Arama motoru optimizasyonu yani SEO hakkında yazılmış makaleler, SEO teknikleri ve güncel SEO haberlerinin hepsi burada.

2017 seo

2017 Yılı İçin SEO Stratejileri

Google arama motorunun ne yapmayı planladığı ve bunun çalışmalarınızı nasıl etkileyeceği, 2017 yılında sizi neyin beklediğine dair rasyonel bir öngörüye sahip olmanıza yardımcı olacaktır. Büyük değişikliklerin olmasını beklemek ve sonrasında bu değişikliklere göre konum almak yerine sürekli değişen alışkanlıkları ve bu değişim SEO üzerindeki minör etkisini dikkate alarak, bugünden strateji belirlemekte fayda var. 2017 yılında bilhassa dikkat edilmesi gereken ve küçük düzenlemeler gibi görünmelerine karşın trafik akışını dramatik bir biçimde etkileyen birkaç özellikten bahsedelim.

Yanıt Kutusu

Arama motorunun kullanımına dair alışkanlıkları değiştirecek kadar majör bir uygulama değilmiş gibi görünse de, arama sonuçlarında 3 veya 4. sırada olan bir web sitesi dahi yanıt kutusu sayesinde rakiplerini geride bırakarak en tepeye yerleşebiliyor. Böyle olunca trafiğin de önemli bir bölümü yanıt kutusunda yer almayı başaran siteye kayıyor. Google’ın yanıt kutusu sayesinde bazen sayfanın sonlarında yer alan bir web sitesi dahi seçilebiliyor ki,  web sitesi böylelikle ilgili arama trendinde çok ama çok büyük bir avantaj elde edebiliyor. Bu yanıtın Google tarafından sağlanması ise kullanıcılara güven verdiğinden, yanıt içeriğini sağlayan web sitesi kullanıcıların büyük bir bölümünün ilk tercihi oluyor. Yanıt kutusu web sitenizin trafiğinin önemli bir bölümünü sizden alıp götürebildiği gibi, rekabetin yoğun olduğu ilk sıralarda kendinize yer bulamadığınız durumlarda trafiğe ortak olmanızı sağlayan bir avantaja dönüşebilir.

Kullanıcının Amacı

Hummingbird güncellemesiyle kullanıcılarının amaçlarına odaklanacağını söyleyen Google, geçtiğimiz yıl boyunca algoritmada kapsamlı güncellemelere gitti ve artık kullanıcının yazdığı kelimelerden çok bu kelimelerle “neyi amaçladığını” önemser hale geldi. Bir başka değişle kullanıcının amacının, anahtar kelimelerden daha önemli olması söz konusu olduğu için 2017 yılına dair SEO stratejilerinde kullanıcıların ne yazdığından çok niyetinin ne olduğuna odaklanmak gerekecek. Tabi bu, anahtar kelimelere dair tüm düzenlemelerinizi SEO çalışmalarınızdan çıkartmanız anlamına gelmiyor. Bu kelimelere dair çalışmalarda hedefiniz, kullanıcının ilgili kelimeleri kullanmakla hangi kaynağa ulaşmaya çalıştığını yani amacının ne olduğunu belirlemek. Özellikle içerik geliştiricilerinin üzerinde durması gereken bu konu, ilerleyen yıllarda daha da önemli hale gelecekmiş gibi görünüyor.

Sonuç Sayfaları

Arama motoru sonuç sayfaları (SERP) artık çok daha fazla web sitesine ilişkin bilgi içeriyor ve Google kullanıcılarına ilk sayfadan itibaren mümkün olduğunca fazla alternatif sunmaya çalışıyor. Farklı nitelikte sitelerin de arama sonuçlarında yer almasına imkân tanıyan bu durum, tek arama kriterine odaklanan ve SEO çalışmalarının merkezine ürünle ilgili birkaç anahtar kelime koyanların 2017 yılında büyük bir arama hacminden faydalanamayacağı anlamına geliyor.

Sesli Arama

Arama trendlerinde dev bir hacme sahip olmasa da, sesli aramanın aramalar üzerindeki etkisinin yükselişte olduğu bir gerçek. SEO çalışmalarında temel alınabilecek kadar yüksek potansiyele ve tutarlı veri akışına imkân tanımayan sesli aramanın mobil kullanıcılar tarafından daha fazla kullanılması, 2017 yılında bu özelliğin kullanıldığı aramaların daha da önem kazanacağını gösteriyor. Şimdiden sesli arama kullananların aramalarında hangi web siteleriyle karşılaştığını incelemek ve siteyi bu arama sonuçlarına dâhil etmek için neler yapılabileceğini hesaplamakta yarar var.

Erişim Hızı ve Kullanıcı Deneyimi

Birden fazla cihaz üzerinden web sitelerine erişimin hızına bakan ve erişim hızına dair elde ettiği sonuçları da bir hayli ciddiye alan Google, masaüstü veya mobil cihazlar üzerinden erişim için saniyelerce beklenmesi gereken web sitelerine arama sonuçlarında ceza kesebiliyor. Bu bilindik durum, bilhassa mobil internet kullanıcılarının daha yüksek hıza kavuşması ve böylelikle tahammüllerinin de azalması yüzünden 2017’de daha da önemli hale gelecek artacaktır.  Yurtdışında yapılan pek çok araştırmalarda üst limit olarak 5 saniye gösteriliyor ve bu zaman aralığı içinde sayfanın görüntülememesi durumunda kullanıcılarının oldukça büyük bir bölümünün sekmeyi kapattığı anlaşılıyor. Kimilerininse tahammülü 5 saniyeyi bile bulmuyor…

Tüm bunlarsa link kalitesiyle ilgili bugüne kadar söylediklerimizde herhangi bir değişiklik olmadığını ve link kalitesinin SEO çalışmalarında hala ön planda kalmayı sürdüğünü gösteriyor. 2016’da olduğu gibi önümüzdeki yılda da, marka değerini yükseltmek ve daha geniş kitleye ulaşmak, kullanıcı deneyimini pozitif yönde arttırmak isteyen herkes için linklerde nicelikten çok niteliğe önem verilmesi gerekiyor demek.

Google Mobil Web Sitesi Hız Testi Aracı

Yıllardır mobil teknolojinin hızlı gelişimi neticesinde geleceğin SEO trendlerini belirleyenin masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar değil, akıllı telefon ve tabletler olacağından bahsettik. Bu yıl itibarıyla internet üzerinden yapılan aramalarda mobil cihaz kullananların sayısı, masaüstü ve dizüstü kullananları bir hayli geride bıraktı. Web sitelerinde zaman geçirenlerin büyük kısmı akıllı telefon kullanıcıları haline geldi ve bu oranın önümüzde yıl daha da artacağı öngörülüyor. Hal böyle olunca arama motoru optimizasyonun merkezindeki konulardan birine dönüşen mobil uyumluluk, kullanıcı dostu web sitelerine sahip olmak isteyen herkesin ilk gündem maddesine dönüşüyor. Google yayımladığı yönergelerle mobil uyumluluğun altını çizerken mobil site hızı test aracı sayesinde bu konuda rasyonel fikir edinme ve elle tutulur verilere sahip olarak, eksiklerin somut şekilde görülmesini sağlıyor.

Mobil Uyumlu Olmayan Web Siteleri

Google tarafından açıklanan istatistikler doğrultusunda, internet kullanıcılarının mobil uyumlu olmayan web sitelerinden kısa sürede ayrılma oranının “5 kat daha fazla” olduğu görülüyor. İnternet kullanıcılarının artık büyük bölümü akıllı telefonlar üzerinden web sitelerine erişim sağlayanlar olduğundan, bu kişilerin kullandığı mobil cihazlarla uyumlu olmayan web sitelerinin şansı da azalmakta. Sayfanın mobil cihazlar üzerinden ne kadar sürede görüntülendiği ve kullanılan mobil cihaza göre tasarlanmış olması, görüntüleme ve kullanım açısından site ziyaretçisinin deneyimini doğrudan etkiler. Mobil SEO olarak adlandırılan hemen her türlü çalışmanın giderek genel anlamda SEO dâhilinde ele alındığı günümüzde artık optimizasyon çalışmalarının merkezinde mobil uyumluluk yer aldığından, bu çalışmaları ayrıca Mobil olarak adlandırmaya da gerek kalmamış gibi görünüyor.

3 Saniye Kuralı

Mobil uyumluluğun önemine dair bizzat Google tarafından yayımlanan araştırmalar neticesinde mobil cihaz kullanıcılarının, 3 saniye içinde yüklenmeyen web sitelerini terk ettiğini görüyoruz. İstatistiksel olarak mobil cihaz üzerinden web sitenize erişim sağlamaya çalışan ancak ilk 3 saniye içinde sekmeyi kapatan kullanıcıların “yarıdan fazlası” site hızından dolayı sitenizi ziyaret etmekten vazgeçiyor. Vaktin her zamanki gibi nakit anlamına geldiğini gösteren bu sonuç bilhassa e-ticaret siteleri için mobil hızın ne kadar önemli bir SEO etmeni olduğunu gösteriyor. Tüm çalışmaların sitenin görüntüleme hızının çok uzun olmasından dolayı çöpe gitmemesi için mobil uyumlulukla görüntüleme hızını da muhakkak dikkate almak gerekiyor. Siteniz beklediğiniz kelimeler üst sıralarda yer alsa ve kullanıcı sitenizi tıklasa dahi bu istatistik neticesinde eğer 3 saniyede sitenizi görüntüleyemezse %50 ihtimal başka bir siteyi tıklayacağınız söyleyebilir. Günlük trafiğe baktığınızda sitenizin mobil cihazlarda geç açılması yüzünden her gün kaç kullanıcı, dolayısıyla potansiyel müşteri kaçıyorsunuz acaba?

Mobil cihaz kullanıcıların yaptığı herhangi bir işlem neticesinde “hemen sonuç beklediğini” unutmayın ve web sitelerinizin gerçek anlamda kullanıcı dostu olması için SEO çalışmalarında, önemi ve potansiyeli her yıl biraz daha artan mobil uyumluluğu merkeze alın.

https://testmysite.withgoogle.com adresinden test aracını kullanarak siz de sitenizin mobil uyumluluğunu kontrol edebilirsiniz.

Link Satın Alarak Nereye Kadar?

Bugüne kadar onlarca kez paralı linklerle herhangi bir rasyonel SEO planlaması yapılamayacağını, bu şekilde para karşılığında link satın almanın zannedildiği gibi kısa süreli dahi herhangi bir menfaat sağlamayacağını söyledik. Esas sorun kısa vadede bir menfaat sağlandığının “zannedilmesi”. Geri dönüşün yani algoritmanın keseceği ceza ise linkler için ayrılan bütçenin “tamamının” boşa gitmesine yol açacağı için aslında bu yolu tercih edenler, tüm parasını boşa harcamış oluyor. Peki, bu yöntemi deneyen ya da en azından denediğini iddia eden ve başarılı olduğunu söyleyenler ne olacak? Öncelikle kulağımıza küpe yapmamız gereken en önemli konu; Penguen 4.0 güncellemesiyle beraber Google’ın artık uzun uzadıya indeksler almakla uğraşmadığı ve elde ettiği devasa bilgiyi analiz ettikten aylar sonra adım atarak yani yeni algoritmaları devreye sokarak siteleri cezalandırmadığı. Arada geçen süreçte “ne koparsam kârdır” mantığı son güncellemelerle beraber daha da riskli, irrasyonel ve amatörce bir hal aldı.

Güncelleme Beklemek Çok Eskilerde Kaldı

SEO konusunda doğru bilinen yanlışları belirttiğimiz, siyah şapka müdahaleleri eleştirdiğimiz, eksik yönleri olduğunu söylediğimiz stratejilerle ilgili konularda her zaman bu yanlış uygulamaların geçmişte kalan SEO anlayışından kaynaklandığını ifade ettik. Aslında özünde doğru kabul edilebilecek bir düşünce olan bu stratejiler, “doğru” kabul edilen uygulama mantığının seneler öncesinde değiştiğinden habersiz olunması sebebiyle güvenilir zannediliyor. Zira bunların başında Google tarafından uzun süren, yavaş ve sancılı bir süreç olan indeksle işleminden aylar sonra aktive edilen algoritmalar üzerinden ceza kesileceğinin zannedilmesi gelmekte. Bir başka ve daha yalın bir ifadeyle; sayfalarınızdan herhangi birinin spam olarak nitelendirilmesi için artık bir sonraki majör Penguen algoritması güncellemesini beklemenize gerek yok. Her şey biranda olup bitebilir ve birkaç alığına da olsa, menfaat sağlamayı hayâl ettiğiniz paralı linkleriniz yüzünden anında Google’ın kestiği cezayla baş başa kalabilirsiniz.

Yeni Penguen algoritması artık tüm domaine ceza kesmediği için sadece belli sayfalar üzerinden menfaat sağlamayı hedefleyen ve bu sebeple de paralı linkleri sadece bir ya da birkaç sayfayı işaret edecek şekilde optimize edenler için de kötü haber. Satış yapacağınız yani para kazanacağınız ve tüm paralı linklerinizin işaret ettiği sayfaya ceza kesen Penguen 4.0 algoritması, tüm bunlara karşın pekâlâ domaine aynı faturayı kesmeyebilir. Sorun neredeyse tüm siteyi değil, sorunun olduğu yeri cezalandıran bu yeni mantalite zaten paralı linklerle bu işin asla olmayacağını söylüyor. Kaldı ki, bu duruma garanti vermek de mümkün değil. Yani çıkıp kimse yeni algoritmanın birkaç Spam sayfa yüzünden tüm domaine ceza kesmeyeceğini söyleyemez. Bu gibi bir durumda tüm emeğiniz, linkler için harcadığınız parayla birlikte boşa gidecektir. Penguen eğer basit birkaç sayfadan oluşan siteyi incelediğinde, bu sayfaların birkaçını Spammer olarak değerlendirirse cezayı tüm siteye de kesebilir.

Sürdürülebilirlik ve Maliyet Verimliliği

Düz bir mantıkla uzun vadede herhangi bir fayda sağlamayacağını bile bile kısa süreli menfaat için link satın almayı tercih eden herkes; bu kısa sürede kazanacağının, linkler için yapacağı harcamadan fazla olması gerektiğini bilir. Ya da en azından bilmelidir. Link satın almak için 100 lira harcarken bu linkler sayesinde site üzerinden de 100 lira kâr elde ediyorsanız, başladığınız yere dönmüşsünüz demektir. Yani ortada rasyonel bir fayda yoktur. Yapılan harcamayı geri kazanmak ve kâra geçmek içinse “zamana” ihtiyacınız vardır. Google’ın “her an” sitenizi veya ilgili sayfayı cezalandırabileceği bir düzendeyse zamana bağlı bir öngörüde bulunmak, şansa güvenmek veya tahminlere güvenmekten öteye geçmez. Algoritmanın daha da geliştirilmesiyle bu cezalandırma süreci daha da hızlanacak ki, Google’ın asıl hedefi zaten ceza kesme sürecini “eşzamanlı” hale getirmek… Yönergelere uygun SEO çalışmalarıyla sağlam adımlar atarak günlük değil, uzun vadeli başarı elde etmeyi hedefleyenler içinse tüm bu süreçler sorun olmaktan çıkar.

Penguen 4.0; Kendini Tekrar Mı, Köklü Bir Değişim Mi?

Özel olarak Spam linklerle savaşmak üzere geliştirilen ve birkaç senedir sıralama kriterlerinin en önemli bileşenlerinden biri olan Penguen algoritması, son 4.0 güncellemesinden sonra algoritmanın çekirdeğini oluşturan en önemli parça haline gelmiş gibi görünüyor. Güncelleme sonrasında yapılan tartışmalara, bazı web sitelerinin sıralamada bir hayli gerilere düşmesinden kaynaklı eleştirilere bakıldığında aslında tüm bu serzenişler bizim için şaşırtıcı değil, aksine alışılagelmiş şikâyetler… Eylül sonu gibi içeriklerin netleşmesine dair bilgilerin verilmesinden hemen sonra başlayan kaygı, Ekim başında sıralamalardaki değişimle beraber “her zaman olduğu üzere” bazı site sahipleri için büyük bir dert kaynağı oldu. Milat olarak Penguen 1.0 alınırsa ve Penguen 3.0 modeli sonrası küçük güncelleme paketlerine bakılırsa bu birincil güncellemelerden sonra her zaman için birilerine “ceza” kesildiğini gördüğümüzden, tüm bu sürecin en başından şikâyetlerin de nasıl olacağını az çok tahmin ediyorduk. Nitekim Penguen 4.0 için geçen haftaların ardından artık Google algoritmasının belkemiğini Penguen’in oluşturduğunu kesin bir dille söylemek mümkün.

Geçmişten Bugüne Ne Değişti?

Penguen algoritmasının 1.0 birincil güncellemesinden son döneme kadar olan genel algı; yeni bir güncelleme sonrasında ceza alan sitelerin, tekrar “Google’ın gözüne girmek için” aylarca beklemesi gerektiği üzerineydi. Bu konuyu biraz daha açarsak, ilk güncelleme öncesinde Google yeni algoritması için web sitelerinden bilgi toplar ve nerelere müdahale edileceğine kesin karar verdikten sonra algoritmasını hazırlamaya koyulurdu. Bu sürecin ardından internetin vahşi doğasına salıverilen algoritma, kimsenin gözünün yaşına bakmadan ceza kesmeye başlardı.

Bu süreç zarfında sıralamalardan geri dönmemek üzere yok olan web sitelerinden sayfalarca geriye düşenlere kadar ceza kesilenlere, yaptığı yanlıştan dönmek üzere süre verilirdi. Tabi, bu sürenin yaygın olarak 6 ay kadar olduğu söylenir ancak ceza kesilen web sitesi sahiplerinin daha da uzun beklemesi gerekebilirdi. Algoritma güncellemesinde bu sorunu yaşayanlara Google bir nevi; “link inşasında, içeriğinde ve etiketlerin yönetiminde yanlış bir şeyler yaptın ve cezalandırıldın. Şimdi tüm bu hatalarını düzelt ve bir sonraki güncellemeye kadar bekle” demiş oluyordu. Ne var ki, Penguen algoritmasının geldiği son nokta itibarıyla yani 4.0 güncellemesinden hemen sonra bu durumun değiştiğini görüyoruz.

Tüm siteyi bir bütün olarak değerlendiren eski Penguen algoritmaları (-ki Panda’nın da geçmişte bundan farklı olmadığını görüyoruz) birkaç sayfada kötü linkler olsa dahi tüm domaini bu gidişattan sorumlu tutuyordu. Yani eski Penguen için bir sayfanın “kötü” olmasıyla tüm sitenin kötü olması arasında pek de fark yoktu, zira Penguen tüm sayfaları aynı bütünün parçası olarak kabul ediyor; “tek sayfa=tüm site” diyebiliyordu. Tabi, kaideyi bozmayan bazı istisnai durumlar hariç.

Sayfayı ve Domaini Cezalandırmak Arasındaki Fark

Eski Penguen site sahiplerine adeta “sen bu sayfada Spam yapıyorsun, ben de tüm domaine ceza kesiyorum” derken yeni güncelleme sonrasında algoritmanın parçalardaki sorunun, bütünü ne kadar alâkadar ettiğiyle ilgilendiğini görüyoruz. Bu değişiklikse çok ama çok önemli! Artık her sayfanın kendi başına cezalandırıldığı yeni bir döneme girdiğimizi işaret eden bu değişiklik, bilhassa birkaç sayfadan oluşmayan girift yapılı web siteleri için sevindirici bir haber. Yüzlerce, binlerce sayfayı nasıl sürekli “Google’ın istediği gibi” tutacağını merak eden ve birkaç sayfadaki problem yüzünden cezanın tüm siteye kesildiğinden şikâyet edenler yeni Penguen’i daha fazla sevecekmiş gibi görünüyor. Aslında bu adımlar neticesindeki sayfalardaki “kötü” linklerde kurtulan (disavoewing) site sahipleri bir yandan da Google’ın tüm bu işe yaramayan linkler hakkında bilgi edinmesini sağlıyor. Bu işlemleri yapan site sahipleri sayesinde hangi linklerin çöp olduğunu öğrenen Google ise şüphesiz tüm bu bilgiyi bir sonraki güncellemesi için kaynak olarak kullanacaktır…

Tamseo

Link İnşası Hakkında 6 Efsane

Arama motoru optimizasyonu dendiğinde konuyla uzaktan yakından ilgili fark etmeden herkesin aklına gelen ilk uygulama olan link inşası, aynı zamanda en çok spekülasyon yapılan ve pek çok efsaneye de ev sahipliği yapan bir konu. Bloglardan sosyal medyadaki paylaşımlara kadar hemen her yerde karşımıza çıkan bu efsaneler bazen oldukça geniş bir takipçi kitlesine sahip web sitelerinde dahi yayımlanabiliyor. TamSEO olarak bize de sıkça sorulan ve bazen de blog bölümümüzdeki içeriklerin yorumlarında karşılaştığımız sorular, webmaster veya e-ticaret sektörüne yeni girmiş firma sahiplerinin büyük kısmının kulaktan dolma bilgilere güvendiğini gösteriyor. Hal böyle olunca link inşası hakkında sıkça söylenen ve düşünenden de daha geniş bir kesimin sorgulamadan uygulamaya çalıştığı bu efsanelerden bahsetmemek olmazdı.

  1. PageRank Değeri Sizinkinden Düşük Sitelerden Link Almayın

Çoğu site sahibi ve SEO hizmetleri veren webmaster, çalışmalarının merkezini oluşturan link inşasında önceliği yüksek PageRank değerli sitelere veriyor. Bunda şaşılacak bir durum olmasa da, kendi sitesinden daha düşük PageRank değerine sahip sitelerden asla link alınmamasını gerektiğini düşünenler de var. Lafı uzatmadan en baştan söylemek gerekiyor ki, bu düşünce baştan sona yanlış. Google metrikleriyle ilgili küçük bir araştırma yapanların dahi hemen fark edeceği üzere hangi güncelleme gelirse gelsin, Google algoritmasının kendisi zaten bu mantıkla çalışmıyor ve çalışamaz da…

SEO uygulamalarıyla bizzat ilgilenmeye ve bu doğrultuda çalışmalara başlayan çoğu site sahibi herhalde bugüne kadar yerli içerikler dâhil, pek çok web sitesinde PageRank değerlerine göre sitelerden gelen linklerin değerini gösteren tablolar görmüştür. Yüksek değere sahip web sitelerinden gelen tek bir linkin, daha düşük değerli sitelerden gelen yüzler ve bazen binlerce linke eşdeğer olduğunu gösteren bu tablolar bahsi geçen hatalı algının şekillenmesinde oldukça etkili. Düşük değerli web sitelerinden binlerce link alan bir siteyi, sadece yüksek otoriteye sahip tek bir web sitesinden link almış bir diğeriyle eşit olarak görmekse zaten irrasyonel bir tutum. Zengin ve özgün içeriklerin yer aldığı ancak düşük otoriteye sahip sitelerden, bloglardan yüzlerce editöryal link alan bir web sitesini, yüksek otoriteye sahip sadece birkaç siteden link almış diğer siteyle eş tutmamak lazım. Ayrıca bu düşük otoriteye sahip web sitelerinden gelen linkler, yüksek otoriteye sahip tek siteden gelen linkten çok ama çok daha fazla trafik sağlayabilir ki; linklerin kazandırdığı trafiği de gözden kaçırmayan Google algoritması için bu önemli bir etkendir.

Az sayıda linke sahip ve sosyal medya aktivitesi de minimum düzeyde olan yeni web sitelerinden dahi tereddüt etmeden link alabilirsiniz; tabi, bu web siteleri Spam içerik üretmiyor, içeriğe dair tüm editöryal düzenlemelere önem veriyor ve ayrıca bildiğiniz diğer güvenilir web sitelerini de aynı şekilde link veriyorsa.

  1. Çok Hızlı Link Almayın, Cezalandırılırsınız!

Bu da link inşasına dair yaygın kabul bir efsane. Zira Google algoritması web sitenizin bir yayın hayatına başladığı ilk ayda kaç link aldığını ve bir sonraki ay alınan linklerin sayısının daha da artması durumunda ceza kesmeye programlanmış değil. Buradaki temel problem; niceliğe odaklı değil, niteliğe bakarak hareket etmemekten kaynaklı. Düşük kalitede ve büyük bölümü “Spammer” damgası yemiş web sitelerinden gelen yüzlerce linkle haftalar içinde, istenen sadece birkaç kelimede ilk sayfaya gelmeyi isteyenlerin deneyiminden kaynaklı bu algı tamamen bir SEO efsanesi. Birkaç web sitesinin işaret ettiği ve Spam olma ihtimali kuvvetle muhtemel linklerin hızla artması durumunda Google daha da yakından bakmak isteyerek, önce bu linkleri veren siteleri ve sonrasındaysa sitenizi cezalandırabilir. Bu durumda problem kaç tane link alındığı değil, bu linklerin nereden geldiği yani niteliğidir. Gri veya siyah şapka SEO (grey/black hat SEO)yapanlar içinse bu durum zaten baştan göze alınması gereken bir risktir. Tabi, ne yaptıklarını biliyorlarsa…

Eğer burada TamSEO olarak verdiğimiz tavsiyeleri referans alarak SEO çalışmalarınızın omurgasını oluşturan link inşasına başladıysanız endişelenmeniz gereken sitenize ne kadar hızlı link aldığınız değil, aldığınız linklerin organik olup olmaması ve bu linklerin geldiği web sitelerinin Google nazarındaki otoritesidir.

  1. Diğer Sitelere Çok Fazla Link Vermek, Domain Otoritenizi Azaltır

Bazı web sitesi sahipleri link alma konusunda ne kadar iştahlıysa söz konusu internetin temel gayesi olan paylaşımın diğer yüzü olan link verme olduğunda bir o kadar cimrileşiyor. Bu isteksizliğin odağında link inşasıyla ilgili bir diğer efsane olan; link çıkışlarının domain otoritesini azaltacağı ve alınan linklerin de etkisini zayıflatacağı yatmakta. Baştan sona irrasyonel olan bu düşünce sadece Google algoritmasının değil, internetin kullanım mantığına da baştan sona aykırı.

Uzun zaman, oldukça uzun zaman öncesine dayalı az da olsa bir mantığa sahip olan bu düşüncenin şekillenmesini sağlayan gerçekler aslında tarihsel olarak bakıldığında PageRank hesaplamalarında bir giriş-çıkış sisteminin bulunmasıdır. Tek sayfadan onlarca web sitesini işaret eden yüzlerce linkin çıktığı, bu günümüz şartlarında “tarih öncesi” olarak nitelendirilebilecek dönemde spammer sitelerin ayıklanması için kullanılan sistemse çok ama çok uzun zaman önce değiştirildi. Sayfaya gelen linkler ile sayfadan çıkan linklerin birbirine oranlanarak hesaplamaların yapıldığı bu yöntemleri bugün için “dinozor SEO” olarak adlandırmak mümkün. Spam linklerin ayıklanması için üzerinde uzun çalışmalar neticesinde geliştirilen ve etkinleştirildiğinde SEO forumlarında pek çok tartışmaya da sebep olan 2011 Google Panda güncellemesinin “çok öncesine” ait bir dönemde uygulanan bu yöntemi referans almak, yarar sağlamayacağı gibi size pek çok şey kaybettirecektir. Belki link alma konusunda hevesli olduğunuz kadar olmayabilir ancak güvendiğiniz adresleri işaret edecek ve site ziyaretçilerini bilgilendirecek linkleri verme konusunda tereddüt etmeyin.

  1. Anahtar Kelimeler ile Linkler Arasındaki Oranı Hesaplayın

Web sitesinin hangi kelimelerde yükselmesi istendiğine göre anahtar kelimelerin (keywords, anchor text) belirlenmesi, bu anahtar kelimelerin kaç adet olduğu, link çıkışının yapılacağı her bir metinin kaç adet kelime içerdiği, link çıkışı yapılan anahtar kelimelerin işaret ettiği linklerle uyumu, domain ve marka ismiyle seçilen anahtar kelimelerin uyumu ve daha da fazlası… Anahtar kelimeler üzerinden gerçekleştirilen link inşasıyla alakalı en ince detayına kadar hesaplanan o kadar fazla detay var ki, bu detayları hesaplayanlar “organik” linkleri veren kişilerin bu tip hesapların hiçbiriyle ilgilenmediğini unutuyor. Blog sitesinde yayımladığı bir yazıda, herhangi bir ticari kaygısı veya SEO çalışmalarına dair en ufak bir fikri olmadan link veren Bloggerın bu hesapları yapmadığı aşikâr. Tabi, burada gri ve siyah şapka SEO yapanları bir kenara ayırmak gerektiğini de vurgulamak lazım…

Link çıkışı yapılan uyumlu anahtar kelimelerde kullanılan terimler ile bu linklerin işaret ettiği linklerin birbiriyle ne kadar uyumlu olduğundan hangi kelimeden kaç link çıkıldığına, aslında bu tip oran hesaplamaları boşa zaman ve enerji kaybı. Eğer TamSEO olarak burada verdiğimiz beyaz şapka SEO uygulamalarını referans alıyorsanız zaten anahtar kelimeler ile linkler arasındaki oranlara dair obsesyona dönüşen detaylarla ilgili hesaplamalar yapmazsınız. Google anahtar kelimelerinize göz atarken tüm linklerin belli birkaç anahtar kelime üzerinden geldiğini ve genellikle aynı sayfayı işaret ettiğini görürse işte o zaman radara yakalanırsınız. Özellikle gri şapka SEO çalışmalarında bu durum da bir risk olarak göz alınır ve en baştan bu riske girmeye değer olup olmadığı hesaplanır. Ancak bir kez daha hatırlatmakta yarar var ki, bu şekilde anahtar kelimelerle linkler arasındaki oranı saplantılı bir şekilde hesaplayarak uzun vadeli fayda sağlayacak bir SEO çalışmasını rasyonel biçimde yürütmeniz çok zor ve ekseriyetle de imkânsızdır…

  1. Asla Kimseden Doğrudan Link İstemeyin, Riske Girmeyin

Link inşasına dair efsanelerin belki de en anlaşılabilir olanı, insanlardan link istemenin SEO çalışmanıza ve markanıza zarar verebilme potansiyelinin olduğu. Bazı firmalar e-posta göndererek veya sosyal medya araçları üzerinden; “şu sayfadan bize link verirseniz, size indirimli satış yaparız veya promosyon ürün göndeririz” gibi taleplerde bulunabiliyor. Hatta bu şekilde link takası yapan veya “bir şeyler” karşılığında belli markalara link veren kişilerin daha sonra şikâyet edildiği ve web sitelerinin internet çöplüğündeki ebedi yerini aldığına dair bazı forum postaları da mevcut. Tabi, bu durumun yaşanması gerçekten de en kötü senaryo.

Peki, baştan sona sizden, markanız veya satışa sunduğunuz bir üründen bahseden ancak sitenize herhangi bir referans linkin verilmediği içeriklerden link istemek kötü bir fikir mi?

Yeni web sitelerinin listelendiği pek çok web sitesi bulunuyor ve bu siteleri ziyaret ederek, link profili oldukça sade olan bu web sitelerinden link istemek, patron Google tarafından belirlenen kurallara aykırı değil. Ancak bunu yapmanın “iyi niyetli” yolları olduğu gibi, er ya da geç bir spammer damgası yemenize yol açabilecek yolları da var. Dolayısıyla ortada bir alışveriş yani sadece para karşılığında birkaç linkin alınması gibi tek düze, amacı baştan belli bir durum olmadıkça link istemede sakınca yok. Özellikle sizden bahsedilen ama herhangi bir referans linkin kullanılmadığı sayfalar link isteyerek, link profilinizin çeşitliliğini arttırmak açısından oldukça faydalı olabilir.

  1. Birden Fazla Link Çıkan Sayfaların Linkleri Değersizdir

Sayfadan birden fazla link çıkması durumunda, ikinci çıkışın yapılması ile diğer tüm linklerin “öleceği” de SEO planlarının omuriliğini oluşturan link inşasında sıkça karşılaşılan bir efsane. Domainin link çeşitliliğinin en önemli SEO metriği olduğunu düşünerek ortaya atılan bu görüş, farklı anahtar kelimelere ev sahipliği yapan domainlerden gelen linklerin her zaman için sadece tek olduğunda siteye değer katacağıdır. Peki, herhangi bir siteden link aldıktan sonra aynı sitenin, aynı sayfadan ikinci linki veya onlarca sayfadan yüzlerce link vermesi durumunda ne olacak?

Teknolojik ürünler odaklı bir e-ticaret planınız var ve firmanız yoğun emek verdikten sonra kâr marjını hayal ettiğiniz seviyelere getirmeye, siteniz bir markaya dönüşmeye başladı. Ancak bu zaman zarfında firmanızdan alışveriş yapanların sayısı da doğal olarak arttı ve artık Türkiye’nin en çok ziyaret edilen teknoloji forumunda e-ticaret markanız ve satışa sunduğunuz ürünlerle ilgili başlıklar açılmaya başlandı. Hadi gelin rasyonel bir şekilde düşünelim. Bu ülkenin en çok ziyaretçi alan teknoloji forumunda markanızla ilgili açılan ve genellikle de sitenize link verilen forum postları reklamınızı yaparak size avantaj mı sağlıyor yoksa SEO planınızı alt üst mü ediyor? Bazen aynı sayfadan birkaç farklı link çıkışının olduğu ilgili forum sitesi, ülkenin en çok ziyaretçi çeken forumu olarak yüksek bir otoriteye sahip olduğundan aslında buradan ne kadar fazla link geldiğine takılmamanız lazım. Aslında bir e-ticaret markası yönetiyorsanız bu gibi bir durumda önemsemeniz gereken kaç link geldiği değil, bu linklerin çıktığı sayfalarda markanız ve ürünlerinizle ilgili ne söylendiği…

Yoğun ziyaretçi çeken web siteleri, forumlardan sitenize çok fazla link çıkması çok normal olduğundan bu durumun Google açısından hiçbir sakıncası da olmayacaktır. Bu linklerin aynı sayfadan gelmesi dahi şayet linklerin çıktığı web sayfası sadece organik, bizzat kullanıcılardan gelen linklere izin veriyorsa sizin için yoğun “trafik” demektir. Bu büyük trafik potansiyelini avantaja çevirmek yerine aynı sayfadan veya siteden kaç link çıkışı yapıldığında takılmayın.

Google’ın SEO Tavsiyelerini Ne Kadar Umursamalısınız?

Google bünyesinde aktif görev alan ve pek çoğu sosyal medyada binlerce kullanıcı tarafından takip edilen SEO gurularının yaptığı açıklamalar her zaman için SEO uzmanları ve web sitesi sahiplerinin çalışmalarına yön vermiştir. Bu kişilerin SEO çalışmalarına dair yorumları doğrudan Google tarafından yapılmış açıklamalar olduğu için fazla sorgulanmadan, doğrudan katı SEO kuralları olarak algılanmasına rağmen aslında iş uygulamaya geldiğinde bazı çelişkiler yaşanabiliyor. Dolayısıyla akla gelen ilk soru; “Google’dan gelen SEO tavsiyelerinin ne kadarını umursamalı ve bu tavsiyelerin ne kadarına uymalıyım?” oluyor…

Google’ın SEO Guruları

Yazıya, Google bünyesinde çalıştığı için bir SEO gurusu olarak adlandırılan ve arama motoru optimizasyonu konusunda yaptığı açıklamalar pek çok web sitesinde yayımlanan kişilerden birinin açıklaması ve bu açıklamanın gerçek zamanlı uygulamasındaki tezatlığına dair bir örnek vererek başlayayım. Genellikle alıntı yaparken “Google’dan birisinin/birilerinin dediğine göre” şeklinde ifadeler kullanmamıza karşın bu sefer açıklamanın kaynağı da verelim. Twitter hesabı 10 binin üzerinde kişi tarafından takip edilen Gary Illyes isimli bir Google çalışanı 301 yönlendirme sayfalarına dair yaptığı açıklama ilk örneğimiz olsun. Bu kişinin yaptığı açıklama, SEO uzmanları ve bu işle yakından ilgili olan web masterların “Google’dan birisinin dediğine göre” ifadesi kullanılarak alıntılanan ve çoğunlukla da sorgulanmadan kabul edilen SEO gerçeklerine dönüşebiliyor. Yapılan açıklamada; “301, 302, 307 fark etmeden hangisi size daha mantıklı geliyorsa o hata kodlu yönlendirme sayfasını kullanın. Google için hepsi bir” şeklinde bir tavsiyede bulunuluyor. Peki, gerçekten öyle mi?

Bu açıklamadan hemen sonra pek çok yapancı SEO forumu ve web sitesinde artık 30x yönlendirme sayfaları hakkında endişelenmemiz, hangisi istersek onu kullanabileceğimizle ilgili onlarca yazıya rastladık. Bu tavsiyelerde tüm web masterlara dilediği yönlendirme sayfasını kullanabileceği, bunların Google gözünde herhangi bir fark yaratmayacağı söyleniyordu. Ancak uygulamada 307,302 gibi farklı sayfaların tamamının 301 yönlendirmeye çevrilmesi durumunda, bu sayfaların Google üzerinden daha fazla ziyaretçi aldığı yani algoritmanın bu 301 yeniden yönlendirme sayfalarına daha fazla trafik sağladığı görüldü. Bunun sebebiyle alakalı SEO forumlarında hala pek çok tartışma başlığı mevcut. Görünüşe göre 301 yeniden yönlendirme sayfaları Google’ın 1997’den bu yana kullandığı PageRank sistemi tarafından daha güvenilir bağlantılar olarak algılanıyor ve spam ihtimali düştüğünden, arama motoru bu sayfalara daha fazla trafik akışı sağlayabiliyor. Tabi burada uygulamanın nasıl yapıldığı da önemli…

External Linklerin Durumu

Google’dan birilerinin açıklaması; “diğer siteleri işaret eden external linkler, PageRank açısından spesifik bir işlevi yok. Ancak bu linkler içerik değerini arttırabilir” şeklinde olsa da aslında bu açıklama kendi içinde iki tezat barındırıyor. John Mueller’dan gelme ihtimali oldukça kuvvetli olan bu açıklamaya bakarak veya bu açıklamayla size tavsiyeler veren web sitelerine güvenerek, sayfadaki linklerin nereyi işaret ettiğiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Oysa external linkler PageRank açısından işlevsiz olurken aynı zamanda içeriğin kalitesini arttıramaz çünkü bu iki kavram birbiriyle tezattır. Zira yayımladığınız içeriğin kalitesinin artması, arama motorunun daha değerli gördüğü sayfayı daha yukarı çıkartması ve otomatikman bu sayfanın daha fazla trafik alması anlamına gelir. “External linkler PageRank açısından önemli değil” ile “bu linkler içerik kalitesini etkiliyor” SEO açısından taban tabana zıt ifadeler olarak zaten birbirini yalanlıyor…

Bu linklerin PageRank açısından doğrusal bir faktör olmamasına karşın içeriğin kalitesini etkilediği, sayfadaki içeriğin kalitesinin artması sayfa değerini ve dolayısıyla sayfa değerindeki bu durumun web sitesinin değerini de arttığı bir gerçek. Bu açıklamada geçen “spesifik” ifadesinin nasıl yorumlandığı, external linklerin PageRank değeri açısından önemli olup olmadığını belirliyor. Yapılan açıklamayı nasıl yorumlayacağınız veya bu açıklamanın SEO uygulamalarında neyi değiştireceğiyle ilgili bilgilenmek adına takip ettiğiniz web sitelerinin ne anladığı çok ama çok önemli. Aynı durum Do-Follow ve No-Follow linkler için de pek çok kez söylenmişti ki, aslında bu tip öneriler hakkında nihai sonuca varmanın garantili yolu; test etmek.

Hangi Açıklamaya Güvenebilirim?

Google bünyesinde görev alan kişilerin arama motoru optimizasyonu konusunda yaptığı açıklamalarda her zaman açık pencereler olabileceğini unutmadan, aslında bu tip açıklamalarda en rasyonel tutum; denemeden veya güvendiğiniz kişiler tarafından test edilmesini beklemeden harekete geçmemek. Zaten bu sebeple hemen herkesin en çok sevdiği SEO gurusu Matt Cutts olmaya devam ediyor. Kendisine sorulan pek çok soruda doğrudan yanıt vermek ve “kesinlikle benim dediğim gibi” demek yerine çoğu zaman; “Bu sorduğunuzu ben de bilmiyorum, izin verin bunu ekibimle beraber test edelim ve elde ettiğimiz sonuçlara göre tekrar açıklama yapayım” diyor. Aksi halde bu kadar fazla insanın, SEO ile doğrudan veya dolaylı yoldan alakalı yüzlerce açıklamasının hangisine güvenileceği Arapsaçına dönen bir karmaşa haline gelirdi… Göründüğü kadar teknik anlamda yanlış ancak kulağa doğruymuş gibi gelen Google açıklamalarında, uygulanması halinde gözlenebilir fark yaratmayacak ancak mantık çerçevesinde değerlendirildiğinde siteye herhangi bir zarar da vermeyecek önerileri test etmek en mantıklısı.

Google’dan gelen açıklamaları yapan kişiler genellikle yüzlerce, belki binlerce kişinin oluşturduğu birkaç farklı ekibin başındaki, kafası bir hayli karışık ve yoğun kişiler olarak açıklamalarında genellikle karmaşık bir dil kullanıyor ve konular havada kalabiliyor. Nitekim yeniden yönlendirme sayfalarıyla ilgili bahsi geçen konuyla alakalı Gary birkaç hafta sonra tekrar açıklama yaparak, açıklamasında bahsetmeyi unuttuğu pek çok teknik detaya dair açıklamalarda bulundu. Eğer uzun zamandır uyguladığınız ve işe yaradığından emin olduğunuz SEO stratejinizi tamamen çökertecek bir Google açıklamasıyla karşılaşıyorsanız, bu açıklamalara temkinli yaklaşmanızda yarar var. Zira muhtemelen açıklamayı yapan kişi birkaç gün veya hafta sonra; “burada şunu, şunu ve şunları da söylemeyi unutmuşum” tarzında yeni bir açıklama yapacaktır. Dolayısıyla kendi bildiklerimizi ve uygulama konusundaki işlevselliğinden emin olduğumuz konularda yapılan açıklamalarda hemen gemileri yakmamak, konuya biraz sabırlı ve temkinli yaklaşmak en iyisi.