaret siteleri içinse herhangi bir avantajdan söz etmek güç.

Trafiği Müşteri Potansiyeline Dönüştürmek

Blog sayfalarında detaylı açıklamalara yer veren e-ticaret siteleri ziyaretçilerine güven aşılarken bir yandan da sitelerinde daha uzun zaman geçiren internet kullanıcılarına ürün satmak için daha fazla şans elde eder. Bazılarının inorganik trafik artışı için kullandığı veya kullanmaya çalıştığı blog sayfaları ziyaretçi çekse dahi asıl önemli olan “bu ziyaretçilerin ne kadarının ürün satın aldığıdır”. Trafiği müşteri potansiyeli olarak değerlendiremedikten sonra aslında blog sayfaları üzerinden inorganik trafik artışı sağlamanın, SEO anlamında bir başarı olduğu da söylenemez. İnternette herhangi bir ürünle ilgili uzun kuyruklu anahtar kelimeler kullanarak arama yapan internet kullanıcılarına ulaşmak için blog sayfaları kullanılabilir ama yine bu sayfaları ziyaret edenler ancak karşısında gerçek anlamda yararlı bir içerikle karşılaştığında ürünleri satın almakla ilgilenecektir.

SEO

Yeni Linkler Sıralamalara Ne Zaman Etki Eder?

Uzun uğraşlar sonucunda elde edilen linklerin sıralamalarda hemen etki etmesi beklense de, yeni linklerin beklenen etkisini eşzamanlı olarak görmek mümkün değil. Sorunun yanıtını ilk cümlede vererek başladığımız bu yazıda, link inşasına kafa patlatan ve emeğinin karşılığını biran önce almak isteyen webmaster ve site sahipleri için birkaç konuyu açıklayacağız. Yeni linklerin beklenen şekilde etki göstermesi ve sıralamalarda olumlu sonuçlar sağlaması için günler değil, bazen haftalarca beklemek gerekebiliyor. Bu durumsa aceleci site sahiplerinin umutsuzluğa kapılmasına ve bazen de yoldan saparak, olur olmadık eski usul taktiklere başvurmasına yol açabiliyor.

Yeni Linklerin Sıralamaya Etki Etmesi 3 Ayı Bulabiliyor

3 ay oldukça uzun bir süreymiş gibi görünebilir. Verilen yeni bir linkin izini sürerek, sıralamalarda yaşanan değişimleri sadece bu tek linke bağlayarak analiz yapmak şüphesiz oldukça güç olacaktır. Çok fazla değişkenin söz konusu olduğu sıralamalarda aslında siz herhangi bir şey yapmasınız dahi rakip sitelerin yapacağı yanlışlar da sıralamaların lehinize değişmesine sebep olabilir. Ancak yine de SEO stratejileri uzmanlar tarafından belirlenen ve uygulamada büyük hatalar yapmadan ilerleyen rakip sitelerle rekabet ettiğinizden eminseniz, sitenizin yükselmesi durumunda bu değişimin yeni linkler sayesinde olduğundan “kısmen” emin olabilirsiniz.

Linklerin Nitelik ve Niceliği

Yoğun olarak ziyaret edilen SEO blog ve sitelerindeki webmasterlar tarafından gerçekleştirilen pek çok çalışma neticesinde yeni linklerin sıralamalara “belirgin şekilde” etki etmesi için 4-12 hafta geçmesi gerektiği, bugüne kadar zaten defalarca ortaya kondu. Tabi, bu etki süresi doğrudan verilen linklerin nitelik ve niceliğiyle de alakalı. Yeni linklerin sayısı arttıkça sıralamalarda daha olumlu sonuçlar alındığı gibi, bu sonuçları elde etmek için geçen zaman da kısalıyor. Yine de link sayısının abartmamaya ve önceliği her zaman için niteliğe vermekte yarar var. Sadece tek bir linkle birkaç haftada sıralamalarda olumlu sonuçlar görmeyi beklemektense 15-20 linkle çalışma yapmak daha akıllıca bir seçim olacaktır. Optimum değer olarak 20 linkten bahsedilse de, bahsettiğimiz üzere çok fazla değişken söz konusu olduğu için her web sitesi için geçerli kesin sayılardan bahsetmek güç.

Yeni linklerin her biri orta veya küçük düzeyde etkiye sahip olmasına rağmen link sayısı arttıkça bu etki birleşerek, sıralamalarda büyük ölçekli bir etki oluşmasını sağlıyor. Burada önemli olan ve asla gözden kaçırılmaması gereken konuysa sıralamalarda daha hızlı sonuç almak için bir seferde çok fazla link vermemekten kaçınmak. Zira bu şekilde tek seferde çok fazla link vermek sıralamalarda daha hızlı yükselmenizi sağlamayabileceği gibi, Google radarına takılarak aksine sıralamalarda düşüş yaşamanıza da yol açabilir. Linklerin sıralamalardaki büyük ölçekli etkisini zamanla görür ve link inşasına dair uzun vadeli planlamalarınıza da bu haftalar süren etkiye göre yaparsınız.

İçerik Pazarlaması

İçerik Etkinliğinin Ölçümü ve Analizi

Web sitenizin içeriğini sadece arama sonuçlarında yükselmek için değil, aynı zamanda kullanıcılarınıza da gerçek anlamda fayda sağlamak için son derece özenle hazırlıyor olabilirsiniz. Peki, yayımladığınız tüm bu içeriklerin etkinliğini ölçüyor musunuz? Yayın içeriğinizin düşündüğünüz etkiye sahip olup olmadığını bilmiyorsanız, yaptığınız hataları düzeltmek için ne yapmanız ve içerik oluşturma konusunda yeni stratejilerinizi nasıl şekillendirmeniz gerektiğini de bilmiyorsunuz demektir. Ziyaretçilerinizin sayfada geçirdiği süre, Scroll Down yani ziyaretçilerin sayfayı ne kadar aşağı kaydırdığı, içeriklerinizin sosyal mecralardaki paylaşımı, satış linkinin bulunduğu sayfanın alt kısmındaki bölümü kaç kişinin görüntülediği gibi pek çok SEO metriği ürettiğiniz içeriğin etkinliği hakkında bilgi edinmenizi sağlar.

Yalnızca sayfa görüntülemesi veya ziyaretçi sayısı gibi ölçüm verileri, yayımladığınız içeriklerin etkinliği hakkında gerçek anlamda fikir edinmeniz için yeterli değildir. Sadece trafiğe bakarak ürettiğiniz içeriğin ne kadar efektif olduğuna karar veremeyeceğiniz için farklı ölçümlere ihtiyacınız var. Hazırladığınız promosyon kampanyasını duyurduğunuz içeriğinizin kaç kişiye ulaştığı kadar, bu içeriğin sayfayı görüntüleyen kullanıcıların kaçı tarafından ilgi çekici ve yararlı bulunduğunu bilmek de çok önemlidir. Böylelikle ilerleyen günlerde yayımlayacağınız içerikleri sayfa ziyaretçilerinizin daha fazla ilgisini çekecek şekilde düzenleyebilir, dolayısıyla içeriği yayımlamanızın asıl amacı olan satış konusunda daha olumlu sonuçlar elde edebilirsiniz.

Toplam Okuma Zamanı

Genel olarak içerik etkinliği ölçmede en sık kullanılan SEO metriği olan toplam okuma zamanı (TOZ), sayfa görüntüleme ölçümlerinden çok daha faydalı bir analiz verisidir. Site ziyaretçilerinizin içeriğiniz hakkında ne düşündüğünü analiz etmeniz açısından çok daha rasyonel bir veri olan toplam okuma zamanı; içeriği okumak için ziyaretçiler tarafından harcanan toplam zamana ve ziyaretçi başına sayfada geçirilen ortalama zamana dair kesin bilgi edinmenizi sağlar.

Her bir ziyaretçinin ilgili içerikle etkileşimine dair gerçekçi ölçüm verilerine sahip olmanıza imkân tanıyan toplam okuma zamanı, sayfanın aşağı yönlendirilmesine ilişkin hareketlerin periyodik olarak kaydedilmesiyle birleştirildiğinde içerik etkinliğinizin analizini çok daha kolay yapmanızı sağlayacaktır. Yalnızca 500 ziyaretçinin görüntülediği bir sayfanızın toplam okuma zamanı, 5 bin ziyaretçi tarafından görüntülenen bir sayfanın TOZ değerinden fazla olabilir. Bu durumda daha düşük görüntülenen sayfada yayımlanan içeriğin, kullanıcılar tarafından daha ilgi çekici bulunduğundan emin olabilirsiniz.

Scroll Down Metriği

Ziyaretçilerinizin ne kadarının sayfada yayımlanan içeriği “gerçekten okuduğunu” anlamınızı sağlayan Scroll Down metriği; fare ortasında bulunan ve sayfanın aşağı kaydırılmasına imkân tanıyan Scroll Down hareketlerinin periyodik olarak kaydedilmesiyle elde edilir. Toplam okuma zamanıyla birleştirildiğinde içerik etkinliğinin analizi açısından oldukça kıymetli bir veri elde etmenizi sağlayan bu metrik Scroll Dept yani aşağı kaydırma derinliği olarak da isimlendirilir.

Sayfayı ziyaret edenler ne kadar uzun bir yazıyla karşılaşıyor olursa olsun sayfayı, yazının sonuna kadar aşağı kaydırıyorsa içeriğinizin ilgi çektiğinden ve faydalı bulunduğundan emin olabilirsiniz. Tabi, bu veriyi sayfada harcanan toplam zaman metriğiyle birlikte yorumlamanız hızlı bir şekilde sayfanın sonuna gelerek sekmeyi kapatanlar ile gerçekten içeriği okuyanları birbirinden ayırmanızı sağlayacaktır. Zira içeriğinizin uzunluğuna göre yazıyı okuyan bir kullanıcının, tüm sayfayı okuması için belli bir süre harcaması gerekecektir. Bu ölçüm verisiyle ayrıca yayımladığınız içeriklerin uzunluğu sebebiyle ziyaretçilerin sıkılmasına sebep olup olmadığını da anlayabilir, böylelikle insanların sıkılmadan okuyabileceği optimum uzunlukta içerikler yayımlamak üzere yeni adımlar atabilirsiniz.

Viral Potansiyel

E-ticaret sektörünün perakende kısmında faaliyet gösteren firmalar için bilhassa önemli olan bu SEO ölçüm verisi, insanların satışa sunduğunuz ürünler hakkında yayımladığınız içerikleri ne kadar faydalı bulduğunu ve bu içeriklerle ne kadar ilgilendiğini anlamanızı sağlar. Facebook üzerinden kullanıcıların Spam olarak şikayet ettiği ve duvarlarında görmek istemediği “fazlasıyla zorlama” içerik paylaşımları yerine bu paylaşımların sosyal medya kullanıcıları tarafından gönüllü olarak yapılması, her zaman için asıl hedef olmalı.

Yayımlanan içeriklerin hangisinin ziyaretçiler tarafından daha fazla beğenildiğini, sosyal mecralardaki paylaşım oranlarına bakarak kısa sürede anlayabilir ve daha önemlisi bizzat tüketicilerin eliyle viral yoldan ürünlerinizin tanıtımını yapabilirsiniz. Viral potansiyelden ne oranda faydalanabildiğinizi tespit etmek açısından büyük öneme sahip olan bu veri, sosyal medya araçları üzerinden reklam için para harcamadan içeriğinizi nasıl geliştirmeniz gerektiğini öğrenmenize yardımcı olur.

İçerik etkinliğini ölçmek ve kapsamlı analizler yapmak için kullanabileceğiniz araçlardan maksimum oranda faydalanmak, yayın kalitenizi müşteri potansiyeli ve satışları arttıracak şekilde nasıl optimize etmeniz gerektiğini anlamanızı sağlar. Ürettiğiniz içeriklerin ne kadar ziyaretçi tarafından görüntülendiğinden öte bu insanların kaçının müşteriniz olduğuyla ve size para kazandırdığıyla ilgileniyorsanız, içerik etkinliğinizi maksimize etmeye de zaman harcamalısınız.