Arama motoru optimizasyonu yani SEO hakkında yazılmış makaleler, SEO teknikleri ve güncel SEO haberlerinin hepsi burada.

Dmoz

Bir Yıldız Daha Kaydı; DMOZ Kapandı

19 yıla yakın geçmişiyle dijital dünyanın, özellikle SEO ile ilgilenen kesim için en önemli isimleri arasında yer alan DMOZ (Open Directory Project, Açık Dizin Projesi) maalesef kepenklerini kapattı. Son birkaç yıldır kullanıcıların ayakta tutmak için yoğun çaba sarf etmesine karşın popülerliğiyle birlikte optimizasyon konusundaki efektif değeri de azalan dizin sitesi, bir anlamda artık “gereksiz” olduğu için faaliyetlerini sonlandırdı. Zamanında “webi organize etmek” için tasarlanmış bir proje olan DMOZ gönüllü editörlerin çabasıyla ayakta duruyordu. Yahoo’nun borusunun öttüğü zamanlarda hızla popülerlik kazanan ve kullanıcıların eklediği dizinlerle web kullanıcılarına aradığını bulma konusunda kolaylık sunmayı hedefleyen sitenin, bugünün adım adım yapay zekâya ilerleyen girift algoritmaları karşısında şansının olmadığı zaten yıllardır biliniyordu. Ülkemizdeyse webmasterların, web sitelerini DMOZ dizinine eklemek için para aldığı zamanlar hala pek çoğumuzun hafızasında.

Dizin Sitelerinin Devri Kapandı Mı?

Yahoo Dizinlerinin aksine Google’ın tekelleşme yolunda attığı sağlam ve her geçen gün daha da hızlanan adımlara karşın direnişini gönüllü editörleri sayesinde sürdüren DMOZ onurlu ancak yaşamın temel dinamiği olan değişime kapalı yürüyüşünü nihayet sonlandırdı. Site editörleriyse ana sayfaya “kapattık” ifadesini koymadan evvel son iş olarak dizinin son halinin bir kopyasını da aldı. Tüm bu gelişmelerse zaten herkes biliyor olsa da, internette bir devrin kapandığını resmen tescillemiş oldu…

Dizinin kapanacağına dair haberlerin beyaz şapka SEO forumlarında dillendirilmesi ve eşzamanlı olarak Twitter üzerinden de webmaster ve site sahiplerinin tartışmalara dâhil olmasından kısa sürede sonra beklenen kaderin gerçekleşmesi, Mart ayının ortasından başlayarak dijital dünyada pek çok spekülasyonun dillendirilmesine yol açtı. Her ne kadar arama motoru optimizasyonuyla ilgilenenlerin pek çoğu komplo teorilerini severek takip ediyor olsa da, esasen dizinin kapatılmasının ardında tamamen rasyonel nedenler yatıyor. Zira “Değişmeyen Tek Şey, Değişimin Kendisidir!” daimi mottosu bu süreçte de işlemiş gibi görünüyor…

Peki, yüksek PR değerine sahip dizin sitelerine kayıtın SEO bağlamındaki öneminin tamamen ortadan kalktığını söyleyebilir miyiz? Aslında dizin sitesi dendiğinde akla gelen ilk ismin yani DMOZ’un kapanmış olması bile bu sorunun yanıtı mahiyetinde. Her ne kadar bu tür dizin sitelerinin tamamen işlevsiz olduğundan bahsetmek en azından şuan için mümkün değil. Ne var ki, sıralamalarda yükselme hedefiyle oluşturulan SEO stratejilerinde yapacaklar listesinin üst sıralarına dizin sitesine kayıt yaptırmayı koymamakta fayda var. Zira söz konusu işlevsellik ve geribildirim olduğunda, bu tür dizin sitelerinin optimizasyona sunduğu pozitif katkının yıldan yıla biraz daha azaldığı ortada.

Yayımladığınız İçerik Gerçekten SEO Uyumlu Mu?

Yayımladığınız İçerik Gerçekten SEO Uyumlu Mu ?

Web sitenizin güncellenmesi için belli zaman aralıklarıyla içerik yayımlarken sitenizde her gün veya her hafta görücüye çıkan bu içeriklerin SEO uyumlu olması aslında hangi anahtar kelimenin, ne oranda kullanıldığıyla değil; içeriğin kullanıcıya ne vaat ettiğiyle alakalıdır. Site içi optimizasyon açısından öneme sahip olan başlıca konular arasında sayfa linklerinizde, hedef anahtar kelimelerin yer alması ve bu sayede sitenizin aranan kelimelerle ilgili yayınlara sahip olduğunu göstermek gelmesine rağmen bu her anahtar kelime için ilgili ilgisiz ayrıca bir içerik yayımlamanız anlamına gelmez. Yüzlerce anahtar kelimeye sayfa linklerinizde yer vermek adına peşi sıra yayımladığınız içerikler özgün dahi olsa internet kullanıcısına fayda sağlamadığı sürece, yayın içeriğinin SEO uyumlu olduğundan bahsetmek söz konusu değil.

Kullanıcı Ne Arıyor, Sayfanızda Ne Buluyor?

Google Arama Motoru üzerinden yapılan tüm aramalarda, aramayı yapan kullanıcı belli bir amaç doğrultusunda ilgili anahtar kelimeleri kullanır yani yazdığı anahtar kelimelerle, spesifik olarak erişmek istediği bilginin niteliğini tanımlamış olur. Web sitenizi güncel tutmak ve ayrıca sayfa linklerinizde aranan anahtar kelimelerin yer alması adına dur durak bilmeden ve içeriğin “ne vaat ettiğini düşünmeden” yayın yapmanız durumundaysa sayfalar dolusu içeriğin SEO ile uyumundan bahsetmek mümkün olmayacaktır.

Başlıkta anahtar kelime yer alırken içerik hedef anahtar kelimenin yanında birkaç tane yan kelimeyi de içeriyor bile olsa, site içi optimizasyonla gerçek anlamda bir fayda sağlamak için bunların da öncesinde içeriğin kullanıcıya ne vaat ettiğine odaklanmalısınız. Yaptığı arama neticesinde internet kullanıcısı web sitenizi ilk sayfada ve hatta ilk sıralarda görüntülese dahi şayet sayfanızda aradığını bulamazsa satmaya çalıştığınız ürünü veya hizmeti almakla ilgilenmeyecektir. Bir başka değişle trafik sağlasanız dahi bu ilgiyi kazanca dönüştürmeniz bir hayli güç olacaktır…

Firmanıza Özel Yazılmamış İçerik Size Ait Değildir

Pek çoğumuz çeşitli aramalar neticesinde ziyaret ettiğimiz web sitelerinde, okumaya dahi gerek olmaksızın birkaç saniyelik göz atma süreciyle karşılaştığımız içeriğin “yazmak için yazılmış” olduğunu algılayabiliyoruz. Birkaç değil, ondan fazla anahtar kelimenin koyu renkle işaretlenmesiyle SEO uyumlu içerik yayımladığını düşünen bu firma siteleriyse ne kadar yoğun bir trafiğe ev sahipliği yaparsa yapsın, bu yoğunluğu kazanca dönüştüremediği müddetçe rasyonel faydadan söz etmek imkânsız.

Satışa sunduğu ürüne dair tek satırın bile olmaması bir kenara dursun içerikte firmanın adının bile geçmediği, daha ziyade “firmalar, şirketler” gibi genel ifadelerin kullandığı içerikler saniyeler içinde içeriğin firma için değil, herkes için yazılmış olduğunu yani sıradanlığını gösteriyor. Sitesini ziyaret eden kullanıcıya kurumsal hizmet anlayışından ve ürettiği ürünlerin kalitesinden bahsederek, sayfadaki içeriği okuyanlara ürün veya hizmet satmaya çalışmak yerine değerli zamanlarını bu şekilde boşa harcatan firmalarınsa SEO ile ürün satışlarını arttırması mantıkdışı bir beklentinin ötesine geçemiyor…

Kullanıcı dostu web sitelerinden bahsederken link inşasından veya site içi hata sayfalarının düzenlenmesi, ölü linklerin yönlendirilmesi, yazım hatası olan veya çok uzun yazılmış başlıkların düzenlenmesi gibi konular önemli olmasına karşın bunların tamamından daha önemli olan; web sitesinin var oluş amacı olan içeriğin, kullanıcıya aradığı bilgiye ulaşma imkânı sunmasıdır.

Zamanı Kısıtlı Olanlar İçin Mikro SEO

Arama motoru optimizasyonuna dair temel bilgilere sahip olduktan sonra SEO düzenlemelerinin ne kadar önemli olduğu hemen herkesçe anlaşılmasına karşın firmasının dijital ortamdaki marka değerini arttırmak üzere bu çalışmalara her gün birkaç saat ayırmak, maalesef hayatın realitesi gereği herkes için mümkün değil. İşlerin yoğunluğundan veya oldukça geniş bir çalışma alanını içeren SEO çalışmalarını hatasız yapmak için gereken bilgiye sahip olunmamasından ötürü sitesinin güncellemesi, site içi optimizasyonu, sosyal medya çalışmaları gibi konularla herkes “olması gerektiği gibi” ilgilenemiyor. Peki, ama her gün saatleri bilgisayar başında geçirmeden, haftalık birkaç saat zaman ayırarak kullanıcı dostu bir web sitesine sahip olmak imkânsız mı?

Site İçi Optimizasyon

Müşteri ve ürünlerle ilgilenmek zaten tüm zaman ve enerjisini aldığı için çoğu web sitesi ve firma sahibinin arama motoru optimizasyonu olarak nitelendirilen ziyadesiyle geniş içerikli çalışmalar için ayrıca bir mesai harcaması söz konusu değil. Sitesini kullanıcı dostu hale getirmek ve bu sayede ilgili Google aramalarında daha avantajlı bir pozisyona sahip olmak üzere kolları sıvayanlarsa haftalık birkaç saatlik uğraşla, “makul bir beklenti dâhilinde” fark yaratacak bir SEO çalışmasına bizzat imza atabilir. Tabi, her hafta bir veya iki saat ayırmasına karşın mucize beklememek kaydıyla…

İnternet kullanıcılarının deneyimine ve alışkanlıklarına bağlı olarak devamlı değişen, değiştikçe daha da gelişen algoritmaların son zamanlarda öne çıkarttığı en önemli faktör; site içi SEO. Sitenizi kullanıcı deneyimini pozitif yönde etkileyecek biçimde düzenlemeden, dışardan sayfalarınızı işaret eden yüzlerce linke güvenerek artık herhangi bir başarı elde etmeniz çok zor ve hatta imkânsız. Bu anlayış oldukça uzun zaman öncesinde kaldığından artık kısıtlı zamanınızı işlevselliği tartışmaya açık yüzlerce link almaya çalışmak yerine, site içi optimizasyona ayırmanız çok daha rasyonel bir karar olacaktır. Dolayısıyla mikro SEO planlamaları yaparken her zaman için önceliğiniz site içi düzenlemeler olmalı. Üstelik bu düzenlemeleri Google yönergelerine uygun şekilde yapmak içinse düşündüğünüz gibi her gün saatlerinizi harcamanıza da gerek yok.

Google arama motorunun sitenizle sorun olarak gördüğü hataları bulmak ve ayıklamak, kısıtlı zaman dâhilinde SEO çalışmaları açısından atabileceğiniz en işlevsel adım olacaktır. Özellikle büyük pratiklik vaat eden WordPress kullanıyorsanız bu konuda işiniz daha da kolay ve aslında zamanınızın çoğunu site içi düzenlemeleri yapmaya değil, bu düzenlemeleri nereden ve ne şekilde yapacağınızı öğrenmek için yine Google başında arama yapmaya ayıracaksınız. Tabi, bu düzenlemeleri nasıl yapacağınıza ilişkin araştırma yapmaya da saatler ayırmanıza ve sayfalar dolusu dokuman okumanıza gerek yok…

Rekabet Şansınızın Olduğu Anahtar Kelimeleri Belirleyin

Site içi düzenlemelerde öne çıkartmak istediğiniz ve markanızla, satışa sunduğunuz ürünlerle doğrudan alakası bulunan anahtar kelimeleri belirlemek de kısıtlı zamanı olanlar için faydalı olacaktır. Her ay yüz binlerce arandığı için rekabetin Google Adwords’te dahi ziyadesiyle kızışmış olduğu spesifik anahtar kelimeler yerine sitenizin rekabet şansı yakalayabileceği ancak yine de satışa sunduğunuz ürün ve hizmetlerle ilgili kelimeler seçmeniz önemli. Lokal aramaları ilgilendiren veya uzun kuyruklu anahtar kelimelerin ağırlıkta olduğu, birkaçı yine yüksek rekabet grubuna dâhil kelimelerden oluşan bir çalışma listesi hazırlayabilirsiniz. Bundan sonra artık bu anahtar kelimelere odaklanarak, kısıtlı zamanınızı daha işlevsel biçimde ve odağınız site içi düzenlemeler olacak şekilde kullanabilirsiniz.

Güncel İçerikle Sayfa Düzenlemeleri

Belirlediğiniz anahtar kelimelerle ilgili site içi düzenlemelere, muhakkak özgün ve gerçek anlamda site ziyaretçilerinize “bir şeyler vaat eden” içerikler eklemeyi de dâhil edin. Zira içerik her zaman için kraldır ki, son güncellemelerle birlikte Google’ın da içeriğe her geçen gün daha fazla önem verdiğini görmekteyiz. Belirlediğiniz kelimeleri içeren bir sayfanız olmaması durumunda bir adım geride olduğunuzu unutmayın ve şayet belirlediğiniz anahtar kelimeleri işaret eden sayfalarınız yoksa, bu sayfaları oluşturmak için anahtar kelimeyle ilgili ürün veya hizmete dair bilgi içeren güncel içerikler girin. Bu sayfalar ve sayfalarda kullanıcı dostu, özgün ve anahtar kelimelerle uyumlu içerikler olmadan ilgili ilgisiz yüzlerce link almaya çalışarak, zaten kısıtlı olan zamanınızı boşa harcarsınız.

Google Arama Önerileri ve SEO Çalışmalarına Etkisi

Google Arama Önerileri ve SEO Çalışmalarına Etkisi

Google üzerinden herhangi bir şey aramak üzere ister klavye başında isterseniz akıllı telefonunuzla yazmaya başladığınız anda arama motorunun alakalı alakasız, “bir şeyler” önerdiğini hepimiz biliyoruz. Genellikle arama motorunun bu önerileri neye göre yaptığı internet kullanıcılarının fazla umurunda olmasa da, pek çok kişinin doğrudan önerilerde yer alan arama terimlerini tıkladığı da bir gerçek. Yapılan aramalardaki popüler tercihlere göre önerilen anahtar kelime dizilerinin sırasını değiştiren Google, şüphesiz bu öneri sistemiyle kullanıcıların arama eğilimlerini kimi zaman doğrudan kimi zamansa dolaylı olarak etkiliyor. SEO çalışmalarında Google’ın bu arama önerilerinden faydalanmak, içerikten link inşasından önerilen anahtar kelimelere yönelik çalışmalar yapmak beklediğinizden daha etkili sonuçlar almanızı sağlayabilir. Söz konusu Google olduğunda hiçbir şey garanti olmasa bile…

Google Arama Önerilerinde Dönemsel Değişimler

İnternet kullanıcılarının yaptığı aramalarda hangi kelimeleri daha yoğun kullandığına yani hangi arama teriminin daha popüler olduğuna göre öneride bulunan Google, arama motoru kullanıcılarının daha çok mobil cihazlar üzerinden internete erişim sağlamasıyla birlikte bu popülerlik sıralamasında mobil arama trendlerine ağırlık verdi. Zaten günümüzde arama motoruna, laptop ve masaüstü bilgisayardan çok akıllı telefon ve tabletler üzerinden erişim sağlanıyor. Arama önerilerinde popülerliğe göre yapılan sıralama ise kullanıcının bulunduğu bölgeye ve ayrıca bu bölgede yakın zamanda düzenlenen etkinliklere göre sürekli değişiyor. Şöyle ki; bulunduğunuz bölgede bir mobilya fuarı varsa “2017 mobilya f…” şeklindeki aramalarınızda öncelikli öneri “fuarı” olurken fuar tarihinin geçmesinin ardından önerilerde ilk sırayı, önceden olduğu gibi “2017 mobilya fiyatları” alabilir. Bu durumun farkında olmanız ve dönemsel öneri değişimlerini göz önünde bulundurarak SEO çalışmalarınıza yön vermeniz, son derece yüksek arama hacmine sahip anahtar kelimelerde web siteniz için ön sıralardan bir yer ayırmanızı sağlayabilir veya en azından çalışmalara önceden başladığınız için sitenizi daha avantajlı hale getirebilir.

Mobil Cihaz Kullanıcıları

Google Arama Motoru üzerinden yapılan aramalardaki bu öneri mantığı artık Google Haritalar ile ilişkilendirilen mobil aramalar için de geçerli. Dolayısıyla önerilen kelime gruplarına yönelik optimizasyon yapmak yerel aramalar açısından da firmalara avantaj sağlayabilir ki, Bing’in bile arama motorunda bu eğilime yöneldiğini görmekteyiz. SEO çalışmalarında hala ikinci plana atılmasına rağmen önemi her geçen gün artan Youtube için de arama önerilerinin, kullanıcı aramalarını yönlendiren önemli bir etken olduğunu hatırlatalım. Arama motorunun kullanıcının bilgisayar veya mobil cihazdan erişim sağladığını fark ettiğini, dolayısıyla arama önerilerini kullanıcının erişim tercihine göre optimize ettiğini de unutmamakta fayda var.

 

yerel aramalar

Yerel Aramalara Yönelik Anahtar Kelime Çalışmaları

Lokal aramalara yönelik SEO çalışmalarında belli bir bölgedeki mobil cihaz kullanıcılarının yaptığı Google aramalarını hedef almak, arama potansiyelini oluşturan çok fazla anahtar kelime ve arama trendi bulunduğu için meşakkatli ve ziyadesiyle güç bir iş. Bölgesel aramalarla doğrudan sonuca ulaşmak isteyen mobil internet kullanıcıları satın alma eğilimi en yüksek kitle olduğundan, lokal SEO çalışmalarının da hedef kitlesidir ve bu kitlenin aramalarında kullandığı anahtar kelimeler birincil öneme sahiptir. Ancak aynı bölgede yer alan veya ilgili bölgeye hizmet veren tüm işletmelerin bu yerel arama trendlerini oluşturan anahtar kelimelere yönelik çalışma yaptığından, bu satın alma eğilimi yüksek kitleye ulaşmak kolay değil. SEO çalışmalarında lokal aramaları esas almak isteyenlerin önündeki temel sorunsa başta Google Adwords olmak üzere, analiz için kullanılan araçların arama hacmine göre sıralamalarda yüzlerce anahtar kelime önerisinde bulunması…

Daha Geniş Bir Bölgeyi Hedef Alın

Çalışma yapacağınız anahtar kelimelerde spesifik bir bölgeyi hedef almak yerine daha geniş ölçekli düşünmek ve birden fazla bölgeyi içine alacak şekilde anahtar kelime tercihi yapmak çok daha mantıklıdır. İlçenin tüm mahallelerini kapsayacak şekilde ayrı ayrı yüzlerce anahtar kelimeyi optimize etmeye çalışmaktansa ilçenin tamamında yaşayanların yaptığı lokal aramaların trende göre anahtar kelime çalışması yapmak hem işinizi kolaylaştırır hem de sitenizin ilgili kelimelerde çok daha iddialı hale gelmesini sağlar. SEO çalışmalarınızda parça parça, ilgi ilgisiz tüm yerel arama trendlerinde listelenen anahtar kelimeleri kullanmaktansa bölgenin, ilin veya ilçenin tamamını kapsayacak şekilde daha az sayıda ve çok daha yoğun rekabetin olduğu kelimelere odaklanmalısınız.

Link Çalışmalarıyla Uğraşırken İçeriği Unutmayın

Bu özelliğe sahip anahtar kelimelerde rekabet daha yoğun olmasına rağmen zamanla sizin çalışmalarınızın etkisi de yoğunlaşacağından, siteniz en yoğun rekabetin yaşandığı ve bölgenin tamamını kapsayan aramalarda üst sıralarda yer almaya başlayacaktır. Tabi burada sihirli kelimenin her zaman ki gibi “sabır” olduğunu da unutmamak lazım… Spesifik olarak belli lokal aramaları hedeflemek için benimseyebileceğiniz SEO çalışmalarında önceliğiniz anahtar kelimelere yönelik link çalışmaları yapmak değil, web sitenizin içeriğini bu doğrultuda optimize etmeye çalışmak olmalı. Mobil internet kullanıcıları yerel hizmetlere ulaşmak için hangi anahtar kelimeleri kullanırsa kullansın, aradığı içerik web sitenizde bulunduğu müddetçe firmanızın hizmet ve ürünlerini tercih edecektir. Aksi halde belli kelimelere odaklanan kapsamlı, zahmetli ve vakit alan link çalışmalarıyla başarı elde etseniz yani sitenizi ilgili aramalarda üst sıralara taşısanız ve ziyaretçi trafiğini arttırsanız dahi sitenizi ziyaret edenlerin, aradığını bulmadığı için sekmeyi kapatması yalnızca birkaç saniye sürecektir.

Arama Hacmini Hesaplarken

Anahtar kelime çalışmalarınızda analiz için kullandığınız araçların ne söylediği kadar hedef bölgenin nüfus yoğunluğu da önemlidir. Google Adwords kullanarak analiz yapıyor bile olanız anahtar kelimenin arama hacminden önce, çalışmayı kapsayan mahalle veya ilçenin nüfus yoğunluğuna bakarak da arama hacmine dair son derece somut bilgi edinebilirsiniz. Örneğin; 20 bin nüfuslu bir bölgeyi ilgilendiren yerel aramalarda ilk sıralarda yer almaktansa anahtar kelime çalışmalarında 100 bin nüfuslu bir bölgeyi kapsayacak şekilde yönetmek çok daha akıllıcadır. Kullandığınız araçlar yerel arama trendlerine dair elle tutulur bir arama hacmi verisi sunmasa da, bölgenin nüfusuna bakarak da hangi kelimelerin öncelikli olduğuna karar verebilirsiniz. Nüfus arttıkça anahtar kelimelerde rekabet de arttığı için çalışmalarınızın etkisini görmeniz daha uzun sürmesine karşın bu kelimelerde yükselmek, çok daha bir müşteri potansiyelinize hitap etmenizi sağlayacaktır.

google sandbox

Sandbox Nedir, Sandbox’tan Nasıl Çıkılır?

Web sitelerinin arama sonuçlarında filtrelenmesine, bu sayede SPAM içerik üreticilerinin cezalandırılmasına yönelik bir stratejinin ürünü olan Sandbox; Google’ın sıralama algoritmasında 10 seneden uzun süredir kullandığı bir modüldür. Hakkında pek çok şehir efsanesi bulunan, bir girenin bir daha çıkamadığı bir ceza alanı olarak nitelendirilen Sandbox aslında bugüne kadar bahsettiğimiz SEO uygulamalarına riayet edilmesi yani sitenin kullanıcı dostu olmasına özen gösterilmesi durumunda site sahipleri ve webmasterlar için problem değildir. Bir alan olarak nitelendirilmesine karşın bir etki olan Sandbox hakkında yapılan açıklamaların en tutarlısı, Google’da trend analisti olarak görev yapan John Mueller’a aittir Mueller’a göre Sandbox etkisini belirleyen en önemli iki faktör; linklerde kullanılan anahtar kelimelerin rekabet yoğunluğu ile siteyi işaret eden linklerin niteliği arasındaki ilişki ve domain güvenilirliğidir.

Spammer yani çöplük siteleri ayıklamada kullanılan bu etki sayesinde arama sonuçlarında uygulanan filtreleme, Google Arama Motoru kullanıcısının Spam siteleri görüntülemesini önler. Bir anlamda arka kapıyı dolanmaya çalışan yani “siyah şapka SEO” yapanların ayıklanması anlamına gelen bu etki, Spam site sahibini tekrar sıralamalarda üst sıralarda çıkmak için köklü değişikler yapmaya veya kökten çözüm olarak siteyi komple silip, yeniden kurmaya zorlar. Bu etkinin şiddetini belirleyen önemli etkenlerden olan domain güvenilirliği, site domainin WHOIS bilgileri referans alınarak sahip olduğu linklerin sayısı, kalitesi ve içerdiği anahtar kelimelerin incelenmesiyle belirlenen bir faktördür. Linklerde sürekli aynı kelimelerin geçmesi ve bu kelimelerdeki rekabetin yoğunluğu, domain güvenilirliğiyle tezat oluştuğu takdirde sitenin Sandbox etkisine maruz kalması kaçınılmaz hale geliyor.

Sandbox Etkisinden Nasıl Kurtulurum?

Lafı fazla uzatmadan soruya kısa yoldan yanıt vermek gerekirse yukarıda da bahsettiğimiz üzere iki çözüm yolu var; siteyi komple silerek sıfırdan kuruluma gitmek veya SEO uyumlu bir site yapılandırmak üzere kolları sıvamak. Spam etiketi yemiş, Sandbox etkisine maruz kaldığı için arama sonuçlarında filtrelenmiş siteleri kullanıcı dostu sayfalara dönüştürmenin ziyadesiyle güç bir olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bunun için çoğu webmaster bu sonuç alınacağı kesin olmayan, bazen Sandbox’tan çıkmanın aylar aldığı zahmetli süreçle vakit kaybetmemek adına çözümü siteyi silmekte ve her şeye sıfırdan başlamakta buluyor. Yoğun etkilet kullanımı, ilgili ilgisiz nitelik göz etmeksizin her kaynaktan alınan linkler, özgünlükten uzak yazmak için yazılmış “kopyala-yapıştır” içerikler gibi düzeltilmesi gereken çok fazla unsur söz konusu olduğu için yeni bir başlangıç yapmak çok daha işlevsel bir çözümmüş gibi görünüyor.

Arama sonuçlarındaki gösterimi filtrelenen web siteleri Sandbox’tan çıktıktan kısa süre sonra tekrar listelenmeye başlayacağından, Google arama sonuçlarındaki yerleşimine bağlı olarak hızla ziyaretçi çekmeye başlar. Bu aşamada gerçekçi beklentiler doğrultusunda kullanıcı odaklı bir SEO planı yapmanız ve kararlı bir biçimde adım adım optimizasyon konusunda yol almanız, sitenin hak ettiği itibarı kazanmasını sağlayacaktır.